Antalya’da kiracı ve ev sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar sürerken, Kira-Der Başkanı Cengiz Kul, kira bedelinin eksik veya geç ödenmesi, tahliye taahhüdü, izinsiz alt kiralama ve komşuların rahatsız edilmesi gibi durumların tahliye sürecine yol açabileceği konusunda uyardı. Antalya’da kiracı ve ev sahipleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar devam ederken, Kira-Der Başkanı Cengiz Kul, kiracıların kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Özellikle kira ödemelerinin zamanında ve eksiksiz yapılmasının önemine değinen Kul, küçük miktarlı eksik ödemelerin dahi hukuki uyuşmazlığa dönüşebileceğini ifade etti.
‘1 KURUŞ DAHİ EKSİK ÖDEMEYİN’
Kiracıların kira ödemelerinde dikkatli olması gerektiğini belirten Kul, aynı kira yılı içerisinde iki kez geç veya eksik ödeme yapılmasının tahliye süreci açısından önem taşıdığını söyledi. Kul, “Kiracıların en çok dikkat etmesi gereken konuların başında kira bedelinin zamanında ve eksiksiz ödenmesi geliyor. Kira bedelinin 1 kuruş dahi eksik yatırılması, özellikle tekrar eden durumlarda kiracı açısından hukuki sorun oluşturabilir. Aynı kira yılı içinde iki kez kira bedelinin geç ya da eksik ödenmesi, ev sahibine kiracıyı tahliye etme hakkı tanıyabilir. Bu nedenle kiracılar kira ödemelerini mutlaka sözleşmede belirtilen tutar ve tarihlere uygun şekilde yapmalı” dedi.

Kira bedelinin kime ödendiğinin de önemli olduğunu vurgulayan Kul, “Kiracının kira bedelini doğrudan kiraya verene ödemesi gerekiyor. Kiraya veren dışında başka bir kişiye yapılan ödemeler ileride uyuşmazlık konusu olabilir. Bu nedenle ödeme yapılırken hem doğru kişiye ödeme yapılmasına hem de ödemenin belgelendirilebilmesine dikkat edilmeli” diye konuştu.
‘EV SAHİBİNİN İHTİYACI DA TAHLİYE NEDENİ OLABİLİR’
Kiraya verenin kendisi veya yakınları için konuta ihtiyaç duyması halinde de belirli şartlarla tahliye talebinde bulunabileceğini belirten Kul, “Kiraya verenin kendisinin, üstsoyunun yani anne ve babasının veya altsoyunun yani çocuklarının konuta ihtiyacı olması da kanunda düzenlenen tahliye nedenlerinden biri. Ancak bunun için yalnızca ‘ihtiyacım var’ denilmesi yeterli değil. Yasal şartların oluşması ve gerektiğinde bu ihtiyacın mahkeme önünde ortaya konulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘TAHLİYE TAAHHÜDÜ İMZALAYANLAR DİKKAT’
Tahliye taahhütnamesinin de kiracılar açısından önemli bir konu olduğunu söyleyen Kul, geçerli şekilde düzenlenmiş bir taahhütnamenin ev sahibine tahliye talep etme imkanı sağlayabileceğini belirtti. Kul, “Kiracının ev sahibiyle imzaladığı bir tahliye taahhütnamesi varsa ve bu belge geçerli kurallar çerçevesinde düzenlenmişse, ev sahibi taahhüt edilen tarihte tahliye talebinde bulunabilir. Bu nedenle kiracılar imzaladıkları belgelerin içeriğini mutlaka bilmeli. Tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesiyle aynı gün düzenlenmemesi gerektiği de dikkat edilmesi gereken hususlardan biri” dedi.
‘YENİ MALİK DE TAHLİYE TALEP EDEBİLİR’
Taşınmazın satılması halinde yeni malikin de belirli koşullar altında tahliye talebinde bulunabileceğini ifade eden Kul, “Bir taşınmazın yeni bir kişiye satılması, kira sözleşmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak yeni malik, kendisi veya birinci derece yakını için konuta ihtiyaç duyuyorsa kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde tahliye talebinde bulunabilir. Bu nedenle taşınmazın satılması halinde kiracının ve yeni malikin haklarını bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘KİRALANAN YER AMACININ DIŞINDA KULLANILAMAZ’
Kiralanan taşınmazın sözleşmede belirtilen kullanım amacına uygun şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Kul, “Kiralanan konut ya da işyerinin sözleşmede belirtilen kullanım amacının dışında kullanılması, sözleşmeye aykırılık oluşturabilir. Kiracı, kiraladığı yeri sözleşmeye uygun şekilde kullanmak zorunda. Sözleşmeye aykırı kullanımın devam etmesi halinde kiraya veren hukuki yollara başvurabilir” ifadelerini kullandı.
‘İZİNSİZ ALT KİRALAMA DA SORUN’
Kiracının ev sahibinin izni olmadan taşınmazı başka bir kişiye kiralamasının da hukuki sorun oluşturabileceğini belirten Kul, “Ev sahibinden izin alınmaksızın yapılan alt kiralama işlemleri de önemli bir konu. Kiralanan yerin başka bir kişiye kiraya verilmesi, sözleşmeye aykırılık oluşturabilir ve tahliye talebine konu olabilir. Kiracıların bu konuda mutlaka kira sözleşmesine ve yasal düzenlemelere uygun hareket etmesi gerekiyor” dedi.
‘KOMŞULARIN HUZURU DA ÖNEMLİ’
Komşuların veya çevrenin rahatsız edilmesinin de kiracı açısından sonuç doğurabileceğini söyleyen Kul, “Kiracının komşularına veya çevreye rahatsızlık vermesi ve yapılan uyarılara rağmen bu davranışlarını sürdürmesi halinde ev sahibi hukuki yollara başvurabilir. Kiracının kiralanan taşınmazı kullanırken çevrede yaşayan kişilerin huzurunu gözetmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘HAKLAR KÖTÜYE KULLANILMAMALI’
Kiracı ve ev sahibi arasındaki uyuşmazlıklarda her iki tarafın da haklarını bilmesinin önemli olduğunu belirten Kul, açıklamasını şöyle tamamladı: “Kiracılar kadar ev sahipleri de haklarını bilmeli, ancak bu hakları kötüye kullanmamalıdır. Her anlaşmazlığın doğrudan mahkemeye taşınması yerine mümkün olduğunca diyalog yoluyla çözüm aranması önemli. Ancak hukuki bir süreç gerektiğinde de tarafların yasal haklarını doğru şekilde kullanması gerekiyor. Kiracıların da ev sahiplerinin de sözleşmelerini, ödeme kayıtlarını ve imzaladıkları belgeleri dikkatli şekilde takip etmesi büyük önem taşıyor.”





