ANTALYA'NIN su kaynaklarının geleceği, Akdeniz Üniversitesi tarafından 8 Ekim Perşembe günü düzenlenen 'Su Krizi' konulu bilgilendirme toplantısında ele alındı. Toplantıda konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, kentteki su tüketimine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özkan, turizmden tarıma, sanayiden günlük yaşama kadar birçok alanda su kullanımının yeniden ele alınması gerektiğini belirterek mevcut tüketim alışkanlıklarının sürdürülmesinin Antalya'nın geleceğini tehdit ettiğini söyledi.
TURİST BAŞINA GÜNLÜK 1 TON SU
Antalya'nın en önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olan turizmin su kaynakları üzerindeki etkisine değinen Özkan, turist başına günlük su tüketiminin 1 tona ulaştığını açıkladı. Bu miktarın kabul edilebilir olmadığını dile getiren Özkan, turizm işletmelerinin su kullanımının denetlenmesi gerektiğini belirtti.
Suyun yoğun şekilde kullanıldığı tesislerde tüketimin maliyetlere yansıtılması gerektiğini söyleyen Özkan, işletmelerin suyu hangi kaynaklardan temin ettiğinin de araştırılmasını istedi. Özkan, su kullanımında denetimin artırılmasının ve kaynakların korunmasına yönelik düzenlemelerin önemine işaret etti. Antalya'nın en önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olan turizmin su kaynakları üzerindeki etkisine değinen Özkan, turist başına günlük su tüketiminin 1 tona ulaştığını açıkladı. Bu miktarın kabul edilebilir olmadığını dile getiren Özkan, turizm işletmelerinin su kullanımının denetlenmesi gerektiğini ifade etti.

ANTALYA'NIN NÜFUSU KADAR TURİZM YÜKÜ DE HESAPLANMALI
Kentte yaşayan yaklaşık 2 milyon 770 bin kişiye karşılık yılda 17 milyon turistin ağırlandığını belirten Özkan, altyapı planlamasında bu hareketliliğin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Turizm faaliyetleriyle birlikte su ihtiyacının önemli ölçüde arttığını belirten Özkan, mevcut altyapının kentin artan kullanım ihtiyacına göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özkan, uzun vadeli yatırımların yalnızca yerleşik nüfusa göre değil, turizm kaynaklı tüketim de hesaba katılarak planlanması gerektiğini belirtti: “Sonuç olarak hem su kaynaklarımız hem de altyapımız bu büyüklükte bir kullanım için tasarlanmamış. Bundan sonra hem altyapıyı hem de su kullanımını yaklaşık 19 milyon kişilik hareketliliği dikkate alarak planlamamız gerekiyor” diye konuştu.
SUYUN MİKTARI DA KALİTESİ DE TEHLİKEDE
Antalya'nın tarih boyunca zengin su kaynaklarıyla geliştiğini anlatan Özkan, bugün gelinen noktada aynı kaynakların korunmasında ciddi sorunlar yaşandığını dile getirdi. Toroslar'dan beslenen yer altı suları ile kentin şelalelerine dikkat çeken Özkan, su kaynaklarının tükenmeyeceği düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi.
Düden Şelalesi ve yer altı sularındaki değişimlere değinen Özkan, sorunun yalnızca kullanılabilir su miktarının azalması olmadığını, su kalitesinin de tehdit altında bulunduğunu belirtti. Özkan, yaşanan durumu “Su elimizden gidiyor. Üstelik sadece miktar olarak değil, kalite olarak da elimizden gidiyor” sözleriyle değerlendirdi.

'ON SENE SONRA BUGÜNKÜ GİBİ YAŞAYAMAYACAĞIZ'
Su kaynaklarının bilinçsiz kullanımının ilerleyen yıllarda yaşam koşullarını değiştirebileceği uyarısında bulunan Özkan, önlem alınması için zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirtti. Tatlı su kaynaklarının azalması karşısında başvurulan deniz suyunun arıtılması gibi yöntemlerin de çevresel etkileri bulunduğunu belirten Özkan, arıtma işlemleri sonucunda oluşan atıkların deniz ekosistemi açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Özkan, “Böyle devam edersek on sene sonra bugün yaşadığımız gibi yaşayamayacağız. Hatta bu tehlike on seneden de yakın olabilir” diyerek su yönetiminde değişimin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.
TARIMDA SULAMA YÖNTEMLERİ DEĞİŞMELİ
Antalya'nın tarımsal üretimdeki önemine değinen Özkan, su kaynaklarındaki azalmanın gıda güvenliği bakımından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Tarım alanlarında kullanılan suyun daha verimli değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özkan, açık sulama sistemleri yerine kapalı sistemlerin yaygınlaştırılması çağrısında bulundu. Kaçak su kullanımının önlenmesini de isteyen Özkan, tarımsal üretimin devamlılığı için su yönetiminin öncelikli konular arasında yer alması gerektiğini kaydetti. Özkan, "Tarım demek gıda güvenliği demek. Tarımda kesinlikle kapalı sistemlere geçmemiz gerekiyor. Kaçak su kullanımını da önlememiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
SANAYİDE GERİ KAZANILMIŞ SUYUN ÖNEMİ
Sanayi tesislerinde kullanılan suya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özkan, üretim süreçlerinde mümkün olan alanlarda temiz su yerine geri kazanılmış suyun tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Bu konuda yalnızca tavsiyelerin yeterli olmayacağını dile getiren Özkan, gerekli düzenlemelerin yapılmasını ve uygulamaların yaptırımlarla desteklenmesini istediklerini ifade etti.
Bireysel su tasarrufunun önemini kabul etmekle birlikte sorunun çözümünde bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Özkan, özellikle turizm, tarım ve sanayideki yüksek tüketimin kontrol altına alınması gerektiğini ifade etti. Su şebekelerindeki kayıp ve kaçakların önlenmesine yönelik çalışmaların artırılmasını isteyen Özkan, tüketim alışkanlıklarının değişmesi için denetimlerin ve yaptırımların etkili olması gerektiğini söyledi. Özkan, 'Yaptırımlar ağır olmazsa bunları yapmaya devam edeceğiz' diyerek su kaynaklarının korunması için daha etkili denetimlere ve caydırıcı yaptırımlara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

BASINA 'GÜNDEMDE TUTUN' ÇAĞRISI
Su sorununun yalnızca kuraklık yaşandığında hatırlanmaması gerektiğini belirten Özkan, basın mensuplarından konuyu sürekli gündemde tutmaları gerektiğini ifade etti. Sağlık alanındaki koruyucu yaklaşımın su yönetiminde de benimsenmesi gerektiğini dile getiren Özkan, sorunlar ağırlaşmadan önlem alınmasının önemine dikkat çekti. Antalya'nın tarımsal üretiminin, turizminin ve toplum sağlığının su kaynaklarına bağlı olduğunu hatırlatan Özkan, üniversiteler, kamu kurumları, sektör temsilcileri ve vatandaşların ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti: "Biz ne zaman gündeme taşıyoruz? Kriz olduğu zaman. Kriz ortaya çıktıktan sonra çözmeye çalışıyoruz. Ben bir sağlıkçıyım. Sağlıkta en önemli şey hastalık ortaya çıkmadan önce sağlığı korumaktır. Lütfen suyumuza hep beraber sahip çıkalım."





