Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya’nın Aksu ilçesinde bulunan Aksu Nehri ve çevresindeki plastik kirliliği tepki çekti. Akdeniz Çevre Platformu’nun (AKÇEP) kurucu üyeleri Sera Öner ve Gamze Pelin Demircan, nehir yatağında yaptıkları incelemelerde çok sayıda plastik atık tespit edildiğini belirterek çevresel tahribata dikkat çekti.

AKÇEP kurucu üyesi Sera Öner, nehirlerin yalnızca su yataklarından ibaret olmadığını, çok sayıda canlı türüne yaşam alanı sunduğunu ve tarımsal üretim açısından da önemli doğal koridorlar olduğunu söyledi. Öner, Aksu Nehri’ndeki kirliliğin boyutuna ilişkin, “COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya’nın Aksu ilçesinde, Aksu Nehri’nin karşı karşıya bırakıldığı çevresel tahribat oldukça büyük. Nehirler yalnızca su yatakları değildir. Onlar; binlerce kuş, balık, sucul canlı ve bitki türünün yaşam alanı, tarımsal üretimin doğal destekçisi ve ekosistemlerin sürekliliğini sağlayan hayati koridorlardır” dedi.

“SERA NAYLONLARI NEHİR HAVZASINA ATILIYOR”
Aksu’nun Boztepe Mahallesi’nde denize doğru ilerleyen plastik atıkların önemli bölümünün vahşi seracılık faaliyetlerinden kaynaklandığını belirten Öner, sera naylonları, fide ipleri ve fide viyollerinin kontrolsüz biçimde doğaya bırakıldığını ifade etti. Öner, “Aksu’nun Boztepe Mahallesi’nde görülen ve denize akan bu plastiklerin büyük bir bölümünü vahşi seracılık faaliyetleri oluşturmakta. Sera naylonları, fide ipleri, fide viyolleri kontrolsüz bir şekilde Aksu Nehri’ne ve nehir havzasına atılıyor” diye konuştu.

Nehir yatağına bırakılan plastiklerin zaman içerisinde parçalanarak mikroplastiklere dönüşebileceğine dikkat çeken Öner, bunun yalnızca görüntü kirliliği olmadığını vurguladı. Öner, “Nehir yatağına bırakılan her plastik parçası yalnızca görsel bir kirlilik yaratmıyor; zaman içerisinde parçalanarak mikroplastiklere dönüşüyor, sucul ekosisteme karışıyor ve besin zinciri üzerinden canlı yaşamını tehdit ediyor. Bir nehir kirletildiğinde yalnızca suyu değil; o suya bağlı bütün yaşamı kirletmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“AYNI SORUNU DİĞER İLÇELERDE DE GÖRDÜK”
Yapılan çalışmalar sırasında benzer kirliliğin Demre, Kumluca, Finike ve Gazipaşa ilçelerinde de tespit edildiğini belirten Öner, vatandaşlardan çok sayıda ihbar aldıklarını söyledi.

İhbarlar üzerine sahada incelemeler yaptıklarını aktaran Öner, tespitlerin ardından ilgili kamu kurumları ve yerel yönetimlerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Plastik atıkların düzenli şekilde toplanarak atık tesislerine taşınmasını talep ettiklerini belirten Öner, bu konuda gerekli adımların atılmadığını savundu. Öner, “Bu atıkların atık taşıyıcı kamyonlarla düzenli olarak atık tesislerine gönderilmesini talep etmemize rağmen yerel belediye bütün bu atıkları nehir yatağında bırakmayı ya da bir başka deyişle buraya sürmeyi tercih etmiş” dedi.

“GECE PLASTİK ATIKLAR YAKILIYOR”

Öner ayrıca özellikle gece saatlerinde plastik atıkların yakıldığı yönünde bilgiler aldıklarını belirtti. Plastiklerin yakılmasının hem doğaya hem de bölgede yaşayan insanlara zarar verdiğini ifade eden Öner, bunun çevre açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. “Özellikle geceleri bu plastik atıkların yakıldığı bilgisini aldık” diyen Öner, “Bu işlem sonucunda hem bölgenin doğası zarar görüyor hem de çevrede yaşayan insanlar dahil diğer hayvanların solunum sıkıntıları çektiğini öğreniyoruz. Bu, ilgili mevzuata göre çevre suçudur” ifadelerini kullandı. Yetkililere ve seracılara çağrıda bulunan Öner, “Buradan yetkililere sesleniyoruz. Sera faaliyetlerini ıslah edin. Bu kirliliğin önüne geçin” dedi.

“DOĞANIN HAFIZASI VARDIR”

Aksu Nehri’ndeki kirliliğin gelecek kuşaklar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sera Öner doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorumluluğu olduğunu söyledi. Öner, “Doğanın hafızası vardır. Nehirlerin hafızası vardır. Ve gelecek kuşakların, bugün doğaya verdiğimiz her zararla ilgili bizden soracağı çok şey olacak. Doğayı korumak bir tercih değil; ortak yaşam hakkımıza ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz” dedi

DEMİRCAN: “ÇEVRE KİRLİLİĞİ YALNIZCA VATANDAŞIN SORUMLULUĞUNA BIRAKILAMAZ”

AKÇEP kurucu üyesi Gamze Pelin Demircan da Aksu Nehri’ndeki kirliliğin yalnızca bireysel sorumluluk üzerinden ele alınamayacağını belirtti. Demircan, yerel yönetimlerin denetim, temizlik ve atık yönetimi konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Demircan, “Platform kurucularından biri olarak şunu açıkça ifade etmek isterim; çevre kirliliği yalnızca vatandaşın sorumluluğuna bırakılamaz. Aksu Nehri’nde gördüğümüz tablo, atığı doğaya bırakanların sorumluluğu kadar, yerel yönetimlerin denetim, temizlik, atık yönetimi ve önleyici çevre politikalarındaki sorumluluğunu da gündeme getirmektedir” dedi.

Nehir yatağındaki kirliliğin etkin denetim ve düzenli temizlik mekanizmalarıyla önlenebileceğini belirten Demircan, ihlallerin tespit edilmesi halinde yaptırım uygulanması gerektiğini ifade etti. Demircan, “Bir nehir yatağı plastiklerle, sera naylonlarıyla ve çeşitli atıklarla doluyorsa; yalnızca ‘vatandaş duyarlı olsun’ demek yeterli değildir. Etkin denetim yapılmalı, atıkların kaynağında kontrolü sağlanmalı, düzenli temizlik ve izleme mekanizmaları oluşturulmalı, ihlallerin tespiti halinde mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır” diye konuştu.

“AKSU NEHRİ KADERİNE TERK EDİLECEK BİR ALAN DEĞİLDİR”

Antalya’nın COP31 sürecinde çevre politikaları açısından daha yüksek bir sorumluluk standardı ortaya koyması gerektiğini savunan Demircan, Aksu Nehri’ndeki kirliliğin görmezden gelinemeyeceğini söyledi. Demircan, “Üstelik COP31 gibi iklim gündeminin küresel ölçekte tartışılacağı bir sürece ev sahipliği yapan Antalya’da, kendi doğal varlıklarımızın korunması konusunda çok daha yüksek bir sorumluluk standardı ortaya koymamız gerekiyor” dedi.

Platform olarak yalnızca sorunları gündeme getirmekle yetinmediklerini belirten Demircan, ilgili kurumların görevlerini yerine getirmesi için çözüm ve iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Aksu Nehri kaderine terk edilecek bir alan değildir” diyen Demircan, “Doğayı kirleten kadar, kirliliği görmezden gelen ve gerekli önlemleri zamanında almayan yönetim anlayışı da sorgulanmalıdır. Çünkü temiz bir çevre, iyi niyet beyanlarıyla değil; denetim, yaptırım, sürekli izleme ve kararlı kamu yönetimiyle mümkün olur” diye konuştu. Demircan, açıklamasının sonunda seracılara da çağrıda bulunarak, “Seracılar, size de sesleniyorum: Kirleten öder” ifadelerini kullandı.

.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ