Antalya'nın tarihi merkezi Kaleiçi, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlarken, bölgenin geleceğiyle ilgili tartışmalar da devam ediyor. Kaleiçi'nde faaliyet gösteren işletmelerin yaşadığı sorunlar, tarihi dokunun korunması, araç trafiği, restorasyon uygulamaları ve turizm politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunan Kaleiçi İşletmeciler Derneği Başkanı Fikret Çağlan, Kaleiçi'nin sürdürülebilir şekilde yönetilebilmesi için ortak aklın ve koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İşte Kaleiçi İşletmeciler Derneği Başkanı Fikret Çağlan’ın Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:
Kaleiçi'nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorun sizce nedir?
Kaleiçi'nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorun, çok başlı yönetim anlayışıdır. Muratpaşa Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, KUDEB, Koruma Kurulu, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi birçok kurumun bölgede yetki sahibi olması, alınan kararların uygulanmasını zorlaştırıyor. Bir kurumun aldığı doğru bir karar, başka bir kurumun mevzuatına takılabiliyor. Bu nedenle birçok hizmet ya gecikiyor ya da tamamen askıya alınıyor. Bu sorunun nasıl çözüleceğini hep birlikte tartışmamız gerekiyor. Bana göre Kaleiçi'nin en acil ihtiyacı tek elden yönetimdir.
Son yıllarda Kaleiçi'ne gelen yerli ve yabancı turist profilinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Uzun yıllar boyunca Kaleiçi'nin ağırlıklı ziyaretçi kitlesini Avrupalı turistler oluşturuyordu. Son yıllarda ise Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Azerbaycan, Güney Kore, Japonya, Çin ve Kuzey Afrika ülkelerinden gelen turist sayısında ciddi artış görüyoruz. Yerli turist açısından ise Antalya hâlâ Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Türkiye'nin hemen her ilinden ziyaretçi almaya devam ediyoruz.
Esnafın en çok şikâyet ettiği konu nedir?
Esnafın en büyük şikâyeti yine çok başlı yönetimden kaynaklanıyor. Bir karar alınıyor ancak uygulama aşamasında ne yapılacağı konusunda belirsizlik yaşanıyor. Örneğin iki ay önce tentelerimizin sökülmesi istendi. Biz de yerine ne yapacağımızı sorduk. "Bekleyin, rengini ve ölçülerini belirleyeceğiz" denildi. O zaman önce yeni sistemi belirleyin, ardından biz mevcut tenteleri sökelim dedik. Ancak "Önce sökün" cevabını aldık. Yağmurda, güneşte müşterimizi nasıl ağırlayacağız? Çözüm ortaya konulmadan uygulamaya geçilmesi hem esnafı hem de ziyaretçileri mağdur ediyor. Bizim talebimiz çok net; önce çözüm açıklansın, ardından uygulama yapılsın.

Kaleiçi'nde araç trafiği ve otopark sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz? Çözüm öneriniz nedir? Antalya Valisi Hulusi Şahin'in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uzun yıllardır bu konuyla ilgili toplantılara katılıyorum. İlk kez Münir Karaloğlu'nun valiliği döneminde Kaleiçi'ne araç girişlerinin ciddi şekilde sınırlandırılması gündeme gelmişti. Daha sonra otoparkı bulunan otellerin ve bazı işletmelerin müşteri araçlarını içeri alabilmesine yönelik uygulamalar başladı. Bana göre bu doğru bir karar değildi. Çünkü zamanla suistimaller ortaya çıktı.
Her araç kartı yenileme döneminde önce 900-1000 civarında hak sahibi olduğu söyleniyor. Yıl sonunda ise bu sayı 3 bine ulaşıyor. Aradaki farkın nasıl oluştuğu konusunda net bir açıklama yapılmıyor. Bize göre Kaleiçi'ne araç girişleri tamamen yasaklanmalı. Rent a car firmaları araçlarını bölge dışına çıkarmalı. Taksiler de yalnızca ihtiyaç halinde içeri girmeli.
Otopark konusunda ise çözüm var. Valilik önündeki otopark, eski stadın altındaki otopark, Doğu Garajı ve İpek Plaza karşısındaki otoparklar daha uygun fiyatlarla ziyaretçilerin kullanımına sunulabilir.
Tarihi dokunun korunması ile ticari faaliyetlerin sürdürülmesi arasında nasıl bir denge kurulmalı?
Bu konuda ciddi bir çelişki yaşanıyor. Bu, derneğin değil tamamen benim kişisel görüşüm. Kaleiçi giderek bir alışveriş merkezine dönüştürülmeye çalışılıyor. Bölgede yaşayan insanlar ise yavaş yavaş Kaleiçi'ni terk ediyor. Bu durum tarihi kimliğe zarar veriyor. Bundan sonra restorasyonu tamamlanan yapılara yeni işletme ruhsatları verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Kaleiçi'nde yeterince işletme var. Restorasyonu yapılan tarihi yapılar mümkün olduğunca konut veya konak olarak kullanılmalı. Yeni işletmeler açmak yerine tarihi yaşam kültürünü korumaya odaklanmalıyız.

Restorasyon çalışmaları konusunda mevcut uygulamaları yeterli buluyor musunuz?
Hayır, yeterli bulmuyorum. Yine aynı noktaya geliyoruz; çok başlı yönetim nedeniyle restorasyon uygulamalarında ciddi sorunlar yaşanıyor. Bugün Kaleiçi'nde gerçek anlamda restorasyon yapıldığını düşünmüyorum. Restorasyon; yıkılmış veya zarar görmüş bir yapının aslı korunarak onarılmasıdır. Ancak bugün birçok tarihi bina tamamen yıkılıyor ve yerine eski görünümlü yeni yapılar inşa ediliyor. Bunun adı restorasyon değil, tarihi mirası korumak da değil. Sistemdeki açıklar ve çok başlı yönetim nedeniyle bu uygulamalar giderek yaygınlaşıyor. Bazı işletmeler daha fazla oda ya da daha geniş kullanım alanı elde etmek amacıyla tarihi yapıları değiştiriyor. Böyle devam ederse Kaleiçi, tarihi bir kent olmaktan çıkıp sadece eski görünümlü yeni binalardan oluşan bir alana dönüşebilir.
Kaleiçi'nde gece hayatı ile aile turizmi arasındaki dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Kaleiçi'nde gece ve gündüz farkı çok mu?
Benim şahsi görüşüme göre gece hayatı ile aile turizmini aynı noktada buluşturmak kolay değil. Kaleiçi'nde çok sayıda alkollü işletme bulunuyor. Bu nedenle özellikle küçük çocuklu ailelerin gece saatlerinde bölgede vakit geçirmesini çok uygun bulmuyorum. Gündüz saatlerinde rahatlıkla gezebilirler ancak gece atmosferi daha çok yetişkinlere hitap ediyor. Bu değerlendirme tamamen şahsi görüşümdür; derneğin resmi görüşü değildir.

Kaleiçi'nde hizmet kalitesini artırmak için işletmeler hangi alanlarda kendini geliştirmeli?
Öncelikle devletin, işini doğru yapan otelcileri, pansiyon işletmecilerini, kaliteli kafe ve restoranları desteklemesi gerekiyor. Hediyelik eşya satan işletmeler özgün ürünlere yönelmeli. Kalitesiz ve sahte ürünlerin satışından uzak durulmalı. En önemli sorunlarımızdan biri de eğitimli personel eksikliği. Kaleiçi'nde faaliyet gösteren işletmeler nitelikli çalışan bulmakta zorlanıyor. Kaleiçi'nde Olgunlaşma Enstitüsü bulunuyor. Halk Eğitim Merkezleri burada otelcilik, servis, ön büro, yiyecek-içecek ve benzeri alanlarda kurslar açabilir. Böylece sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimli personel yetiştirilebilir. Hizmet kalitesini artırmanın yolu, eğitimli personelden ve kaliteli hizmet anlayışından geçiyor.
Bölgedeki işletmelerin ekonomik olarak en zorlandığı dönemler hangileri oluyor?
Aslında en büyük sıkıntıyı sezon dışında yaşıyoruz. Antalya turizmi hâlâ büyük ölçüde yaz sezonuna bağlı ilerliyor. Kış aylarında turist sayısının azalması işletmelerin gelirlerini ciddi şekilde düşürüyor. Buna karşın kira, personel, vergi ve diğer sabit giderler devam ediyor. Bu nedenle Kaleiçi'nin 12 ay yaşayan bir turizm merkezi haline gelmesi gerekiyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi ile yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Muratpaşa Belediyemizin iyi niyetli ve samimi çalışmalar yaptığını düşünüyoruz. Ancak Kaleiçi çok zor bir bölge. Yüzlerce dar sokak var ve her sokağın kendine özgü sorunları bulunuyor. Örneğin çöp konusunda sürekli eleştiriler yapılıyor ama her dar sokağa ulaşmak ve temizlik yapmak kolay değil. Buna rağmen Muratpaşa Belediyesi'nin samimiyetle çalıştığına inanıyoruz.
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ise Kaleiçi'nde yetki alanı oldukça sınırlı. Bu nedenle bölgede çok fazla çalışma yürüttüğünü söylemek mümkün değil.

Kaleiçi'nde kira artışları işletmeleri nasıl etkiliyor?
Kira artışları, bütün işletmeler üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturuyor. Özellikle son yıllarda yükselen maliyetlerle birlikte işletmeler hem kira hem de personel giderlerini karşılamakta zorlanıyor. Bu durum küçük işletmeler açısından daha büyük bir risk oluşturuyor. Kaleiçi'nin sürdürülebilirliği açısından kira politikalarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yabancı yatırımcı ve işletmecilerin bölgeye ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kaleiçi'nde yatırım yapmak, mevzuatlar ve koruma kararları nedeniyle büyük bir uğraş mı gerektiriyor?
İki yıl önce, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı dönemde yabancı yatırımcıların ilgisi oldukça yüksekti. Ancak bugün bu ilginin azaldığını görüyoruz. Elbette hâlâ yatırım yapmak isteyenler var. Fakat bölgedeki mevzuatlar, koruma kararları ve bürokratik süreçler yatırımcıları zorlayabiliyor. Bu nedenle birçok yatırımcı geri adım atabiliyor.
Kaleiçi'nin dünya çapında daha güçlü bir marka haline gelmesi için hangi adımlar atılmalı?
Bunun yolu öncelikle doğru restorasyondan geçiyor. Tarihi yapıları, iç mekânları ve mimari dokuyu aslına uygun şekilde korumamız gerekiyor. Bunun yanında Kaleiçi'nde yaşayan insanları ve yıllardır burada faaliyet gösteren işletmeleri de korumalıyız. Bugün dünyanın birçok tarihi kentinde nesilden nesile devam eden işletmeler destekleniyor. Biz ise maalesef bunu yeterince başaramıyoruz. Antalya'ya özgü yemekleri kuşaktan kuşağa yaşatan işletmelerin sayısı giderek azalıyor. Oysa bu işletmeler korunmalı ve desteklenmeli.
Geç kaldık mı? Evet, bazı konularda geç kaldık. Ama hâlâ çok geç değil. Bunun en güzel örneklerinden biri Dönerciler Çarşısı'dır. Bugün orada yiyecek-içecek sektörüyle ilgisi olmayan işletmeler bulunuyor. Oysa bu alanın yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Dönerciler Çarşısı'nda Antalya mutfağını temsil eden serpme börekçiler, piyazcılar, kabak tatlıcıları ve Antalya'nın yöresel lezzetlerini yaşatan işletmeler yer almalı. Böylece hem bölgenin kimliği korunur hem de turistlere gerçek Antalya kültürü sunulmuş olur. Bu konunun acilen ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Dernek olarak önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız projeler nelerdir?
Biz öncelikle üyelerimizin ve işletmelerimizin sorunlarıyla ilgileniyoruz. Ancak aslında en büyük önceliğimiz Kaleiçi'nin geleceğidir.
Çünkü Kaleiçi ne kadar gelişir, ne kadar değer kazanırsa burada faaliyet gösteren işletmeler de aynı ölçüde değer kazanacaktır. Bu doğrultuda Kaleiçi'nin uluslararası ölçekte hak ettiği değere ulaşması için üzerinde çalıştığımız çeşitli projeler bulunuyor. İnşallah önümüzdeki süreçte bunları hayata geçireceğiz.
Önümüzdeki 5-10 yıl içinde nasıl bir Kaleiçi hayal ediyorsunuz? Bu vizyonun gerçekleşmesi için öncelikli adımlar neler olmalı?
Önümüzdeki yıllarda tarihi kimliğini kaybetmemiş, yaşayan insanların yeniden bölgeye döndüğü, kültürel mirasını koruyan ve dünya çapında örnek gösterilen bir Kaleiçi görmek istiyorum. Bunun için öncelikle tek elden yönetim anlayışının hayata geçirilmesi gerekiyor. Doğru restorasyon uygulamaları yapılmalı, tarihi yapılar korunmalı, plansız ticari büyümenin önüne geçilmeli ve bölgede yaşayan nüfus yeniden artırılmalıdır. Ayrıca Kaleiçi yalnızca yaz aylarında hareketlenen bir turizm merkezi olmaktan çıkarılmalı; kültür, gastronomi ve sanat etkinlikleriyle yılın 12 ayı yaşayan bir destinasyona dönüştürülmelidir.
Son olarak Antalya halkına ve Kaleiçi'ni ziyaret eden turistlere vermek istediğiniz mesaj nedir?
Dernek olarak hiçbir zaman umudumuzu kaybetmedik. Daha güzel bir Kaleiçi için çalışmaya devam ediyoruz. Yerli ve yabancı turistler zaten Kaleiçi'ni çok seviyor. Son dönemde eski Antalyalıların da yeniden Kaleiçi'ne dönmeye başladığını görmek bizleri mutlu ediyor. Kaleiçi hepimizin ortak değeri. Bu tarihi mirası korumak da geliştirmek de hepimizin sorumluluğu. Bu vesileyle Kaleiçi'ne sahip çıkan, bölgeyi ziyaret eden ve destek veren herkese teşekkür ediyorum.





