Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, depremin yerin 7.52 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi. Yaşanan sarsıntılar sonrası “Antalya’da büyük bir deprem olur mu?” sorusu kamuoyunda yeniden tartışılmaya başlandı.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, yaşanan sarsıntıların ardından yaptığı değerlendirmede, kamuoyunda dolaşan yüzeysel yorumlara karşı uyarılarda bulundu. Depremle ilgili bilimsel temele dayanmayan yorumların tehlikeli olabileceğini belirten Karaman, “Fay hatlarını detaylı saha çalışmalarıyla incelemeden yapılan değerlendirmeler doğru sonuç vermez. Maalesef son günlerde kamuoyunda bilimsel verilerden uzak, yüzeysel yorumların arttığını görüyoruz. Bu da toplumda yanlış algılar oluşturuyor” dedi.
Depremlerin doğal bir süreç olduğuna dikkat çeken Karaman, “Depremler, dünyanın jeolojik oluşumunun kaçınılmaz bir parçasıdır. Levha hareketleri, kıta kaymaları ve yer kabuğundaki değişimler bu sürecin temelini oluşturur. Yani deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
‘FAYIN ÖZELLİĞİ DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ BELİRLER’
Fay hatlarının özelliklerinin deprem şiddeti üzerinde belirleyici olduğunu vurgulayan Karaman, “Bir fayın doğrultusu, uzunluğu ve uzanımı o fayın üretebileceği depremin büyüklüğünü doğrudan etkiler. Fay ne kadar uzunsa, potansiyel deprem büyüklüğü de o ölçüde artar. Ayrıca normal, ters ve doğrultu atımlı faylar gibi farklı türler de farklı davranışlar sergiler” diye konuştu.
‘9 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLEMİYORUZ’
Türkiye’de çok büyük ölçekli depremlerle ilgili yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken Karaman, “Ülkemizde 500-600 kilometre uzunluğunda tek parça fay hatları bulunmuyor. Bu nedenle 9 büyüklüğünde bir deprem beklemiyoruz. Ancak bu, risk olmadığı anlamına gelmez. Zaman zaman 7-8 büyüklüğünde depremler yaşanabilir. Türkiye’de daha sık karşılaştığımız depremler ise 5-6 büyüklüğünde orta şiddetli depremlerdir” dedi.
‘AKDENİZ’DE SİSMİK BOŞLUKLAR VAR’
Akdeniz bölgesine özel uyarılarda da bulunan Karaman, “Bu bölgede dalma-batma zonları mevcut. Bu tür alanlarda sismik boşluk dediğimiz, uzun süre enerji biriktiren ve potansiyel olarak büyük depremler üretebilecek alanlar bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki hareketlilik dikkatle izlenmeli” ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş depremlerini hatırlatan Karaman, “Büyük depremler yalnızca binaları yıkmaz. Yolların yer değiştirdiğini, tarım arazilerinin kaydığını ve ciddi yüzey kırıklarının oluştuğunu gördük. Bu tür olaylar depremin ne kadar büyük bir doğa olayı olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.
‘BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN UZAK DURULMALI’
Deprem konusunda yalnızca uzmanların konuşması gerektiğini vurgulayan Karaman, “Nasıl ki her hastalığı her doktor tedavi edemezse, deprem konusunda da uzman olmayan kişilerin yaptığı yorumlar yanıltıcı olabilir. Bilgi kirliliği toplumda gereksiz panik oluşturur” diye konuştu.
‘MESELE DEPREM DEĞİL, HAZIRLIK’
Depremle mücadelede bilimsel yaklaşımın şart olduğunu belirten Karaman, “Açıkça ifade ediyoruz ki depremler kader değildir. Bilim ve doğru mühendislik uygulamalarıyla yıkımların önüne geçmek mümkündür. Önemli olan depremin olup olmayacağı değil, bizim ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur. Jeofizik, jeoloji ve inşaat mühendisliği birlikte çalışmadan güvenli yapılar inşa edemeyiz. Doğru zemin etütleri yapılmadan, yerel koşullar analiz edilmeden inşa edilen yapılar risk taşır. Bu bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.
‘DENETİM EKSİKLİĞİ EN BÜYÜK SORUN’
6 Şubat depremlerinin önemli dersler içerdiğini belirten Karaman, “Sorun mevzuat eksikliği değil, mevcut kuralların sahada yeterince uygulanmamasıdır. Denetim mekanizmaları zayıf kaldığında en iyi yönetmelikler bile yetersiz hale gelir” ifadelerini kullandı.
Kaçak yapılaşmaya da değinen Karaman, “Ruhsatsız ve riskli yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemeli. Özellikle zemin açısından uygun olmayan alanlar yapılaşmaya kapatılmalı ve yeşil alan olarak değerlendirilmelidir” dedi.
Tüm kurumlara çağrıda bulunan Karaman, “Depreme dayanıklı kentler ancak bilimin rehberliğinde mümkündür. Artık sorumluluk alma zamanı. Gelecekte benzer acıları yaşamamak için bugün harekete geçmek zorundayız” diye konuştu.





