Çocukluk dönemi, duyguların yoğun yaşandığı ve kişinin kendisini tanımaya başladığı önemli bir gelişim süreci. Bu dönemde çocukların zaman zaman öfkelenmesi, ağlaması, korkması veya hayal kırıklığı yaşaması son derece doğal. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun bu duygularla nasıl başa çıktığı ve günlük yaşamına nasıl devam edebildiği.

SÜREKLİ MUTLU OLMAK ŞART DEĞİL

Huzurlu bir çocuk, her zaman gülen ve hiçbir şeye itiraz etmeyen çocuk anlamına gelmiyor. Çocuk da yetişkinler gibi farklı duygular yaşayabiliyor. Bir gün arkadaşına kızabilir, başka bir gün okulda yaşadığı bir olay nedeniyle üzülebilir.

Bu duyguların ortaya çıkması tek başına bir problem olarak değerlendirilmemeli. Çocuğun duygusunu yaşayabilmesi, sonrasında sakinleşebilmesi ve gerektiğinde bir yetişkinden destek alabilmesi daha önemli bir gösterge.

GÜVENDE HİSSEDEN ÇOCUK YARDIM İSTER

Çocuğun ailesine yaklaşabilmesi, korktuğunda veya zorlandığında yardım istemesi önemli bir güven göstergesi. Hata yaptığında bunu saklamak yerine ailesine anlatabiliyor, üzüldüğünde yanında bir yetişkin arıyor veya yaşadığı bir sorunu paylaşabiliyorsa kendisini güvende hissettiği düşünülebilir.

Bu nedenle ebeveynlerin çocuğun her sorununu onun yerine çözmekten çok, ihtiyaç duyduğunda yanında olduğunu hissettirmesi önem taşıyor.

OYUN ÇOCUĞUN DÜNYASINI ANLATIYOR

Çocukların kendilerini ifade etmesinde oyun önemli bir yere sahip. Çocuk oyun oynarken çevresini keşfediyor, ilişkiler kuruyor ve yaşadığı olayları kendi dünyasında yeniden anlamlandırabiliyor.

Oyuna ilgi göstermesi, merak etmesi, hayal kurması ve yaşına uygun şekilde çevresiyle etkileşime girmesi olumlu göstergeler arasında değerlendirilebilir.

Buna karşılık daha önce severek oynadığı oyunlardan uzun süre uzaklaşması veya çevresine karşı belirgin biçimde ilgisizleşmesi dikkat edilmesi gereken bir değişiklik olabilir.

ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ ÖNEMLİ İPUCU

Çocuğun yaşı büyüdükçe arkadaşlıkları da ruhsal durumunu anlamada önemli hale geliyor. Arkadaşlarıyla oyun kurabilmesi, paylaşabilmesi, anlaşmazlık yaşadığında yeniden iletişim kurabilmesi ve sosyal çevresinde kendisine ait bir alan oluşturabilmesi gelişimi açısından önemli.

Ancak bütün çocukların aynı derecede sosyal olması beklenmemeli. Kimi çocuk kalabalık gruplarda rahat ederken kimi daha küçük grupları veya tek başına vakit geçirmeyi tercih edebilir. Burada önemli olan çocuğun karakterinden çok, kendi alışılmış davranışlarında belirgin bir değişiklik olup olmadığı.

UYKU VE İŞTAH DA TAKİP EDİLMELİ

Çocuğun günlük düzeni, ruhsal durumuna ilişkin önemli ipuçları verebilir. Uykuya dalmakta sürekli zorlanma, gece sık uyanma, normalden fazla uyuma, iştahın uzun süre değişmesi veya sabahları okula gitmek istememe gibi durumlar takip edilmeli.

Elbette tek başına birkaç günlük değişiklik endişe nedeni olmayabilir. Çocukların yaşamında dönemsel olarak uyku ve iştah değişiklikleri görülebilir. Asıl önemli olan değişikliğin uzun sürmesi ve çocuğun günlük hayatını etkilemeye başlaması.

AİLE ORTAMI ÖNEMLİ

Çocuğun kendisini güvende hissettiği, sevgi ve ilginin bulunduğu bir aile ortamı duygusal gelişim açısından büyük önem taşıyor. Evde kuralların anlaşılır olması, ebeveynlerin tutarlı davranması ve çocuğun düşüncelerini rahatça ifade edebilmesi güven duygusunu destekliyor.

Çocukların sürekli eleştirilmesi, korkutulması veya başkalarıyla kıyaslanması ise kendilerine olan güvenlerini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle davranışın kendisini eleştirmek ile çocuğun kişiliğini hedef almak arasındaki farkın gözetilmesi gerekiyor.

EBEVEYNİN ETKİSİ ÇOK ÖNEMLİ

Çocuklar çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını yakından izliyor. Ebeveynlerin öfke, stres ve sorunlarla nasıl başa çıktığı, çocukların kendi duygularını yönetme biçimlerini de etkileyebiliyor.

Bu nedenle çocukların yanında her zaman kusursuz ve sakin görünmeye çalışmak yerine, öfke veya stres yaşandığında bunu uygun biçimde yönetebilmek ve gerektiğinde özür dileyebilmek daha sağlıklı bir örnek oluşturuyor.

ÇOCUĞU DİNLEMEK ÖNEMLİ
Çocukların huzurlu olup olmadığını anlamanın en etkili yollarından biri onları gerçekten dinlemek. Bunun için her konuşmanın ciddi bir sorgulamaya dönüşmesine gerek yok.

Birlikte yemek yerken, yürürken, oyun oynarken veya uyku öncesinde yapılan kısa sohbetler bile çocuğun kendisini anlatmasına fırsat sağlayabilir. Çocuğun anlattığı bir sorun hemen küçümsenmeden veya çözüm dayatılmadan dinlendiğinde, çocuk zamanla duygularını daha rahat paylaşabilir.

TEKNOLOJİ KADAR GERÇEK HAYAT DA ETKİLİ

Ekranların çocukların günlük yaşamındaki yeri giderek artarken, gerçek hayattaki ilişkilerin ve hareketin önemi de devam ediyor. Oyun oynamak, dışarı çıkmak, aileyle vakit geçirmek, arkadaşlarla iletişim kurmak ve yaşına uygun sorumluluklar üstlenmek çocuğun günlük dengesini destekliyor.

Ekran karşısında uzun süre kalmanın yanı sıra çocuğun ekran nedeniyle uykusunun, okul hayatının, sosyal ilişkilerinin veya fiziksel aktivitelerinin bozulup bozulmadığı da dikkate alınmalı.

SESSİZLİK HUZUR DEĞİL

Bazı çocukların hiç sorun çıkarmaması veya sürekli sessiz kalması, ilk bakışta olumlu bir durum gibi görülebilir. Ancak çocuk duygularını ifade etmekten korktuğu için de sessizleşebilir.

Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca “Sözümü dinliyor mu?” sorusuna değil, “Kendini rahatça ifade edebiliyor mu?” sorusuna da bakması gerekiyor.

Gerçek denge, çocuğun her koşulda uyum göstermesi değil; gerektiğinde itiraz edebilmesi, sınırlarını ifade edebilmesi ve yaşadığı duyguları güvenli bir ortamda paylaşabilmesiyle oluşuyor.

DEĞİŞİKLİKLER ÖNEMSENMELİ

Çocuğun davranışlarında belirgin değişiklikler görülmesi halinde bunun ne kadar süredir devam ettiği ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği göz önünde bulundurulmalı.

Uzun süreli içe kapanma, yoğun korku veya kaygı, arkadaşlardan uzaklaşma, okul hayatında belirgin bozulma, sürekli öfke, uyku ve iştah düzenindeki ciddi değişiklikler veya daha önce keyif aldığı etkinliklere karşı ilgisini kaybetme gibi durumlar göz ardı edilmemeli.

Bu tür değişiklikler kalıcı hale geldiğinde çocuğun durumunun bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi uygun olabilir.

HUZURUN ÖLÇÜSÜ GÜVEN

Çocukların huzurlu ve dengeli olması, hayatlarında hiç sorun yaşamamaları anlamına gelmiyor. Çocukların da hayal kırıklıkları, korkuları, öfkeleri ve üzüntüleri olacak.

Asıl önemli olan, bütün bu duyguların içinde çocuğun kendisini yalnız hissetmemesi. Sevildiğini bilen, düşüncelerini ifade edebilen, hata yaptığında yeniden deneyebilen, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilen ve günlük hayatına yeniden dönebilen çocuk, duygusal açıdan daha sağlam bir zemin üzerinde ilerliyor.

Çocuğun huzurunu anlamanın yolu, onun hiç ağlamamasına veya hiç itiraz etmemesine bakmaktan geçmiyor. Asıl ölçü; kendisini güvende hissedip hissetmediği, duygularını yaşayabilmesi ve zorlandığında yeniden denge kurabilmesi.

Muhabir: MÜRÜVET ÇETİN