Antalya’nın engelsiz bir kent olma yolunda katetmesi gereken mesafe, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunlarla bir kez daha gündeme geliyor. Evden çıkarken başlayan kaldırım ve ulaşım engelleri, çalışma hayatındaki fırsat eşitsizliği ve toplumsal önyargılar, engelli bireylerin bağımsız yaşamını zorlaştırıyor. Türkiye Sakatlar Derneği Antalya Şube Başkanı Mehmet Karavural ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, kentteki erişilebilirlik sorunlarını, belediyelerin sorumluluklarını, engelli bireylerin istihdam ve eğitim alanındaki beklentilerini konuştuk. Antalya’nın gerçekten engelsiz bir kent olabilmesi için yapılması gerekenleri anlatan Karavural, engelli bireylerin yardım değil, eşit haklar ve bağımsız bir yaşam talep ettiğini vurguladı.
İşte Türkiye Sakatlar Derneği Antalya Şube Başkanı Mehmet Karavural'ın Ekspres'ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:
-Antalya'da engelli bir birey sabah evinden çıktığında karşılaştığı ilk engel nedir? Kaldırım, ulaşım, bina, trafik ya da toplumun bakışı mı?
Kaldırım işgalleri ve erişilemez toplu taşıma, evden adım atar atmaz karşılaşılan en temel fiziksel engellerdir.

-Antalya gerçekten engelli bireyler için erişilebilir bir kent mi? Bugün Antalya'nın fotoğrafını çektiğinizde en büyük eksiklik nerede karşımıza çıkıyor?
Hayır, henüz tam anlamıyla erişilebilir değil; en büyük eksiklik kent genelindeki bütüncül ve sürdürülebilir altyapı planlamasıdır.
Daha önce Antalya'da engelli bireylerin “yaşam hakkının ihlal edildiğini” söylediniz. Bu oldukça ağır bir ifade. Bugün hâlâ aynı noktada mısınız?
Evet, çünkü en temel hak olan sokağa çıkma ve güvenli ulaşım hakkı her gün Engellenmeye devam ediyor.
-Kaldırım işgalleri, engelli rampalarının önüne araç park edilmesi ve sarı şeritlerin kapatılması yıllardır gündemde. Bu sorun neden bir türlü çözülemiyor?
Mevzuatların yeterince denetlenmemesi ve toplumsal duyarsızlık bu sorunların Kronikleşmesine yol açıyor.
-Engelli bireylerin önündeki asıl engel fiziksel koşullar mı, yoksa toplumun engelli bireylere bakışı mı?
İkisi de birbirini besliyor; ancak asıl kök neden, engellileri hak öznesi olarak görmeyen önyargılı zihniyettir.
-Toplumda engelli bireylere hâlâ “yardım edilmesi gereken insanlar” gözüyle bakıldığını düşünüyor musunuz? Engelliler neden yardım değil, hak talep ediyor?
Çünkü engellilik bir lütuf veya acıma konusu değil, evrensel insan hakları meselesidir.

-Engelli bireylerin toplumdaki görünürlüğünü yeterli buluyor musunuz? Onları gerçekten hayatın içinde mi görüyoruz, yoksa yalnızca 3 Aralık ve Engelliler Haftası'nda mı hatırlıyoruz?
Yalnızca 3 Aralık ve Engelliler Haftası'nda hatırlanan süslü etkinlikler yerine bütün yılsonuna
Kadar süren kalıcı çözümler istiyoruz.
-Engelli bireylerin ekonomideki ve çalışma hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İstihdam konusunda Antalya'da tablo nedir?
İŞKUR istihdam konusunda başarılı çalışmalar yürütmektedir; ancak engellilerin yapabilecekleri işlerin engel gruplarına göre doğru tespit edilerek yönlendirme yapılması gereklidir. Ayrıca kotalar tekrar gözden geçirilmeli, %2'lik bir ekleme yapılarak bu oran otizm, mental engelli bireyler ve Down sendromlu vatandaşlar için ayrılmalıdır.
-İşverenlerin yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Engelli birey gerçekten nitelikleri nedeniyle mi işe alınıyor, yoksa yalnızca yasal zorunluluk nedeniyle mi?
Genellikle toplumsal sorumluluk veya yasal zorunluluk olarak bakılıyor; liyakate dayalı gerçek istihdam ne yazık ki azınlıkta.

-Ekonomik bağımsızlık engelli bireyin toplumdaki konumunu ne kadar değiştiriyor? Engelli bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi için öncelikle ne yapılmalı?
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı ve istihdam teşvikleri etkin bir şekilde denetlenmelidir. Sosyal destekler insan onuruna ve ihtiyaçlara cevap verecek engel durumuna göre insanca yaşayacak şekilde düzenlenmelidir.
-Eğitimde fırsat eşitliği konusunda Antalya özelinde durum nasıl?
Özel eğitim sınıfları ve okulların fiziksel ile akademik imkânları yetersiz kalıyor; kapsayıcı eğitim anlayışının güçlendirilmesi şart.
-Antalya'da toplu taşımayı engelli bireyler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir engelli birey bugün Antalya'da istediği yere tek başına ve sorunsuz ulaşabiliyor mu?
Otobüslerin ve durakların büyük kısmı hâlâ engelli erişimine tam uyumlu değil; bağımsız seyahat etmek oldukça güç.
-Antalya bir turizm kenti. Engelli bireylerin plajlara, otellere, tarihi ve turistik alanlara erişimi konusunda Antalya'nın karnesi nasıl? “Engelsiz turizm kenti” iddiasında bulunabilir miyiz?
Plajlar ve turistik tesislerde atılan olumlu adımlar var ancak genel tablo hâlâ iddia edildiği kadar erişilebilir değil.

-Engelli bireylerin kültür, sanat, spor ve sosyal yaşama katılımını yeterli buluyor musunuz? Bir engellinin arkadaşlarıyla sinemaya, tiyatroya veya restorana gitmesi Antalya'da ne kadar kolay?
Fiziksel engeller ve mekânların tasarımsızlığı nedeniyle sosyal hayata katılım ne yazık ki hâlâ kısıtlı ve zahmetli ve maliyetli.
-Ailelerin aşırı korumacı yaklaşımı da engelli bireyin önündeki bir engele dönüşebilir mi? Bağımsız yaşam konusunda ailelere ne söylersiniz?
Evet, aşırı korumacılık bireyin bağımsızlaşmasını engelliyor; ailelere çağrımız çocuklarının kendi ayakları üzerinde durmasına izin vermeleridir.
-Engelli kadınların yaşadığı sorunların diğer engelli bireylerden farklı olduğunu düşünüyor musunuz? Kadın ve engellilik kesişiminde hangi sorunlar öne çıkıyor?
Engelli kadınlar; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çifte ayrımcılık ve şiddete erişimde çok daha büyük dezavantajlar yaşıyor.
-Belediyelerin engellilerle ilgili politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce belediyeler engelliler adına mı karar veriyor, yoksa engellileri karar alma süreçlerine gerçekten dahil ediyor mu?
Antalya Büyükşehir Belediyesi; Engelsiz Hizmet Komisyonu ve Engelli Başkan Danışmanlığı atamasıyla bu konuda önemli bir irade gösterip değerli adımlar atmıştır. Ancak aynı hassasiyetin ve kurumsal mekanizmaların ilçe belediyelerinde de aynı oranda karşılık bulduğunu söylemek güçtür; birçok ilçe belediyemizde bu anlamda ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Hem büyükşehir birimlerinin hem de ilçe belediyelerinin sivil toplum kuruluşları (STK) ve Kent Konseyi Engelliler Meclisi ile olan iş birliğini ve saha istişarelerini artırması gerekmektedir. Tam anlamıyla kapsayıcı bir yönetim için kararların her aşamasında engelli temsilcileriyle ortak hareket edilmelidir.
-Antalya Kent Konseyi Engelliler Meclisi olarak önerilerinizin ne kadarının hayata geçirildiğini düşünüyorsunuz? Sesiniz yeterince duyuluyor mu?
Kurumlarımızın ve yerel yönetimlerimizin çabalarını tamamen yok sayamayız; sesimiz duyuluyor ve iyi niyetli diyaloglar kuruluyor. Ancak bürokratik engeller ve öncelik sıralamaları nedeniyle önerilerimizin hayata geçirilmesinde gösterilen hız ve uygulama iradesi ne yazık ki arzu ettiğimiz düzeyin gerisinde kalıyor. Daha hızlı ve kalıcı çözümler için bu mekanizmaların çok daha aktif çalıştırılması gerekmektedir.
-Yıllardır konuşulan ancak bir türlü çözülemeyen tek bir engelli sorunu seçmenizi istesem, hangisini söylersiniz? Neden çözülemiyor?
Erişilebilirlik (ulaşılabilirlik ve mekânsal engeller); çünkü diğer tüm sorunların kapısını bu sorun açıyor.
-Bir günlüğüne tek yetkili olsaydınız, engelli bireyler için ilk üç kararınız ne olurdu?
Kentteki tüm ulaşım araçlarını, durakları ve kaldırımları acilen tamamen erişilebilir hale getirmek.
Dünyadaki gelişmiş sosyal devlet örneklerinde olduğu gibi; her yaştaki engelli bireyin engel grubuna ve ihtiyacına uygun her türlü sağlık hizmetini, profesyonel bakıcı, evde bakım ve kişisel destek hizmetlerini tamamen ücretsiz olarak devlet güvencesiyle kesintisiz sunmak.
İstihdam kotalarını özel grupları (otizm, mental ve Down sendromlu bireyler) kapsayacak şekilde artırıp sıkı bir denetime ve teşvik mekanizmasına bağlamak olurdu.

Antalya'yı gerçekten engelsiz bir kent yapmak mümkün mü? Mümkünse bunun önündeki asıl engel nedir?
Mümkün; asıl engel ise samimi bir siyasi irade, kararlı bir denetim mekanizması ve liyakatli yönetimin yanı sıra toplumun bu konuda yeterince eğitilmemesi, farkındalık eksikliği ve toplumsal duyarsızlık.
-Antalya'daki engelli derneklerinin çalışmaları ve dayanışması ne durumda?
Dernekler kendi imkânlarıyla yoğun çaba sarf ediyor; ancak tam bir güç birliği ve ortak hareket etme bilincinin daha da geliştirilmesi gerekiyor.
-Son olarak, engelli bireylere ve topluma vermek istediğiniz temel mesaj nedir?
Engellilik bir acıma konusu değil, hak mücadelesidir; eşit ve bağımsız bir yaşam için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.





