Kadınların eğitim hayatının uzaması, kariyer planları, evlilik yaşının yükselmesi ve sosyoekonomik nedenler nedeniyle anne olma yaşı her geçen yıl artıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Doktor Nesil Çavuşoğlu Ersöz, ileri yaş gebeliklerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, bilinçli planlama ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik sürecinin mümkün olduğunu söyledi.

Türkiye'de anne olma yaşının son yıllarda belirgin şekilde yükseldiğini belirten Op. Dr. Nesil Çavuşoğlu Ersöz, “Ülkemizde 20 yıl önce doğumda ortalama anne yaşı 26,7 iken günümüzde bu yaş 29,2'ye yükseldi. Anne olma yaşındaki bu değişim kadınların sosyal hayattaki yerinin değişmesi, daha uzun süren eğitim hayatı, kariyer planlaması, evlilik yaşının yükselmesi ve sosyoekonomik sebeplerden dolayı aile planlamasının ileri yaşlara ertelendiğini gösteriyor” dedi.

Kadın Doğum Nesil Çavuşoğlu Ersöz

Yaşın hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Ersöz, “Kadınlar doğduklarında belirli sayıda yumurta hücresi ile doğar ve bu sayı yaş ilerledikçe azalır. Bunun yanında yumurta kalitesi de zamanla düşer ve bu değişim özellikle 35 yaşından sonra daha belirgin hale gelir. Bu nedenle yaş ilerledikçe hem doğal yolla gebe kalma olasılığı azalır hem de gebelikte bazı risklerin görülme sıklığı artar” ifadelerini kullandı.

‘35 YAŞINDAN SONRA GEBELİK MÜMKÜN’
35 yaş sonrasında gebelik elde etmenin mümkün olduğunu vurgulayan Ersöz, doğurganlık oranlarında yaşa bağlı düşüş yaşandığını belirtti. Ersöz, “35 yaş sonrasında gebelik tabii ki mümkün. Fakat 25 yaşında sağlıklı bir kadının korunmasız ve düzenli ilişki varlığında bir adet döngüsünde gebe kalma olasılığı yaklaşık yüzde 25 iken bu olasılık 35 yaşında yüzde 15'lere kadar düşebilmektedir. Doğurganlık 30'lu yaşlardan sonra azalmaya başlar ve bu azalma 35 yaşında hızlanır. 40 yaşından sonra ise hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesindeki değişim çok daha dramatik görülür” diye konuştu.

35 yaş sonrasında gebelik planlayan kadınların öncelikle jinekolojik kontrolden geçmesi gerektiğini belirten Ersöz, “35 yaşından sonra gebelik planlayacak kadınlar öncesinde mutlaka jinekolojik kontrol yaptırmalı, gerekli görülürse yumurtalık rezervleri değerlendirilmelidir. Özellikle ailesinde erken menopoz öyküsü olan kadınlar bu planlamayı ertelememeli. 35 yaş korkulacak bir uçurum kesinlikle değildir. Fakat bilinçli bir şekilde planlama yapılmazsa sonrasında pişmanlıklar yaşanabilir” dedi.

‘GEBELİK ÖNCESİ HAZIRLIK ÖNEMLİ’
Gebelik öncesinde sağlık değerlendirmesinin her yaştaki kadın için gerekli olduğuna işaret eden Ersöz, “Kişinin genel sağlık durumu, kronik rahatsızlıkları, kullandıkları ilaçlar gibi değerlendirilecek birçok konu var. Kişinin ideal kilosunda olması, kan şekeri düzeyleri, tansiyonu gibi birçok konuya dikkat etmek gerekiyor. Bir kadın gebe kalmadan önce ne kadar sağlıklıysa gebelik süreci de doğum sonrası süreci de o kadar sorunsuz ve konforlu geçer" ifadelerini kullandı.

İleri yaş gebeliklerinde bazı risklerin arttığını ancak düzenli takip ile başarılı sonuçlar alınabildiğini belirten Ersöz, “Her ne kadar bazı riskler artsa da yakın kontrol ve dikkatli bir takip ile 35 yaş sonrası gebelikler sağlıkla sonuçlanmakta. Burada anne yaşı önemli bir belirleyici olsa da annenin genel sağlık durumunun iyileştirilmesi, yaşam tarzının değiştirilmesi ve düzenli bir gebelik takibi ile mutlu sona varmak mümkün” dedi.

Anne Olma (2)

‘KROMOZOMAL ANOMALİLER AÇISINDAN RİSK ARTIYOR’
Günümüzde anne yaşı ne olursa olsun prenatal tarama testlerinin önerildiğini ifade eden Ersöz, 35 yaş sonrasında bazı kromozomal anomalilerin görülme riskinin arttığını söyledi. Ersöz, “35 yaş üzerinde Down Sendromu ve benzeri kromozomal anomalilerin görülme riski artıyor. Bu riskleri belirlemek için yaptığımız tarama testleri çok önemli. İkili, üçlü, dörtlü tarama testleri ve anne kanında fetal DNA testi ile risk değerlendirmesi yapılması, eğer bu testlerde yüksek bir risk saptanırsa amniyosentez gibi tanı testlerinin yapılması gerekir. Detaylı ultrason takibi ile de yapısal anomaliler saptanabiliyor” diye konuştu.

GEBELİK ŞEKERİ VE PREEKLAMPSİ RİSKİ
İleri yaş gebeliklerinde gestasyonel diyabet riskinin de arttığını kaydeden Ersöz, “Halk arasında gebelik şekeri olarak bilinen gestasyonel diyabet görülme sıklığı bu yaşlarda artabilir. Hem anne hem bebek için tehlikeli olan bu durum annede hipertansiyon ve sezaryen doğum ihtimalini, bebekte ise iri bebek, doğum travması ve yenidoğan döneminde şeker düşüklüğü benzeri birçok zorluk yaratıyor” dedi.

Gebeliğin 24'üncü haftasında yapılan tarama testlerinin önemine dikkat çeken Ersöz, “24. haftada yapılan gestasyonel diyabet tarama testi ile bu durumu erkenden tespit ediyor ve diyet, egzersiz ve gerekirse ilaç başlayarak bu durumun tehlikelerini daha ortaya çıkmadan yok edebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Preeklampsi olarak bilinen gebelik tansiyonunun da ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü belirten Ersöz, “Yapılan çalışmalar gebelik tansiyonu yani preeklampsi dediğimiz durumun da ileri yaşlarda daha sık ortaya çıktığını gösteriyor. Tansiyon takibi, ultrasonda bebeğin büyüme takibi ve çeşitli tetkiklerle preeklampsi erkenden tanınabilir ve doğum planlaması yapılabilir” dedi.

DÜŞÜK VE ERKEN DOĞUM RİSKİ
İleri yaş gebeliklerinde düşük riskinin artabileceğini belirten Ersöz, “Gebelik kaybı yani düşük olma olasılığı artabilir. Bunun sebebi yumurta hücrelerinin yaşlanmasına bağlı sağlıklı gebelik oluşmaması da olabilir. Bu sebeple gebeliğin ilk trimesteri dediğimiz 14. haftaya kadar olan süre çok önemli” diye konuştu.

35 yaş üzeri olmanın tek başına sezaryen nedeni olmadığını ifade eden Ersöz, “35 yaş üzerinde olmak tek başına bir sezaryen sebebi değildir. Ama bu gebelerimizde doğum süresinin uzaması, doğumun ilerlemesinde aksama ve bu sebeplerden dolayı sezaryen doğum gereksinimi oluşabiliyor” dedi.

Prematür doğum riskine de değinen Ersöz, “Prematür yani erken doğum ve buna bağlı çeşitli komplikasyonlar da sık görülen istenmeyen durumlardır. Bu gibi durumlar yakın takip ve öncesinde yapılan risk değerlendirmeleri ile önlenebilir” ifadelerini kullandı.

Yaşın gebeliği etkileyen tek unsur olmadığını vurgulayan Ersöz, “Unutmayın, yaş bir gebeliği etkileyen yüzlerce faktörden yalnızca biridir. Annenin genel sağlık durumu, kronik hastalıkları, sigara-alkol kullanımı, spor alışkanlıkları gibi daha birçok değiştirilebilir etken var. Günümüzde tıbbın geldiği noktada yapılan yakın takip ve tedaviler ile sağlıklı bir gebelik süreci yürütmek mümkün” dedi.

Günümüzde kadın doğum pratiğinde 35 yaş üzeri gebeliklerin daha sık görüldüğünü belirten Ersöz, “Artık kadın doğum pratiğinde 35 yaş üzerinde gebelik çok daha sık gördüğümüz bir durum. Bazı riskler artsa da bilinçli anne adaylarımız endişeye kapılmak yerine kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile kendileri için en uygun takibi planlayıp bebeklerini sağlıkla kucaklarına alabilir” diye konuştu.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER