Antalya’da akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, sanayi, tarım, turizm ve hizmet sektörlerinde maliyet baskısını artırıyor. Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Mustafa Alper Oral, petrol fiyatları ve savaşın ekonomiye etkilerini Antalya Ekspres Gazetesi'ne değerlendirdi.
Enerji fiyatlarındaki ani ve sert yükselişin, ekonominin hassas dengelerini bozarak hem üretici hem de tüketicileri zor durumda bıraktığını belirten Oral, “Enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ettiğimiz, fiyat artışlarını kontrol altına almaya çalıştığımız ve halkımızın alım gücünü korumak için büyük çaba sarf ettiğimiz bir dönemde, bölgemizde ortaya çıkan ve uzun süreceği öngörülen savaş ortamı, bu süreci doğrudan etkilemiştir. Enerji fiyatlarındaki ani ve sert yükselişler, ekonomimizin hassas dengelerini bozarak hem üreticimizi hem de tüketicimizi zor durumda bırakmaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı’na yönelik artan riskler, küresel enerji arzının güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu stratejik hattın risk altına girmesi, dünya petrol ticaretinde önemli bir kısmı oluşturan akaryakıt tedarikini tehlikeye atmakta ve petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara neden olmaktadır. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet baskısını artırmakta ve Türkiye’de yürütülen enflasyonla mücadele sürecini doğrudan zayıflatmaktadır” dedi.

‘SANAYİ VE ÜRETİM MALİYETLERİ ARTIYOR’
Petrol fiyatlarındaki yükselişin, enerji maliyetlerinin ötesinde üretim, lojistik ve ulaşımda zincirleme maliyet artışına yol açtığını belirten Oral, “Sanayi sektörü açısından bakıldığında, ham madde ve enerji fiyatlarındaki artış, üretim süreçlerinin her aşamasında maliyetleri artırmaktadır. Bu artışlar, lojistik ve ulaşımdan, nihai ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar tüm zinciri etkiliyor. Dolayısıyla yalnızca enerji maliyetleri değil, üretim ve işletme maliyetlerinde de kayda değer bir yükseliş söz konusu. Bu durum, sanayicimizin planlama ve yatırım kararlarını da doğrudan etkilemekte ve üretimde ilave baskılara yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.
TURİZME VE TARIMA ETKİSİ BÜYÜK
Turizm sezonunun henüz başlamadığı Antalya’da artan enerji maliyetlerinin rezervasyon davranışlarını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Oral, “Turizm sektörü için ulaşım maliyetlerindeki artış, hem yurt içi hem de yurt dışı turistlerin tatil planlarını yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor. Bu durum, sezonun verimliliği ve turizm gelirleri üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. Tarımın başkenti olan Antalya’da ise akaryakıt fiyatlarındaki artış, üretim, sulama ve lojistik maliyetlerini yükselterek çiftçilerimizi doğrudan zor durumda bırakmaktadır. Artan maliyetler karşısında ürün fiyatlarının yükselmesi kaçınılmaz hale gelmekte ve bu artış zincirleme bir şekilde pazara ve gıda fiyatlarına yansımaktadır. Dolayısıyla restoran ve otel işletmeleri de hizmet maliyetlerinde ciddi artışlarla karşı karşıya kalmaktadır” dedi.

‘İNŞAAT SEKTÖRÜNDE DURGUNLUK DERİNLEŞİYOR’
İnşaat sektörünün hali hazırda durgun olduğunu hatırlatan Oral, “Artan maliyetler ve finansman zorlukları nedeniyle inşaat sektöründe durgunluk daha da derinleşmektedir. Mevcut olumsuz tablo, sektördeki yatırım ve projeleri de olumsuz etkileyerek, ekonomik büyüme üzerinde ek bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle dış kaynaklı maliyet şokları, enflasyon düşüş eğilimine girmiş olsa bile süreci tersine çevirebilecek temel risklerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır” uyarısında bulundu.
Enerji maliyetlerine karşı turizm, tarım ve lojistik sektörlerine geçici ve hedefli destekler sağlanması gerektiğini vurgulayan Oral, “Antalya’nın güçlü ekonomik hafızası ve yüksek direnç kapasitesi sayesinde bu süreci güçlenerek atlatacağına inanıyoruz. Ancak mevcut tablo, kısa vadede şehrimizin akaryakıt fiyatları ve küresel enerji risklerinden olumsuz etkileneceğini açıkça göstermektedir. Bölgede barışın bir an önce tesis edilmesi ve savaşın sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerin hızlandırılması büyük önem taşıyor. Türkiye’nin arabuluculuk konusundaki deneyimi tartışmasızdır ve Antalya, uluslararası diplomasiye ev sahipliği yapmış bir merkez olarak, barış görüşmelerinin yürütülmesi için en doğru adreslerden biridir. Bu süreç, Antalya’nın barış ve hoşgörü kenti kimliğini bir kez daha teyit edecektir. Küresel gelişmelerin etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru ve zamanında atılacak adımlarla, bu sürecin Antalya ve ülke ekonomisi üzerindeki etkileri sınırlanabilir” dedi.




