Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antalya Şubesi, 2027 yılı bütçesine tepki göstermek ve kamu emekçilerinin taleplerini duyurmak amacıyla Antalya Defterdarlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. BES Antalya Şube Başkanı Muhammet Evin tarafından okunan açıklamada, bütçede faiz giderlerine ve sermayeye ayrılan kaynaklara karşılık sosyal yardımların ve kamu hizmetlerinin yetersiz kaldığı ileri sürüldü. Eyleme CHP 22. Dönem Milletvekili Tuncay Ercenk, Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Başkanı Zeynel Abidin Ergen, Yeni Parti Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, SOL Parti İl Sözcüsü İdris Emektar ile KESK’e bağlı sendikaların şube başkanları ve yöneticileri destek verdi.

“BU BİR REFAH BÜTÇESİ DEĞİL”
2027 yılı bütçesinin emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmek yerine mevcut ekonomik yükü artıracağını savunan Evin, “İktidar bir kez daha emekçilere ve yoksullara sabretmelerini söylerken 2027 yılı bütçesini ve sonraki iki yılın tahmini bütçelerini Meclise sundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bütçeyi ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesi olarak tanımladı. Ancak açıklanan rakamlar, bunun bir refah bütçesi değil, alt sınıflardan üst sınıflara servet transferi belgesi olduğunu gösteriyor” dedi.

VERGİ YÜKÜ ÜCRETLİLERİN SIRTINDA
Bütçenin gelir kaynaklarının büyük bölümünü vergi gelirlerinin oluşturduğuna dikkat çeken Evin, vergi yükünün önemli kısmının ücretliler ve tüketiciler tarafından taşındığını öne sürdü. Evin, “2027 yılı için 19,9 trilyon lira vergi geliri hedefleniyor. Dolaylı vergiler ile ücretlilerin maaşlarından kesilen gelir vergisi, toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturuyor. Gelir vergisinin büyük bölümünün işçi, memur ve ücretli çalışanların bordrolarından kesilmesi, emekçilerin üzerindeki yükü daha da artırıyor” ifadelerini kullandı.

FAİZ VE SERMAYE TEŞVİKLERİNE TEPKİ
Bütçede faiz ödemelerine ve sermayeye yönelik desteklere ayrılan kaynakları eleştiren Evin, sosyal yardımlar için ayrılan ödeneğin faiz giderlerinin gerisinde kaldığını belirtti. Evin, “Sosyal yardım ve destekler için ayrılan 1,34 trilyon liranın yaklaşık üç katı, 3,98 trilyon lira faiz ödemelerine gidiyor. Sermayeye vergi indirimleri kapsamında 4,87 trilyon lira, doğrudan destek olarak 1 trilyon liranın üzerinde kaynak ayrılırken kamu-özel iş birliği projelerinin garanti ödemeleri de artıyor. Emekçiye tasarruf tedbirleri ve düşük ücret dayatılırken sermayeye teşvikler sunuluyor” diye konuştu.

“FON VURGUNUNUN FATURASI HALKA KESİLMESİN”
Açıklamada, sermaye gruplarına sağlanan teşviklerin yanı sıra finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler ve yatırımcıların kayıpları da gündeme getirildi. Evin, kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirlik çağrısı yaparak, “Vergilerimizle oluşturulan kaynakların sermaye gruplarına aktarılmasına karşı çıkıyoruz. Açıklamada gündeme getirdiğimiz 18 milyar dolarlık fon kaybının sorumluluğu ortaya çıkarılmalı, bu kayıpların faturası halka ve emekçilere yüklenmemelidir. Sorumlular hesap vermeli ve istifa etmelidir” dedi.

KAMU HİZMETLERİNE AYRILAN PAY AZALIYOR
Bütçede kamu hizmetleri ve yatırımlara ayrılan payın gerilediğini, savunma ve güvenlik harcamalarının ise arttığını savunan Evin, kamu borcundaki yükselişe de dikkat çekti. Evin, “Genel kamu hizmetlerinin bütçe içindeki payının 2002’deki yüzde 42 seviyesinden yüzde 31,2’ye gerilediği belirtiliyor. Kamu borcu da son sekiz yılda önemli ölçüde arttı. Halkın temel ihtiyaçlarına ve kamusal hizmetlere daha fazla kaynak ayrılması gerekirken savunma ve güvenlik harcamalarının 3,45 trilyon liraya çıkarılması, bütçe tercihlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

KAMU EMEKÇİLERİ İÇİN EK ZAM TALEBİ
Kamu emekçilerinin toplu sözleşme zamları ile enflasyon tahminleri arasındaki fark nedeniyle gelir kaybına uğradığını ileri süren Evin, mevcut ücret politikalarının çalışanların alım gücünü düşürdüğünü belirtti. Evin, “2026 yılı için toplu sözleşme zammı ve hükümetin enflasyon hedefindeki değişiklikler nedeniyle kamu emekçilerinin kaybı yüzde 13,11’e ulaştı. 2027 yılı için enflasyon tahmini yüzde 21 olarak açıklanırken toplu sözleşme zammının kümülatif yüzde 9,2 düzeyinde kalacağı öngörülüyor. Bu farkın ek zamla telafi edilmemesi halinde kamu emekçileri ve emeklileri yeni gelir kayıplarıyla karşı karşıya kalacak” dedi.

SENDİKALARA TOPLU SÖZLEŞME ELEŞTİRİSİ
Evin, kamu emekçilerinin ücret kayıplarından iktidarın yanı sıra toplu sözleşme süreçlerinde yetkili olan sendikaların da sorumluluğu bulunduğunu savundu. Sendikal örgütlenmenin önüne yeni engeller getirilmesine karşı çıkan Evin, “Kamu emekçilerinin haklarını korumakla görevli sendikalar, sekiz toplu sözleşmedir yaşanan kayıpların hesabını vermeli ve çalışanların gerçek sorunları için mücadele etmelidir. Sendikal örgütlenme hakkını sınırlayacak baraj girişimlerinden vazgeçilmeli, grevli ve gerçek toplu sözleşme hakkı güvence altına alınmalıdır” diye konuştu.

10 MADDELİK TALEP LİSTESİ
BES Antalya Şubesi, açıklamasında kamu emekçileri ve emeklileri için 10 maddelik talep listesini de kamuoyuyla paylaştı. Talepler arasında enflasyon farklarının karşılanması ve acil ek zam yapılması, en düşük memur maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, seyyanen zamların emekliliğe yansıtılması ve 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi yer aldı.

Sendika ayrıca 2008 yılı Ekim ayından sonra göreve başlayan kamu emekçilerinin hak kayıplarının giderilmesini, gelir vergisinin ilk diliminin yüzde 10’da sabitlenmesini, temel ihtiyaçların ve asgari ücret tutarının vergiden muaf tutulmasını istedi. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel kamu hizmetlerinin ücretsiz sunulması, ulaşım ve yemek desteği sağlanması, kamu lojmanlarının yeniden açılması, kira yardımı yapılması ve ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılması da talepler arasında sıralandı.

“TALAN BÜTÇESİNİ KABUL ETMEYECEĞİZ”
Bütçenin emek örgütleri ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla hazırlanması gerektiğini belirten Evin, mücadele çağrısında bulundu. Evin, “Emekçileri, emeklileri ve yoksulları yok sayan, vergilerimizi sermayeye ve rant çevrelerine aktaran bu bütçe anlayışından vazgeçilmelidir. Bütçe hazırlık süreci toplumun tüm taraflarına açılmalı ve demokratik bir süreç işletilmelidir. Bizler, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, bize rağmen oluşturulacak bir bütçeyi kabul etmeyeceğiz. Yoksulluğa karşı mücadeleyi iş yerlerinden başlayarak hayatın bütün alanlarında sürdüreceğiz” dedi.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ