2027-2029 döneminde ekonomik ve sosyal politikalara yön verecek, bütçenin hazırlanmasında temel alınacak Orta Vadeli Program, Resmi Gazete’de yayımlandı. Programa ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere KESK Antalya Şubeler Platformu tarafından Eğitim Sen Antalya Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü İlhan Karakurt okudu.

“OVP KİMLER İÇİN HAZIRLANIYOR?”

Karakurt, OVP’nin her dönem aynı soruları gündeme getirdiğini belirterek, “Bu program kimler için hazırlanıyor? Kimlerin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kimlere dağıtılıyor, külfet kimlerin sırtına yükleniyor?” diye sordu. Türkiye’de milyonlarca emekçinin geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Karakurt, TÜİK verilerine göre istihdamda 32,5 milyon kişinin bulunduğunu, yaklaşık 10 milyon kişinin ise kayıt dışı çalışmaya devam ettiğini söyledi. 16 milyondan fazla emeklinin bulunduğuna da dikkat çeken Karakurt, gelir dağılımındaki adaletsizliğin emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırdığını savundu. Karakurt, “Kayıtlı her iki işçiden biri bugün itibarıyla açlık sınırının en az 10 bin TL altında kalan asgari ücretle çalışıyor. Kayıt dışı çalışan 10 milyon kişi başta sosyal güvenlik hakkı olmak üzere yasal haklarından mahrum bırakılıyor” dedi. En düşük emekli aylığının 23 bin 552 TL seviyesinde olduğunu belirten Karakurt, emeklilerin önemli bölümünün geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldığını söyledi.

“ENFLASYON HEDEFLERİ YÜKSELİYOR”

OVP’deki enflasyon hedeflerinin geçmiş dönemlerde olduğu gibi yeniden yukarı yönlü güncellendiğini savunan Karakurt, bunun kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecini de doğrudan etkilediğini ifade etti. Karakurt, “Yıllardır enflasyonu düşüreceğimizi söylesek de her yeni OVP ile bir önceki enflasyon hedefini ‘güncelleme’ kılıfı altında arttırdık. Buna aynen devam edeceğiz diyorlar” ifadelerini kullandı. Önceki OVP’de 2026 için yüzde 16 olarak açıklanan enflasyon hedefinin yüzde 28,4’e, 2027 hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e, 2028 hedefinin ise yüzde 8’den yüzde 13,5’e çıkarıldığını belirten Karakurt, ücret artışlarının gerçekleşen enflasyona değil, sürekli değişen hedeflere bağlanmasının emekçileri mağdur ettiğini söyledi.

“2024 yılı yüzde 44,38 enflasyonla kapandı ancak 2025 asgari ücret artışı yüzde 30’da kaldı. 2025 yılı yüzde 30,89 enflasyonla kapandı, asgari ücret artışı ise yüzde 27’de kaldı” diyen Karakurt, kamu emekçilerinin maaş artışlarında da benzer bir tablonun ortaya çıktığını kaydetti. 2027 yılı için toplu sözleşmede belirlenen artış oranına dikkat çeken Karakurt, “İktidar, enflasyon hedefini tutturamayacağını ilan etmesine rağmen toplu sözleşme hükmünü güncellemeye gerek görmemektedir. Yapılması gereken bellidir: Acilen ve ertelemeksizin emekçilerin ek zam talebi karşılanmalıdır” diye konuştu.

“GENÇLERE GÜVENCESİZLİK TAAHHÜT EDİLİYOR”

Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30,6’ya ulaştığını belirten Karakurt, OVP’de güvenceli ve kadrolu istihdama yönelik yeterli düzenleme bulunmadığını savundu. Karakurt, “Başta gençler olmak üzere güvenceli, kadrolu istihdama ilişkin tek bir cümle bulunmamaktadır. Bunun yerine ‘yeni nesil çalışma modelleri’ adı altında esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. İktidar bu ifadeyle gençlere güvencesizlik ve esneklik, yani geleceksizlik taahhüt etmektedir” dedi. Kadınların bakım ve ev işlerinin yükünü daha fazla üstlenmesine yol açacak politikaların da bu süreçle bağlantılı olduğunu savunan Karakurt, kadın emeğinin hem hane içinde hem de istihdamda baskı altına alındığını öne sürdü.

“VERGİ YÜKÜ EMEKÇİNİN SIRTINDA”

OVP’nin vergi politikalarının da eleştiri konusu olduğunu belirten Karakurt, enflasyon hedefleri ile vergi gelirlerindeki artış hedefleri arasındaki farka dikkat çekti. “2027 yılı enflasyon hedefi yüzde 21 iken vergi gelirlerinde yüzde 36 artış, 2028 yılı enflasyon hedefi yüzde 13,5 iken vergi gelirlerinde yüzde 20,4 artış hedeflenmektedir” diyen Karakurt, vergi yükünün ağırlıklı olarak emekçilerin ve dar gelirli kesimlerin üzerinde olduğunu savundu.

Karakurt, “2025’te toplanan vergilerin yüzde 62,4’ü KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluşurken, patronlardan ve sermaye çevrelerinden alınan kurumlar vergisinin payı yalnızca yüzde 11,1’de kaldı. İşçi, kamu emekçisi, emekli ve dar gelirli daha ücretini cebine koymadan vergisini ödüyor; kalan parasıyla yaptığı her harcamada bir kez daha vergilendiriliyor” ifadelerini kullandı.

“FAİZE 4 TRİLYON 93 MİLYAR TL”

OVP’de faiz giderlerine ayrılan payın da iktidarın önceliklerini gösterdiğini savunan Karakurt, 2027 yılında faiz harcamalarının 4 trilyon 93 milyar TL’ye ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi. Karakurt, “2027 yılında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 3,7’sine denk gelen 4 trilyon 93 milyar TL’nin faizden beslenen yabancı ve yerli sermayeye aktarılması hedeflenmektedir. Bu, 2027 yılında toplanması hedeflenen her 100 TL verginin 20,3 TL’sinin faize gitmesi demektir” diye konuştu.

KÖPRÜ VE OTOYOL ÖZELLEŞTİRMELERİNE TEPKİ

Basın açıklamasında köprü ve otoyolların özelleştirme programına alınmasına da tepki gösterildi. Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 8 otoyolun işletme hakkının 30 yıllığına devredilmesinin gündeme geldiğini hatırlatan Karakurt, bunun kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Karakurt, “Hazine ve Maliye Bakanlığı bunun ‘satış’ değil, 30 yıllığına ‘işletme hakkı transferi’ olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunuyor. Ancak gerçekler ortadadır” dedi. Köprü ve otoyolların kamu tarafından işletilmesinin önemine dikkat çeken Karakurt, kamu ile özel sektör tarafından işletilen geçiş noktaları arasındaki ücret farklarını örnek gösterdi.

“15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden bir otomobilin geçiş ücreti 59 TL iken, özel bir firmanın işlettiği Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden bir otomobilin geçiş ücreti 110 TL’dir. Osmangazi Köprüsü’nde ise bu ücret 1.170 TL’dir” diyen Karakurt, kamuya ait altyapının özel işletmelere devredilmesinin vatandaş açısından daha yüksek maliyet anlamına gelebileceğini savundu.

“KAMUNUN ORTAK VARLIKLARI SERMAYEYE AKTARILIYOR”

Özelleştirme uygulamalarının yalnızca köprü ve otoyollarla sınırlı olmadığını ifade eden Karakurt, maden ihaleleri kapsamında orman ve tarım alanlarının özel şirketlere devredilmesine de tepki gösterdi. OVP’de 2027 yılı için 183 milyar TL, 2028 yılı için ise 163,5 milyar TL özelleştirme geliri hedeflendiğini belirten Karakurt, “Hepimizin ortak varlıklarının, bütçe açığını kapatmak ve günü kurtarmak amacıyla sermayeye aktarılmasına devam edilecektir” dedi. Karakurt, özelleştirmelerin kamu gelirleri üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekerek, “İktidar özelleştirmeler yoluyla kamunun gelecek 30 yılda elde edeceği geliri tek seferde ve kendi iktidarı sürecinde kullanmak üzere elden çıkarmaktadır” ifadelerini kullandı.

“EMEKÇİDEN AL, SERMAYEYE AKTAR”

Açıklamasının sonunda OVP’ye yönelik eleştirilerini sürdüren Karakurt, KESK olarak emekçilerin haklarını savunmaya devam edeceklerini belirtti. Karakurt, “Bu iktidarın orta vadeli programı da uzun vadeli programı da emekçilerin aleyhine, sermayenin lehine bir programdır. Yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar ve yandaşlar olmuştur. Bu OVP’nin de özeti ‘emekçiden al, sermayeye aktar’dır” diye konuştu.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ