Siirt’te 9 yaşındaki Merve’nin hayatını kaybetmesiyle çocuklarda görülen havale nöbetleri bir kez daha gündeme geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kerem Yıldız, özellikle ateşli veya ateşsiz nöbetler sırasında anne ve babaların doğru müdahalede bulunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, toplumda yaygın olan yanlış uygulamalara karşı uyardı. Havale sırasında ailelerin büyük panik yaşayabildiğini belirten Dr. Yıldız, nöbet anında öncelikle sakin olunması gerektiğini söyledi.

Ateşli ya da ateşsiz nöbetler, anne babanın çocuklarında tanık olabileceği en kaygı verici ve korkutucu durumlardan biri olduğunu belirten Yıldız, “Çocuğun kontrolsüz şekilde kasılması, gözlerinin bir noktaya sabitlenmesi, bilincinin kapanması veya çevresine yanıt vermemesi ailelerde büyük bir panik yaratabilir. Ancak böyle bir durumda yapılabilecek en önemli şey, paniğe kapılmadan çocuğun güvenliğini sağlamaktır. Çünkü nöbet sırasında yapılan bazı yanlış müdahaleler, nöbetin kendisinden daha ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle ailelerin önceden doğru ilk yardım yaklaşımını bilmesi ve nöbet sırasında mümkün olduğunca soğukkanlı kalması son derece önemlidir. Kriz anında sakinliği koruyup doğru adımları atmak, çocuğun güvenli şekilde nöbeti tamamlamasına yardımcı olur ve olası komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar” dedi.

‘SÜRE TAKİP EDİLMELİ’
Nöbetin başladığı andan itibaren sürenin takip edilmesinin tıbbi değerlendirme açısından önemli olduğunu vurgulayan Yıldız, “Panik yapmamaya çalışarak öncelikle nöbetin başladığı saati kaydedin ve mümkünse süreyi takip edin. Nöbetin kaç dakika sürdüğü, doktorun çocuğun durumunu değerlendirirken ihtiyaç duyacağı en önemli bilgilerden biridir. Çocuğun nöbet sırasında kendisini yaralayabileceği sert, kesici veya sivri cisimleri bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak gerekir. Çocuğu mümkün olduğunca güvenli, düz ve yumuşak bir zemine yatırın. Başını çarpmasını önlemek için başının altına yumuşak bir destek koyabilirsiniz. Çocuğu hafifçe yana çevirmek, ağızda biriken tükürük ya da olası kusmukların solunum yollarına kaçma riskini azaltır. Ancak çocuğun boynunu zorlayarak geriye doğru bükmemek gerekir. Aynı şekilde solunumu engelleyebilecek sıkı kıyafetler, kravat, atkı veya boyun çevresindeki aksesuarlar gevşetilmelidir. Buradaki temel amaç çocuğu zorla kontrol etmek değil, nöbet boyunca güvenliğini sağlamak ve rahat nefes alabileceği bir ortam oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.

‘AĞZINA KAŞIK, PARMAK VEYA MENDİL SOKMAYIN’
Nöbet sırasında en sık yapılan yanlışlardan birinin çocuğun ağzını zorla açmaya çalışmak olduğunu ifade eden Dr. Yıldız, “Toplumda uzun yıllardır ‘dilini yutmasın’ düşüncesiyle çocuğun ağzına kaşık, parmak, mendil veya benzeri bir cisim koyulması gerektiğine dair yanlış bir inanış bulunuyor. Bu kesinlikle yapılmamalıdır. Nöbet sırasında dişler kenetlenmişse ağzı zorla açmaya çalışmak hem çocuğa hem de müdahale eden kişiye ciddi zarar verebilir. Parmağın ağza sokulması parmakta ciddi yaralanmalara neden olabilirken, kaşık veya başka sert bir cismin kullanılması dişlerin kırılmasına, ağız içinin yaralanmasına ve çene bölgesinde travmaya yol açabilir. Ayrıca ağza yerleştirilen mendil ya da başka bir cisim yerinden çıkarak solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle çocuğun dilini tutmaya, ağzını açmaya veya dişlerinin arasına herhangi bir nesne yerleştirmeye kesinlikle çalışmayın. Çocuğu güvenli bir şekilde yan çevirmek ve çevresindeki tehlikeli cisimleri uzaklaştırmak çok daha doğru ve güvenli bir yaklaşımdır” dedi.

Çocuğun yan çevrilmesinin yeterli olduğunu belirten Yıldız, “Nöbet sırasında dilin geriye kaçacağı ve çocuğun boğulacağı düşüncesiyle ağıza müdahale edilmesine gerek yoktur. Çocuğu güvenli şekilde yan çevirmek, ağızda biriken tükürük veya kusmuğun dışarıya doğru akmasına yardımcı olur ve solunum yolunun korunmasını sağlar. Bu nedenle ailelerin dilini tutmaya çalışmak yerine çocuğun güvenli pozisyonunu sağlamaya odaklanması gerekir” ifadelerini kullandı.

‘KESKİN KOKULARA BAŞVURMAYIN’
Halk arasında uygulanan bazı yöntemlerin nöbeti durdurmadığını belirten Yıldız, “Soğan koklatmak, kolonya sürmek veya koklatmak, amonyak gibi keskin kokulara başvurmak nöbeti durdurmaz ve tıbbi olarak önerilen uygulamalar değildir. Aksine bu tür maddeler çocuğun solunum yollarını tahriş edebilir, öksürüğe ve solunum sıkıntısına neden olabilir. Özellikle bilinci kapalı veya nöbet geçiren bir çocuğun yüzüne yoğun kokulu maddeler yaklaştırmak ek bir risk oluşturur. Bu nedenle halk arasında nesilden nesile aktarılan bu tür yöntemlere başvurmak yerine çocuğun güvenliğini sağlamak, nöbetin süresini takip etmek ve gerektiğinde profesyonel tıbbi yardım almak gerekir” diye konuştu.

‘ÇOCUĞU SARSARAK UYANDIRMAYA ÇALIŞMAYIN’
Nöbet geçiren çocuğun sarsılmaması gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Çocuğun nöbet sırasında bilincinin kapalı olması veya çevresine yanıt vermemesi, onu silkeleyerek ya da yüzüne vurarak uyandırabileceğimiz anlamına gelmez. Nöbet sırasında çocuğu sarsmak, kollarından ve bacaklarından tutarak hareketlerini durdurmaya çalışmak doğru değildir. Bu tür müdahaleler nöbeti sonlandırmaz; aksine çocuğun baş, boyun, omurga veya diğer bölgelerinde travmaya neden olabilir. Aileler çocuğun hareketlerini zorla engellemeye çalışmak yerine, onun çevresindeki tehlikeli eşyaları uzaklaştırmalı ve güvenli bir pozisyonda kalmasını sağlamalıdır. Nöbet sona erdikten sonra da çocuk bir süre sersemlemiş veya uykulu olabilir. Bu durum karşısında da çocuğu zorla ayağa kaldırmak veya kendine getirmeye çalışmak yerine solunumunu ve genel durumunu gözlemlemek gerekir” dedi.

‘NÖBET SIRASINDA SU VE İLAÇ VERMEYİN’
Ateşli havale sırasında çocuğun soğuk suya sokulmasının da yanlış olduğunu belirten Yıldız, “Çocuğun ateşi olduğu için nöbet sırasında onu soğuk suya sokmak, üzerine buz uygulamak veya vücudunu ani şekilde soğutmaya çalışmak doğru değildir. Ani soğuk uygulamalar çocuğun damarlarında büzülmeye ve ciddi rahatsızlığa neden olabilir. Ateşli nöbet sırasında öncelikli hedef nöbetin güvenli şekilde geçirilmesini sağlamaktır. Çocuğun üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılabilir, ortamın aşırı sıcak olmamasına dikkat edilebilir. Ateşin düşürülmesi gerekiyorsa çocuk doktorunun önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Özellikle nöbet devam ederken çocuğa zorla ateş düşürücü ilaç vermek ya da su içirmeye çalışmak kesinlikle doğru değildir. Gerektiğinde ılık uygulamalar tercih edilebilir ancak ani ve aşırı soğutma yöntemlerinden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Nöbet sırasında ağızdan su veya ilaç verilmemesi gerektiğini de vurgulayan Yıldız, “Nöbet sırasında çocuğun yutma refleksi sağlıklı şekilde çalışmayabilir. Bu nedenle ağzından su, süt, şurup, ateş düşürücü ilaç veya başka herhangi bir madde vermeye çalışmak ciddi bir boğulma ve akciğerlere kaçma riski oluşturabilir. Çocuk nöbet geçirirken ‘ateşi düşsün’ veya ‘kendine gelsin’ düşüncesiyle ağızdan herhangi bir şey vermek yerine nöbetin sona ermesini ve çocuğun bilincinin tamamen yerine gelmesini beklemek gerekir. Doktor tarafından daha önceden verilmiş özel bir acil nöbet ilacı kullanım planı varsa da bunun nasıl ve ne zaman uygulanacağı konusunda ailelerin hekim tarafından önceden bilgilendirilmiş olması önemlidir” uyarısında bulundu.

‘112 ARANMALI’
Havale geçiren çocuğun mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Yıldız, “Çocuğunuz nöbet geçiriyorsa öncelikle sakinliğinizi koruyun ve çocuğun güvenliğini sağlayın. Nöbetin ne zaman başladığını ve ne kadar sürdüğünü takip edin. Özellikle ilk kez nöbet geçiren çocuklarda, nöbetin uzun sürmesi, arka arkaya nöbetlerin görülmesi, çocuğun nöbet sonrasında kendine gelmemesi veya solunumla ilgili bir sorun yaşanması gibi durumlarda zaman kaybetmeden 112 aranmalıdır. Çocuğun daha önce nöbet geçirmiş olması da yeni bir nöbetin mutlaka değerlendirilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Nöbetin nedeni ve çocuğun genel durumu hekim tarafından değerlendirilmelidir. Ailelerin kendi başına tanı koymaya veya nöbeti evde durdurmaya çalışmak yerine profesyonel sağlık desteği alması en güvenli yaklaşımdır” dedi.

‘HER NÖBETİN NEDENİ AYNI DEĞİL’
Hastanede nöbetin nedeninin araştırıldığını aktaran Yıldız, “Hastanede öncelikle çocuğun genel durumu, solunumu, ateşi ve nöbetin özellikleri değerlendirilir. Nöbetin basit bir enfeksiyon sırasında ortaya çıkan ateşe mi bağlı olduğu, ateş dışında başka bir nedenden mi kaynaklandığı veya altta yatan farklı bir sağlık sorununun bulunup bulunmadığı araştırılır. Çocuğun yaşına, nöbetin özelliklerine, muayene bulgularına ve doktorun değerlendirmesine göre kan tetkikleri, EEG veya görüntüleme yöntemleri gerekli görülebilir. Her çocukta bütün tetkiklerin yapılması gerekmez; hangi incelemenin gerekli olduğuna çocuğun klinik durumuna göre karar verilir. Bu nedenle nöbetin süresi, çocuğun nöbet sırasında ne yaşadığı ve nöbet sonrasında ne kadar sürede kendine geldiği gibi bilgilerin aile tarafından sağlık ekibine aktarılması tanı sürecine önemli katkı sağlar” diye konuştu.

Ateşli havalelerin büyük bölümünün zararsız olduğunu ve uzun süreli ilaç tedavisi gerektirmediğini belirten Yıldız, “Ateşli havalelerin büyük bir bölümü kısa sürer ve çocuklarda kalıcı bir hasara yol açmadan sonlanır. Bu nedenle ailelerin nöbet gördüklerinde hemen en kötü senaryoyu düşünerek paniğe kapılmamaları gerekir. Ancak ateşli nöbetlerin çoğunun iyi seyretmesi, her nöbetin önemsenmemesi gerektiği anlamına da gelmez. Özellikle ilk kez görülen nöbetlerde veya nöbetin normalden farklı özellikler taşıdığı durumlarda çocuk mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir. Tekrarlayan veya özel durum içeren nöbetlerde ise çocuk doktorunun takibiyle gerekli tedavi planı oluşturulur. Bazı çocuklarda aileye evde kullanılabilecek acil müdahale ilaçları ve bunların hangi durumda uygulanacağı konusunda ayrıntılı bir rehberlik de sağlanabilir. Burada en önemli nokta, ailenin nöbet sırasında ne yapacağını önceden bilmesidir. Unutmayın, o zorlu anlarda sergileyeceğiniz sakinlik, çocuğun güvenliğini sağlamanız ve doğru müdahaleyi yapmanız açısından en güçlü kalkandır” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA