Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart ayında aylık yüzde 1,94, yıllık bazda ise yüzde 30,87 artış gösterdi. On iki aylık ortalamalara göre artış oranı yüzde 32,82 olarak kaydedildi. TÜFE’de Mart ayında bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10,04’lük artış gerçekleşirken, endekste yer alan 174 alt sınıftan 127’sinde fiyat artışı görüldü. 40 alt sınıfta düşüş yaşanırken, 7 alt sınıfta ise değişim olmadı.
EN YÜKSEK ARTIŞ KONUT GRUBUNDA
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunda yıllık bazda en fazla artış konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 42,06 ile gerçekleşti. Ulaştırmada yüzde 34,35, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yüzde 32,36 artış kaydedildi. Bu grupların yıllık enflasyona katkısı sırasıyla 6,04, 5,45 ve 8,25 puan oldu. Aylık bazda ise ulaştırma yüzde 4,52 ile en yüksek artışı gösterirken, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 1,80, konut grubu ise yüzde 1,91 oranında yükseldi.
AKARYAKIT FİYATLARI ETKİLİ OLDU
Küresel gelişmeler ve bölgesel gerilimlerin etkisiyle özellikle akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışın enflasyonu yukarı yönlü etkilediği değerlendiriliyor. Artan enerji maliyetleri, ulaşım ve temel tüketim ürünlerine de zam olarak yansıdı.
‘ALIM GÜCÜ CİDDİ ŞEKİLDE DÜŞTÜ’
Artan hayat pahalılığına dikkat çeken Türk-İş Antalya Şube Başkanı Cemil Ünal, asgari ücrette ara zam yapılması gerektiğini vurgulayarak değerlendirmelerde bulundu. Ünal, “Bugün gelinen noktada çalışanların alım gücü ciddi şekilde erimiş durumda. Yıl başında yapılan yüzde 27’lik artış daha ilk aylardan itibaren etkisini kaybetti. Enflasyonun bu şekilde devam etmesi halinde sabit gelirli kesimin geçim mücadelesi çok daha ağırlaşacak. İnsanlar artık sadece ay sonunu getirmeyi değil, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmeyi dahi hesaplamak zorunda kalıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil ve acil önlem alınması gerekiyor” dedi.
Enerji maliyetlerindeki artışın tüm sektörleri etkilediğini belirten Ünal, “Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir konu değil. Üretimden nakliyeye, tarımdan sanayiye kadar her aşamada maliyetleri artırıyor. Bu da doğrudan raf fiyatlarına yansıyor. Vatandaş artık temel gıda ürünlerine ulaşırken bile ciddi bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Her geçen gün daha fazla insan geçim sıkıntısını daha derinden hissediyor” ifadelerini kullandı.
‘ZAM DAHA POMPAYA YANSIMADAN ETİKETLER DEĞİŞİYOR’
Piyasalardaki fiyat artışlarının hızlandığını dile getiren Ünal, “Eskiden ayda bir değişen etiketler artık haftalık, hatta bazı durumlarda günlük olarak değişiyor. Hatta zam haberi duyulur duyulmaz, daha akaryakıt pompalarına yansımadan market raflarında fiyatların yükseldiğine şahit oluyoruz. Bu durum piyasadaki öngörülebilirliği tamamen ortadan kaldırıyor. Vatandaş bütçesini planlayamaz hale geldi, neyin ne kadar olacağını kimse kestiremiyor” dedi.
‘ARA ZAM TEMMUZU BEKLEMEMELİ’
Asgari ücrete ve emekli maaşlarına ara zam yapılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Ünal, “Temmuz ayını beklemek çalışanlar açısından artık taşınamaz bir yük haline geldi. Biz zaten yıl başında belirlenen ücretin yetersiz olduğunu açıkça ifade etmiştik. Bugün geldiğimiz noktada bu durum çok daha net bir şekilde görülüyor. Ara zam bir tercih değil, zorunluluktur. Çalışanların alım gücünü koruyabilmek için vakit kaybetmeden gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor” diye konuştu.
‘YILDA DÖRT KEZ ZAM YAPILMALI’
Ücretlerin enflasyona karşı korunabilmesi için daha sık güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, “Enflasyonun bu kadar hızlı arttığı bir ortamda yılda bir ya da iki kez yapılan zamlar yetersiz kalıyor. Bu nedenle ücretlerin enflasyon oranlarına paralel şekilde yılda en az dört kez güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aksi halde çalışanların alım gücündeki erimeyi durdurmak mümkün değil. İnsanlar her geçen gün biraz daha fakirleşiyor ve bu durum sosyal dengeleri de olumsuz etkiliyor” dedi.
‘GENÇLER KENDİ ALANINDA İŞ BULAMIYOR’
İstihdam sorunlarına da değinen Ünal, “Üniversite mezunu gençler kendi eğitim aldıkları alanlarda iş bulmakta ciddi zorluk yaşıyor. Nitelikli iş gücünün farklı alanlarda, düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalması hem bireysel hem de ülke ekonomisi açısından büyük bir kayıp. Bu durum katma değerli üretimin önünde engel oluşturuyor ve uzun vadede ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.
‘ANTALYA’DA YAŞAM MALİYETİ ÇOK YÜKSEK’
Antalya’daki yaşam maliyetlerinin hızla arttığını belirten Ünal, “Bugün Antalya gibi bir şehirde en düşük kira bedelinin 25 bin lira seviyesine ulaşması, dar gelirli vatandaşlar için yaşamı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Bunun yanında eğitim ve sağlık giderleri de ciddi şekilde artmış durumda. İnsanlar artık sadece barınma değil, çocuklarının eğitimi ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda da büyük zorluklar yaşıyor. Böyle bir ortamda dar gelirli kesimlerin ayakta kalabilmesi için daha güçlü sosyal politikaların devreye alınması gerekiyor” dedi.
Devletin planlı ve kapsamlı adımlar atması gerektiğini belirten Ünal, “Türkiye güçlü bir devlettir. Doğru politikalar ve zamanında atılacak adımlarla vatandaşın üzerindeki bu yük hafifletilebilir. Ancak bunun için hızlı ve etkili kararlar alınması şart” şeklinde konuştu.