UNICEF’in yayımladığı yeni rapor, çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı cinsel istismar ve taciz riskinin boyutlarını ortaya koydu. 21 ülkede yapılan araştırmaya göre, 12-17 yaş arasındaki neredeyse her 5 çocuktan 1’i teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen en az bir cinsel istismar veya taciz türüne maruz bırakıldı. UNICEF, “Çocukların Gözünden: Dijital Teknolojiler Çocuk Cinsel İstismarını Nasıl Mümkün Kılıyor” başlıklı raporunu yayımladı. 21 ülkeden 12-17 yaş arasındaki 21 bin internet kullanıcısı çocuğun katıldığı anketler ve istismara maruz kalmış 100 gençle yapılan görüşmeler doğrultusunda hazırlanan raporda, dijital ortamların çocuklar açısından oluşturduğu risklere dikkat çekildi.

UNICEF’in açıklamasına göre, 21 ülkede tek bir yılda 12-17 yaş arasındaki yaklaşık 20 milyon çocuk, yani neredeyse her 5 çocuktan 1’i, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen en az bir cinsel istismar veya taciz türüne maruz bırakıldı. 15 milyondan fazla çocuk istenmeyen cinsel içeriklere maruz kalırken, 9 milyon çocuk ise rızaları dışında cinsel içerikli konuşmalara katılmaya veya cinsel içerikli görüntüler paylaşmaya zorlandı. Raporda ayrıca teknoloji aracılığıyla istismara maruz bırakılan çocukların kendine zarar verme olasılığının dört kat daha yüksek olduğu belirtildi.

VAKALARIN YAKLAŞIK YÜZDE 60’I SOSYAL MEDYADA
UNICEF’in araştırmasında, vakaların yaklaşık yüzde 60’ının sosyal medya platformlarında, yüzde 14’ünün ise çevrim içi oyunlarda meydana geldiği belirlendi. Yaklaşık 4 milyon kişinin cinsel içerikli görüntülerinin rızaları dışında paylaşıldığı ortaya çıkarken, vakaların yüzde 40’tan fazlasının hiç kimseyle paylaşılmadığı tespit edildi. Polis, sosyal hizmet uzmanları veya yardım hatları gibi yetkili mercilere bildirilen vakaların oranının ise yüzde 1’in altında kaldığı belirtildi.

‘DİJİTAL GÜVENLİK, ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ KADAR ÖNEMLİ’
Çocukların internet ve teknoloji kullanımının hayatlarının önemli bir parçası haline geldiğini belirterek dijital ortamlardaki risklere karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Çocukların hayatında internet ve teknoloji artık önemli bir yer tutuyor. Oyunlar, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları çocuklara pek çok imkan sunarken, beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Bunlardan biri de çevrim içi cinsel istismar ve taciz” dedi.

Anıl Yıldız-3

UNICEF’in raporundaki verilerin dijital güvenliğin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Yıldız, “UNICEF’in yayımladığı rapora göre neredeyse her 5 çocuktan 1’i, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen en az bir cinsel istismar veya taciz türüne maruz bırakılıyor. Bu durum, dijital güvenliğin çocukların gelişimi kadar önemli bir konu olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

Dijital istismarın yalnızca çocuğun tanımadığı kişiler tarafından gerçekleştirilmeyebileceğini belirten Yıldız, “Bazen bir yetişkin çocukla güven ilişkisi kurarak onu özel konuşmalara yönlendirebilir, fotoğraf veya video göndermesini isteyebilir ya da tehdit ve şantaj yoluyla kontrol etmeye çalışabilir. Çocuklar gelişimsel olarak bu durumların tehlikesini fark etmekte zorlanabilir” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUĞA İNANMAK VE ONU SUÇLAMAMAK GEREKİR’
Çocuğun böyle bir durumla karşılaşması halinde ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldız, “Öncelikle çocuğa inanmak ve onu suçlamamak gerekir. ‘Neden o kişiyle konuştun, neden fotoğraf gönderdin?’ gibi ifadeler çocuğun kendisini suçlu hissetmesine ve yaşadıklarını anlatmaktan vazgeçmesine neden olabilir” dedi.

Çocuğun sakin bir şekilde dinlenmesi gerektiğini belirten Yıldız, “Bunun yerine sakin bir şekilde dinlemek ve ‘Bunu benimle paylaştığın için iyi yaptın. Senin suçun değil. Yanındayım’ mesajını vermek önemlidir. Çocuğun yaptığı herhangi bir hata, yetişkinin istismarını haklı çıkarmaz. Sorumluluk her zaman istismarı gerçekleştiren kişidedir” diye konuştu.

‘KANITLAR SİLİNMEMELİ’
Ailelerin böyle bir durumla karşılaştığında paniğe kapılmadan hareket etmesi gerektiğini ifade eden Yıldız, “Ailelerin böyle bir durumda paniğe kapılmadan çocuğun güvenliğini sağlaması, mümkünse mesaj, görüntü ve diğer kanıtları silmeden koruması ve gerektiğinde uzmanlardan ve ilgili kurumlardan destek alması gerekir. Çocuğu tekrar tekrar sorgulamak veya yaşananlardan dolayı onu utandırmak ise süreci zorlaştırabilir” dedi.

‘ÇOCUKLARI DİJİTAL DÜNYADAN KOPARMAK ÇÖZÜM DEĞİL’
Çocukları korumanın en önemli yollarından birinin açık ve güvene dayalı iletişim olduğunu vurgulayan Yıldız, “Çocuklar bedenlerinin kendilerine ait olduğunu, istemedikleri bir görüntüyü göndermek zorunda olmadıklarını, internette tanıştıkları kişilerin söyledikleri kişi olmayabileceğini ve kendilerini rahatsız eden bir durum olduğunda güvendikleri bir yetişkine anlatabileceklerini bilmelidir” ifadelerini kullandı.

Çocukların internetten tamamen uzaklaştırılmasının gerçekçi bir çözüm olmadığını söyleyen Yıldız, “Çocukları internetten tamamen uzaklaştırmak gerçekçi bir çözüm değildir. Önemli olan onları dijital dünyadan koparmak değil, bu dünyada kendilerini koruyabilecek bilgi ve becerilerle desteklemektir” dedi.

Çocuğun yaşadığı istismarı anlatmasının ardından öncelikle kendisini güvende hissetmesi gerektiğini belirten Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuk yaşadığı bir istismarı anlattığında ihtiyacı olan ilk şey suçlanmak değil, güvende olduğunu hissetmektir. Çünkü çocukları korumak yalnızca teknolojiyi kontrol etmekle değil, onlarla güvene dayalı bir ilişki kurmakla başlar.”

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA