Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin ulaştırma maliyetlerini artırdığı mevcut tabloda, özellikle yüksek enerji ve girdi maliyetleriyle karşı karşıya kalan işletmeler açısından önümüzdeki dönemin maliyet yönetimi ve finansmana erişim başlıklarıyla şekillenmesi bekleniyor. Zira, akaryakıt fiyatlarında son iki ayda yaşanan yükseliş, başta ulaşım ve lojistik olmak üzere üretimden hizmet sektörüne kadar işletmelerin maliyet hesaplarını yeniden gündeme getirdi. 21 Temmuz’da Antalya’da benzinin litresi 67,90 TL, motorinin litresi ise 76,71 TL seviyesindeydi. 21 Eylül itibarıyla Antalya’da ortalama benzin fiyatı 82,60 TL’ye, motorin fiyatı ise 98,70 TL’ye yükseldi. Böylece yaklaşık iki aylık dönemde benzindeki artış yüzde 21,6, motorindeki artış ise yüzde 28,6 olarak hesaplandı.
MALİYET BASKISI GİDEREK ARTIYOR
Akaryakıttaki yükseliş yalnızca araç sahiplerinin giderlerini değil, ürünlerin taşınmasından saha operasyonlarına, servis hizmetlerinden üretim süreçlerine kadar çok sayıda kalemi etkiliyor. TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 arttı. Ulaştırma grubundaki yıllık artış yüzde 35,08 olurken, bu grubun ağustos ayındaki aylık artışı yüzde 4,82 olarak gerçekleşti. Yüksek enflasyon, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve artan işletme giderleri KOBİ’lerin yatırım kararlarını da etkiliyor. YÖRSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Antalya Kent Konseyi Ekonomi Grubu Başkanı Mustafa Alper Oral, önümüzdeki dönemde işletmelerin önceliğinin büyümeden önce mevcut yapılarını korumak olacağını söyledi.

KOBİ’LERDE “BEKLE-GÖR” DÖNEMİ
Ekonomide geçmişten gelen sorunların kısa sürede ortadan kalkmasının mümkün olmadığını belirten Oral, KOBİ’lerin maliyet artışları ve finansmana erişim sorunları nedeniyle ciddi bir baskı altında olduğunu ifade etti. Oral, “Geçmişten gelen ekonomik sorunların çözümünün hemen gerçekleşmesini bekleyemeyiz. KOBİ’ler de diğer işletmeler gibi bir yorgunluğun içerisinde. Maliyet artışları, krediye ve finansmana ulaşım zorlukları ve yüksek enflasyonun yan etkileri işletmelerin üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” dedi. Önümüzdeki dönemde mevcut ekonomik programın etkilerinin işletmeler açısından belirleyici olacağını kaydeden Oral, kısa vadede büyük bir değişim beklemediğini dile getirdi. “Bu süreçte KOBİ’lerin öncelikli tavrının yeni yatırımlardan ziyade ayakta kalmak, mevcut işletmelerini korumak ve önümüzdeki süreci gözlemlemek olacağını düşünüyorum” diyen Oral, yatırımın tamamen gündemden çıkmadığını ancak işletmelerin önceliğinin değiştiğini söyledi.

“ÖNCE MEVCUT YAPIYI KORUMAK”
KOBİ’lerin yeni yatırım kararlarının ekonomik koşulların daha öngörülebilir hale gelmesiyle birlikte güç kazanabileceğini belirten Oral, işletmelerin bugün daha temkinli hareket ettiğini söyledi. Oral, “Elbette bu, KOBİ’lerin yatırım yapmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak bugün işletmelerin önceliği büyümekten önce mevcut yapısını koruyabilmek. Ben önümüzdeki dönemi KOBİ’ler açısından bir anlamda ‘bekle, gör ve mevcut yapını koru’ dönemi olarak görüyorum” ifadelerini kullandı. Ekonomik şartların öngörülebilir hale gelmesinin yatırım iştahı açısından önemli olduğunu vurgulayan Oral, “Ekonomik şartların daha öngörülebilir hale gelmesiyle birlikte yatırım iştahının da yeniden artacağına inanıyorum” dedi.

“NE ÜRETECEĞİMİZE KARAR VERMELİYİZ”
Türkiye ekonomisinin yeniden üretim odaklı bir büyüme modeline geçebilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Oral, öncelikle ülkenin ekonomik olarak hangi alanlarda ağırlık oluşturacağının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Oral, “Antalya ekonomisi için söylediğim şeyin Türkiye ekonomisi için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle ülke olarak hangi alanlarda ekonomik ağırlığımızı oluşturacağımızı tespit etmemiz gerekiyor. Bu çalışmaların da sadece Ankara’dan belirlenen politikalar şeklinde değil, yerelden genele, sahadan genele doğru şekillenmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu. Türkiye’nin tarım, turizm, sanayi, yapay zekâ ve bilişim gibi alanların hangilerinde nasıl bir strateji izleyeceğinin ortaya konulması gerektiğini ifade eden Oral, eğitimden insan kaynağına, teknolojiden finansmana kadar bütün unsurların birlikte planlanması gerektiğini vurguladı.

“GÜNÜ KURTARMAK İÇİN DEĞİL, GELECEĞİ KURMAK İÇİN”
Üretim odaklı büyümenin uzun vadeli bir planlama gerektirdiğini belirten Oral, ekonomik politikaların yalnızca bugünkü sorunlara çözüm üretmekle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Oral, “Artık günü kurtarmak için değil, geleceği kurtarmak için çalışmamız gerekiyor. Türkiye’nin yeniden üretim odaklı büyümesi için ihtiyacımız olan şey sadece daha fazla üretmek değil; ne üreteceğimizi, nasıl üreteceğimizi ve ürettiğimiz değeri nasıl artıracağımızı uzun vadeli bir planla ortaya koymak” dedi. Antalya’nın ekonomik yapısında turizm, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Oral, ekonomik kalkınmanın sahadaki ihtiyaçların dikkate alınması ve yerelden genele uzanan bir planlama anlayışıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.



