Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, elektrik dağıtım şirketlerinden kaynaklanan voltaj dalgalanmaları nedeniyle zarar gören vatandaşların tazmin hakkına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Elektrik kesintisi, ani voltaj yükselmesi ve dalgalanmaların evlerdeki elektronik cihazlara zarar verebildiğini belirten Gündüz, tüketicilerin hak arama sürecinde teknik kayıtların incelenmesi gerektiğini söyledi.
‘ELEKTRİK GERİLİMİ ANLIK OLARAK DEĞİŞEN BİR UNSURDUR’
Elektrik dağıtım şirketlerinin çoğu zaman arızanın kendi altyapılarından kaynaklanmadığını öne sürdüğünü ifade eden Gündüz, “Elektrik gerilimi sabit bir değer değildir; anlık olarak yükselip düşebilen, şebeke üzerindeki yük ve teknik koşullara bağlı şekilde değişebilen bir unsurdur. Bu nedenle olayın yaşandığı gün ve saat ile elektrik dağıtım şirketinin daha sonra yaptığı kontrol arasında aynı gerilim değerlerinin bulunması teknik olarak mümkün olmayabilir. Olaydan günler sonra yapılan ölçümlere dayanarak ‘şebekede herhangi bir sorun yoktu’ denilmesi tüketici açısından yeterli ve ikna edici bir açıklama değildir. Asıl incelenmesi gereken, cihazların zarar gördüğü anda şebekede ne yaşandığıdır” dedi.

‘24 SAATLİK GERİLİM KAYITLARI TALEP EDİLMELİ’
Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda elektrik dağıtım şirketlerinden ayrıntılı kayıtların istenmesi gerektiğini belirten Gündüz, “Heyete yapılan başvurularda yalnızca şirket savunmasının alınması yeterli değildir. Aynı zamanda olayın yaşandığı gün ve saate ait 24 saatlik gerilim kayıtlarının da dosyaya eklenmesi gerekir” diyen Gündüz, “Elektrik enerjisi gözle görülmeyen bir unsur olabilir ancak ölçülebilir ve kayıt altına alınabilir bir sistemdir. Vatandaşa stabil ve güvenli enerji sunmakla yükümlü olan dağıtım şirketlerinin, bu kayıtları şeffaf şekilde paylaşması gerekir. Tüketicinin mağduriyetinin ortaya çıkarılabilmesi için teknik verilerin incelenmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
‘SADECE ‘TRAFO NORMALDİ’ SAVUNMASI YETERLİ DEĞİL’
Elektrik şirketlerinin standart savunmalarla sorumluluktan kaçamayacağını savunan Gündüz, “Elektrik dağıtım şirketlerinin olay sonrası yaptığı incelemelerde yalnızca ‘trafo kontrol edildi, herhangi bir sorun görülmedi’ şeklindeki açıklamalar yeterli değildir. Çünkü cihazların zarar gördüğü zaman aralığında şebekede kısa süreli ama etkili voltaj yükselmeleri yaşanmış olabilir. Bu tür durumlar birkaç saniye içerisinde meydana gelebilir ve ciddi maddi hasarlara neden olabilir. Bu nedenle olayın yaşandığı ana ait kayıtların incelenmesi, gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunludur” dedi.
‘253 VOLT ÜZERİ ELEKTRONİK CİHAZLAR İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR’
TS EN 50160 standartlarına göre şehir şebekesi geriliminin 230 volt olduğunu hatırlatan Gündüz, “Mevzuata göre belirlenen tolerans sınırının üzerine çıkan gerilim değerleri elektronik cihazlar açısından ciddi risk taşır. Özellikle 253 volt üzerindeki değerler televizyon, buzdolabı, kombi, modem ve diğer hassas elektronik ürünlerde arızalara neden olabilir. Böyle bir durumda tüketicinin zarar gördüğü anda şebekedeki gerilim değerlerinin yasal sınırlar içinde olduğunu ispatlama sorumluluğu elektrik dağıtım şirketine aittir” diye konuştu.
‘KAYITLARIN PAYLAŞILMAMASI SORU İŞARETİ OLUŞTURUR’
Elektrik dağıtım şirketlerinin gerekli verileri kayıt altında tutmasının zorunlu olduğunu belirten Gündüz, “Bir ülkeye ya da bölgeye elektrik dağıtım hizmeti sunan şirketlerin elinde bu teknik kayıtların bulunmaması düşünülemez. Eğer bu veriler paylaşılmıyorsa, ya gerekli altyapı yatırımları yeterince yapılmamıştır ya da şirket yaşanan sorunda sorumluluk ihtimali bulunduğu için bilgileri açıklamaktan kaçınıyordur. Tüketicinin hakkını arayabilmesi için bu kayıtların şeffaf şekilde ortaya konulması gerekir” ifadelerini kullandı.





