BATMAN iline bağlı, tarihi binlerce yıl öncesine uzanan Hasankeyf, Mezopotamya’nın en eski yerleşimlerinden biri olarak tarihte önemli bir yer tutuyor. Dicle (Tigris) Nehri kıyısında konumlanan bu kadim kent, sayısız medeniyete ev sahipliği yaptı ve Roma, Bizans, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlı gibi birçok devletin izlerini taşıdı. Zaman içinde değişen kültürel etkileşimler ve dilsel evrimler Hasankeyf’in günümüze kadar ulaşan adının da şekillenmesine neden oldu.

Haasankeyf

TARİHİ KÖKENİ: CEPHA/KİPHAS/KİFO
Hasankeyf’in en eski bilinen adlarından biri ‘Cepha’ ya da ‘Kiphas/Kifo’. Bu ad, antik çağlarda bölgeye hakim olan Asur, Arami veya klasik dönem Roma ve Bizans kaynaklarında geçiyor. Kelime, Arami ve Süryani’de ‘kaya’ anlamına geliyor; bu da Dicle kıyısında yükselen taş kayalıklarla çevrili yerleşimin coğrafi özelliğini tanımlıyor.

Hasankeyf 4

ARAPÇA ETKİSİ: HİSN KAYFA – KAYA KALESİ
7. yüzyılda Arapların bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte kentin adı ‘Hisn Kayfa’ şeklinde kayıtlara geçti. Arapça’da ‘hisn’ kale/korunaklı yer, ‘kayfa/kefa’ ise kayalık/taş anlamına geliyor. Bu birleşim, yerleşimin kaya üzerine kurulmuş bir kale olduğu fikrini ortaya koyuyor ve o dönemdeki hakim dilin coğrafi özelliklerle nasıl harmanlandığını gösteriyor.

Hasankeyf 3

TÜRKÇEYE GEÇİŞ: HASANKEYF
Zamanla Arapça ‘Hisn Kayfa’ ifadesi, halk arasında ve resmi belgelerde telaffuz kolaylığıyla Hasankeyf haline dönüştü. Özellikle Osmanlı döneminde bu kullanım yerleşti ve Cumhuriyet döneminde de isim resmi olarak sabitlendi. Bu evrim, yer adlarının diller arası değişimini ve toplum hafızasında nasıl şekillendiğini gösteren klasik bir örnek.

Hasankeyf 5

EFSANELER VE RİVAYETLER
Hasankeyf ismiyle ilgili halk arasında bazı rivayetler de anlatılıyor. Bunlardan biri adı rivayet edilen Hasan adlı kişiyle ilişkilindiriliyor.

En bilinen hikaye, kalede hapsedilen bir suçlu veya idama mahkum edilen bir yiğit hakkındadır. Rivayete göre Hasan adındaki bu kişi, idam edilmeden önce son bir dilek olarak kaledeki atıyla bir tur atmak ister. Atıyla kalenin uçurumundan aşağı atlar ama mucizevi bir şekilde sağ kurtulur (bazı versiyonlarda nehre atladığı söylenir). Onu izleyen halk ve dönemin yöneticisi, bu inanılmaz kurtuluş karşısında şaşkınlıkla Arapça "Hasan, keyf?" (Hasan, nasıl/nasılsın?) diye seslenirler. Zamanla bu ifadenin birleşerek şehrin adı olduğu anlatılır.

Bir diğer basit anlatıda ise bölgedeki mağaralarda yaşayan ve çevresinde çok sevilen, bilge veya inzivaya çekilmiş 'Hasan' isimli bir zattan bahsedilir. İnsanlar onu ziyarete giderken "Hasan’ın keyfine (yanına) gidiyoruz" dedikleri rivayet edilir.

Fakat tarihi kaynaklar bu tür efsaneleri desteklemiyor ve ismin esas kökeninin antik dillerdeki ‘kaya’ ve ‘kale’ ifadelerine dayandığını belirtiyor.

Hasankeyf 2

Hasankeyf’in adı, coğrafi ve tarihi gerçekliklerin dillerle buluştuğu uzun bir evrimin ürünü. Antik çağlarda kayalık yerleşim olarak anılan kent; Arapça döneminde ‘Hisn Kayfa – kaya kalesi’ ifadesini aldı, Türkçe konuşulan dönemlerde bu adın dönüşümüyle bugünkü Hasankeyf şekline ulaştı. Bu isim, sadece bir ses değil, binlerce yıllık kültürel etkileşimin yaşayan bir izi.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ