Bazı karşılaşmalar vardır, sadece oyunla, skorla anlatılamaz.

Son dakikaya kadar savaşmanız, mücadele etmeniz, tabiri caizse ciğerinizi sahada bırakmanız gerekir.

İşte Pazar günü oynanan Antalyaspor-Eyüpspor maçı da tam böyle bir karşılaşma oldu.

Yani sahaya konan oyunun bir anlamının olmadığı, ‘1 olsun bizim olsun’ dedirten cinsten…

Karşılaşma öncesinde herkes, hepimiz stresliydik.

‘Ya kazanamazsak…’

Çünkü olası bir puan kaybı Antalyaspor’da ciddi yaralar açacaktı.

‘Gel-git’leri bol geçen bir sezonun sonlarına doğru ilerlerken alınan her puan değerli olsa da evimizde Eyüpspor’a puan kaybetmek sadece moral bozmayacak, güven de kaybettirecekti.

Antalyaspor ise maça bunun bilincinde başladı.

Topun hakimi olmaya çalışan, rakip kalede pozisyon arayan, kazanmak için sahaya her şeyini koyacağını ilk dakikadan itibaren hem rakibe hem de tribüne hissettirmeye çalışan bir Antalyaspor.

Karşılaşmanın ilk yarısında Soner’le Eyüpsporlu oyuncunun karşı karşıya geldiği pozisyon bize bunu net olarak gösterdi.

Çünkü bazı maçlar vardır, bu gerginlikler sayesinde kazanılır.

Rakip yedek kulübesine yakın bir noktada çıkan tartışmaya, Antalyaspor yedek kulübesinin tamamının dahil olması, Antalyaspor’un bu maçı savaşarak kazanacağının ve futbolcuların hırslarının göstergesi gibiydi.

İşte bu ruh bizi ligde tutacaktır.

Artık son 6 hafta.

Sahaya konan oyunun çok bir anlam ifade etmediği, tamamen sonucun önemli olduğu döneme girdik.

6 final maçına çıkacağız.

Evimizde oynayacağımız 3 maçı kazanırsak sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Taraftar konusuna gelecek olursak…

Eyüpspor maçında beklentimin çok altında bir taraftar sayısı vardı.

Bunu kabul etmem gerekiyor.

Böylesi önemli bir maça çok daha fazla seyircinin gelmesini bekliyordum.

Maça gelen taraftar sayısı az olsa da etkili ve 90 dakika boyunca hiç susmayan bir görüntüdeydi.

Bu da son derece önemli bir nokta.

Konyaspor maçına ise çok daha fazla seyirci bekliyorum umarım bu kez yanılmam…