Hayvan Hakları Platformu Türkiye, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Attalos Pati Gönüllüleri’nin işbirliğinde, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü kapsamında gerçekleştirilen eylemde Türkiye’de hayvanların karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekildi. Hayvanların yaşam alanlarından koparılarak barınaklara götürülmesinin koruma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Başargil, hayvanların yaşam hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Başargil, “Bugün 4 Ekim. Dünya Hayvanları Koruma Günü. Bugün dünyanın birçok yerinde hayvanların yaşam hakkından, korunmasından ve insanlığın diğer canlılara karşı sorumluluğundan söz ediliyor. Ama biz bugün kutlama yapmak için değil, Türkiye’de hayvanların içinde bulunduğu ağır tabloyu bir kez daha hatırlatmak için buradayız” dedi.

“BİR HAYVANI BULUNDUĞU YERDEN ALMAK KORUMAK DEĞİLDİR”

Hayvanların korunmasının yalnızca sokaktan toplanmalarıyla mümkün olmayacağını belirten Başargil, çözümün kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarından geçtiğini söyledi. Başargil, “Bir hayvanı bulunduğu yerden almak, onu korumak değildir. Koruma, yaşatmaktır. Yaşatmak; kısırlaştırmak, aşılamak, tedavi etmek, rehabilite etmek ve güvenli yaşam koşulları sağlamaktır” ifadelerini kullandı. Türkiye’de hayvanlara yönelik politikaların toplama ve kapatma üzerinden yürütülmesinin endişe verici olduğunu belirten Başargil, 7527 sayılı düzenlemenin ardından hayvanların geleceğine ilişkin kaygıların arttığını söyledi. Başargil, “Bugün Türkiye’de hayvanların yaşam hakkı çoğu zaman toplama ve kapatma politikaları üzerinden tartışılıyor. 7527 sayılı düzenlemenin ardından toplumun kaygıları daha da büyürken, barınaklara götürülen hayvanların akıbeti konusunda şeffaflık talebi de her geçen gün artıyor” dedi.

“İNSANLAR HAYVANLARIN AKIBETİNİ BİLMEK İSTİYOR”

Barınaklara götürülen hayvanların akıbetine ilişkin kamuoyunun bilgi sahibi olması gerektiğini dile getiren Başargil, yalnızca toplanan hayvanların sayısının açıklanmasının yeterli olmadığını söyledi. Başargil, “Çünkü insanlar artık yalnızca kaç hayvanın toplandığını değil, o hayvanların kaçının yaşadığını, kaçının öldüğünü ve ölümlerin nedenlerini bilmek istiyor” ifadelerini kullandı. Her hayvanın yaşamının bir istatistikten ibaret olmadığını vurgulayan Başargil, hayvanların yaşamlarına ilişkin kayıtların düzenli tutulması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. “Her sayı bir candır. Her ölüm yalnızca bir istatistik değildir. Bir hayvanın bir hayatı, bir karakteri, bir alışkanlığı ve onu seven, onu arayan insanlar vardır” diyen Başargil, kamu kurumlarına ve yerel yönetimlere emanet edilen hayvanların yaşamı konusunda şeffaflık, denetim ve hesap verebilirliğin zorunlu olduğunu söyledi.

“BARINAKLAR ÖLÜMÜN DEĞİL, YAŞAMIN YERİ OLMALI”

Barınakların hayvanların yaşamlarını sürdürebilecekleri güvenli alanlar olması gerektiğini ifade eden Başargil, bu merkezlerin tedavi ve rehabilitasyon işlevlerinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Başargil, “Biz barınakların hayvanların yaşamlarını sürdürebilecekleri güvenli alanlar olmasını istiyoruz. Ölümün beklendiği, hayvanların akıbetinin belirsiz olduğu yerler değil; gerçekten koruyan, tedavi eden ve yaşatan kurumlar olmasını istiyoruz” diye konuştu. Hayvanların yaşam hakkını koruyacak sistemin temel unsurlarının belli olduğunu belirten Başargil, “Çözüm bellidir: Kısırlaştır, aşıla, tedavi et, rehabilite et ve yerinde yaşat. Bilimsel, şeffaf ve yaşam hakkını esas alan bir hayvan politikası uygulanmalıdır” dedi.

ANTALYA’DAKİ BAKIMEVİ GÜNDEME GELDİ

Eylemde Türkiye genelindeki hayvan hakları sorunlarının yanı sıra Antalya’daki hayvan bakımevlerinin durumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi’nin mezarlık alanında çok sayıda hayvanın gömüldüğüne ilişkin görüntü ve tespitlerin bulunduğunu ifade eden Başargil, söz konusu alan ve gömü işlemleriyle ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesini istedi. Başargil, “Gömü işlemlerinin düzenli olarak gerçekleştirildiğine ilişkin tarafımıza aktarılan bilgiler de kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmuştur. Burada amacımız kimseyi peşinen suçlamak değil; fakat sayıların, kayıtların ve ölüm nedenlerinin şeffaf biçimde ortaya konulmasını istemek en doğal hakkımızdır” dedi.

“ÖLÜM NEDENLERİ AÇIKLANSIN”

Bakımevinde hayatını kaybeden hayvanlara ilişkin kayıtların kamuoyuna açıklanmasını isteyen Başargil, ölüm nedenlerinin belirlenip belirlenmediğinin de ortaya konulması gerektiğini söyledi. Başargil, “Her bir ölümün kaydı tutulmuş mudur, ölüm nedenleri belirlenmiş midir, gömülen hayvanların kimlikleri kayıtlarla örtüşmekte midir, gömü işlemleri mevzuata uygun yapılmakta mıdır? Bu soruların cevabı yalnızca hayvan hakları savunucularını değil, Antalya’da yaşayan bütün yurttaşları ilgilendirmektedir” ifadelerini kullandı. Başargil, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumlara çağrıda bulunarak, bakımevindeki hayvan ölümlerinin şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.

“ÖLÜMÜN DEĞİL, YAŞAMIN TARAFINDAYIZ”

Hayvanların sokakta ya da barınakta yaşamını yitirmesinin normalleştirilmemesi gerektiğini ifade eden Başargil, hayvan hakları mücadelesinin yalnızca hayvanseverlerin değil, toplumun tamamının sorumluluğu olduğunu söyledi. Başargil, “Çünkü bir tarafta ‘hayvanları koruyoruz’ denilirken, diğer tarafta çok sayıda hayvanın ölümü ve gömülmesiyle ilgili cevaplanmamış sorular bulunuyorsa, burada kamuoyunun bilmek istediği gerçeği ortaya çıkarmak hepimizin sorumluluğudur” dedi. Kimseyi suçlamak amacı taşımadıklarını belirten Başargil, amaçlarının hayvanların yaşam hakkını savunmak olduğunu vurguladı. “Biz kimseyi suçlamak için değil, hayvanların hakkını savunmak için buradayız. Bu hayvanların konuşacak dili yok. Onların yerine konuşmak, yaşam haklarını savunmak ve akıbetlerini sormak bizim sorumluluğumuzdur” diye konuştu.

“SESSİZLİK DEĞİL, ŞEFFAFLIK İSTİYORUZ”

Hayvanların yaşam hakkının bir ayrıcalık olmadığını vurgulayan Başargil, sözlerini şöyle tamamladı: “Artık ölümün değil, yaşamın tarafında bir sistem istiyoruz. Artık sessizlik değil, şeffaflık; bahane değil, sorumluluk istiyoruz. Hayvanları toplamayın, yaşatın. Ölümleri gizlemeyin, açıklayın. Yaşam hakkını yok saymayın, koruyun. Çünkü yaşam hakkı bir ayrıcalık değildir. İnsan, hayvan ve doğa için yaşam hakkı herkesindir Onlar konuşamıyor olabilir. Ama biz onların sesi olmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Muhabir: Zafer Güvenç