ANTALYA Balıkçı Barınağı’nda görevden alınan kooperatif yöneticileri hakkında verilen beraat kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanarak kesinleşmesinin ardından, sürecin hukuki boyutuna ilişkin basına değerlendirmelerde bulunuldu. Kooperatif yöneticilerinin müdafiliğini üstlenen Avukat Volkan Yavuzlar, bakanlığın görevden alma işlemleri, kayyum atanması, rüşvet iddialarına yönelik soruşturmalar ve kiracılık sürelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
'KAYYUM ATANMASI VE İNCELEME RAPORUNDAKİ SÜREÇ'
Konuşmasına kooperatife kayyum atanma gerekçelerini aktararak başlayan Avukat Volkan Yavuzlar, sürecin başındaki hukuki durumu şu sözlerle anlattı: "Yeni Liman Su Ürünleri Kooperatif Yönetim Kurulu üyelerine bildiğin üzere buraya yaklaşık 1,5 yıl önce bir kayyum ataması yapılmıştı. Bu atamanın sebebi buradaki organsız kalma durumuydu. Organsız kalmanın sebebi de bakanlığın buradaki yönetim kurulu üyelerini görevden alması olarak gösterilmişti ki başka bir alternatif de bulunmuyor. Bu noktada görevden almaya ilişkin olarak biz şunu söylüyorduk. Temel altında yatan bir inceleme raporu var. Bu inceleme raporunda 15 maddelik bir tembihname söz konusuydu. Bu 15 maddenin 4 maddesinin müvekkiller tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle bakanlık denetim yetkisi kapsamında müvekkiller hakkında suç duyurusunda bulundu. Akabinde de müvekkilleri görevlerinden alarak yerlerine tedbiren bakanlık tariflerini açtı. Böylelikle organsız kalmış olan kooperatifle kayyum ataması yapılmış oldu."

'BERAAT VE GÖREVDEN ALMA İPTAL KARARLARI KESİNLEŞTİ'
Süreç içerisinde mahkemelerin müvekkilleri kusursuz bulduğunu ve beraat kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandığını vurgulayan Yavuzlar, şöyle konuştu: "Fakat sonradan devam eden süreçte müvekkillerimizin yapılan yargılamasında müvekkiller bu dört maddenin yerine getirilmemesinde kusursuz olarak değerlendirildi. Mahkemelerce beraatlerine karar verilmişti. Tabii bu noktada görevden alma işleminin iptaline ilişkin olarak bizim açmış olduğumuz bu taleple açmış olduğumuz davaların da Mayıs ayı içerisinde kabulüne karar verildi. Yani görevden alma işlemlerinin hukuka uygun olmadığı, aynı zamanda da yerlerine re’sen bir görevlendirme yapılamayacağı konusunda olumlu bir karar verdi mahkeme ve bu görevlendirmesini iptal etti.
Tabii bu noktada bakanlığın yetkilileriyle bizim yapmış olduğumuz görüşmelerde kendileri beraat kararının kesinleşmediğini, bu kararın bozulma olasılığının her zaman olduğunu dile getiriyorlardı. Fakat geçtiğimiz hafta itibarıyla bu kararlar da İstinaf Bölge Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararla birlikte kesinleşti. Yine aynı şekilde burada bakanlığın kayyımlık süresinin uzatılmasına ilişkin olarak yapmış olduğu taleple ilgili olarak mahkeme şunu söylemişti: 'Biz zaten size temsil ve yönetim yetkisi vermedik, siz genel kurul kayyım olarak oraya atandınız.' Bu karara da istinafa başvurarak itiraz etmişlerdi. Bunun üzerine İstinaf Bölge Mahkemesi de bu kararı inceleyerek herhangi bir eksiklik bulunmadığını söyleyerek bu kararın da onanmasına karar verdi ve bununla ilgili de kesinleşme gerçekleşti."

'AÇILAN TÜM DAVALARI KAZANDIK, GEREĞİNİN YAPILMASINI BEKLİYORUZ'
Açılan tüm davalardan kooperatif lehine sonuç alındığını ve hukuki engellerin ortadan kalktığını belirten Yavuzlar, uzlaşma çağrısı yaptı: "Yani gelinen aşamayı değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuca varıyoruz: Açılan tüm davalarda, bizim müdahil olduğumuz bütün davalarda bugüne kadar alınan sonuçlar bizim haklılığımız ve lehimize çıkan kararlar şeklinde sonuçlanmış oldu. Bu bakımdan bakanlıkla bizim aramızdaki konunun artık tamamlanmasını talep ediyoruz. Yani burada illaki mahkeme kararlarının devam ettirilerek mahkeme kararları üzerinden gerekirse kolluk marifetiyle buradan bakanlık görevlilerinin çıkarılmasından ziyade artık bir anlaşma ve uzlaşma zemini oluşmasını ve bu şekilde ilerlememiz gerektiği kanaatindeyiz. Dolayısıyla da bu anlamda yetkililerden kararların artık uygulanmasını, hüküm gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Açılan davaların tamamını kazandık. Yani açmış olduğumuz davalarla onların açmış olduğu davalar da dahil olmak üzere tamamını kazandık. Burada yapılan ayrıca başka soruşturmalar da vardı, biliyorsunuz. 'Rüşvet Operasyonu' adı altında yapılan soruşturmayla ilgili olarak savcı iddianamesini hazırladı. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iade edildi. Savcılık buna itiraz etti fakat itiraz üzerinde de iade kararının doğru olduğu, yerinde olduğu karar verilerek o karar da kesinleşti. Yani o soruşturma dahi şu an kapalı vaziyette. Şu an devam eden davalarımızın yalnızca bir tanesi açık durumda. Diğerlerinin tamamını kazanmış vaziyetteyiz. Bu bakımdan da artık beklediğimiz bir hukuki süreç yok. Biz bu hukuki süreçlerin hepsini tamamladık, lehimize sonuçlandı. Gereğini bekliyoruz."

'RÜŞVET SORUŞTURMASI KAPANDI, CEMAL TALAS VE YÖNETİMİ AKLANDI'
Cemal Talas ve yönetim kurulu üyeleri hakkında yürütülen rüşvet operasyonundaki inceleme sonuçlarını detaylandıran Yavuzlar, şu ifadeleri kullandı: "Cemal Talas ve yönetim kurulu ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınmıştı. Hepsi şu an aklandı. Tabii ki, bütün davalar düştü. Aklanmaktan ziyade şöyle söyleyebiliriz: Soruşturma kapsamında 8 aylık bir teknik ve fiziki takip var. İletişimin tespiti var. Bütün bu masa kayıtları da var. Bunların içerisinde Cemal Talas’ın veya diğerlerinin gerek kayıtlarında gerek hesaplarında suç unsuruna rastlanılamadı. Yani bir tane dahi suç unsuru oluşturabilecek, rüşvet adı altında bir paranın alınmadığı tespit edilmesine rağmen sadece iddianameyi cezalandırma yönünde hazırladı. Fakat Ağır Ceza Mahkemesi burada iddianamedeki zorunlu olması gereken unsurların eksik olduğuna ve dolayısıyla da iddianamenin bu şekilde kabul edilemeyeceğine karar verdi. Bu anlamda tabii CMK 87. madde orada dikkat çekiyor. Yani suçun delilleri olmadan iddianameyi hazırlayamazsın diyor Ağır Ceza Mahkemesi. Bu sebeple de iade ediyor. O dosya kapanmış vaziyette. Diğer yargılandıkları dosyada beraat kararı kesinleşmemiş vaziyette. Dediğim gibi genel olarak şu an bakanlığın en azından bekleyeceği herhangi bir dava ya da kendi lehlerine dönebilecek herhangi bir dava kalmamış bulunuyor."

'GÖREVDEN ALMANIN İPTALİ DAVASI SONUÇLANDI'
Görevden alma işlemine karşı asil ve yedek üyeler üzerinden açılan davalardaki gelişmeleri aktaran Yavuzlar: "Görevden alma işleminin iptaliyle ilgili yedekler ve asillerle ilgili olmak üzere biz bunu ikiye ayırarak davalar açtık. Burada hangisi daha çabuk biterse onun üzerinden ilerlemeyi hedefliyorduk. Asillerle ilgili olan dava devam ediyor fakat yedeklerle ilgili olan dava Mayıs ayında sonuçlandı ve kök işlemi olan görevden alma işleminin hukuka aykırı olduğu mahkemede tespit edilerek davamızın kabulüne karar verildi."
'KİRACILIK SÜRELERİ EKLENMEK ZORUNDA'
Barınağın kiracılık hakları ve sözleşme süreleriyle ilgili yasal zorunluluğa dikkat çeken Yavuzlar, şu bilgileri verdi: "Antalya Balıkçı Barınağı’nda 2029 yılına kadar bir kira sözleşmesi durumu var. Kayyum yönetiminde geçen, yani buradaki kiracılık haklarının aslında kullanamadıkları, yani kooperatifin kullanamadığı süreler zaten yasal olarak bu süreye eklenmek zorunda. Burada bir inisiyatiften bahsetmiyoruz. Dolayısıyla otomatik olarak talep edildiği halde bu süreler eklenecektir kiracılık süresine."

'KAYYUM DÖNEMİNDE YAPILAN İŞLEMLER HUKUKEN YOK HÜKMÜNDEDİR'
Kayyum heyetinin imzaladığı sözleşmelerin ve aldığı kararların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia eden Yavuzlar, sözleşmelerin geçersizliğine değindi: "Esasında şöyle, bu 7 metre altı teknelerle ilgili devam eden davalar mevcut. Biz bu davalarda şunu söyledik. Gerek yapılan sözleşme, oradaki kayyum yönetiminin yapmış olduğu 7 metre veya diğer sözleşmeler esasında hukuki anlamda 'butlan' da diyebiliriz, 'yok hükmünde' de diyebiliriz. Çünkü burada kendilerinin imza atarken bir temsil yetkisi olması gerekiyor. Bu temsil yetkisinin nereden kaynaklandığını biz hukuken bir yere koyamıyoruz. Çünkü kayyum olarak atamayı yapan mahkeme temsil ve yönetim yetkisi vermiyor.
Burada bakanlığın yapmış olduğu görevlendirme şunu söylüyor Yönetim kurulu üyeleri yerine bu kişileri görevlendiriyor. Fakat bu görevlendirme, yerine gelen kimselerin tabi olduğu kuralları ve usul kurallarını yok sayacak nitelikte olamaz. Yani önceki yönetim hangi kurallara tabiyse yerine gelenler de aynı şekilde. Örneğin genel kurulla yapılması gereken sözleşme değişiklikleri ya da mali genel kurul veya denetçilerin görevde olup denetleme görevlerinin yok sayılabileceği anlamına gelmiyor. Bu anlamda da verilen kararlar hukuki açıdan sakat diyebiliriz. Bunları da mahkemelerde dile getiriyoruz. Henüz sonuçlanmış bir dava yok o anlamda. Ama genel itibarıyla biz yaptıkları işlemlerin çoğunluğunun hukuka uygun olmadığı kanaatindeyiz. Bu anlamda da ilgililer mutlaka başvuru yapacaklardır. Ama dediğim gibi ilerleyen süreçte uzlaşıyla artık bunları çözebilirsek herkes için daha sağlıklı olabilir diye düşünüyoruz."
'KAMU YARARI GÖZETİLEREK UZLAŞI SAĞLANMALIDIR'
Temsil yetkisi olmadan atılan imzaların ciddi hukuki sorunlar doğurabileceğini belirterek sözlerini tamamlayan Yavuzlar, çözümün uzlaşmada olduğunu ifade etti: "Burada hakkı ihlal edilen kimselerin başvurusu olursa eğer bu kararlarda, örneğin temsil yetkisi olmadığı halde temsil yetkisi varmış gibi gerek sözleşmeleri gerek kararları imza atmış olmaları bu imzaların veya kararların geçersizliğini ortaya çıkarıyor. Bu anlamda da hukuki açıdan çok ciddi sorunlar oluşabilir. Uzlaşıyla bunlar çözülemeyecek şeyler değil. Uzlaşıyla çözülebilirler. Bu anlamda en sağlıklı yönünün kamu yararını gözeterek bunların üstesinden uzlaşıyla gelinmesi."




