Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi Başkanı Tülin Koç, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında meydana gelen ve 2’si ağır 11 çocuğun yaralandığı silahlı saldırının ardından açıklama yaptı. Koç, çocukların ve gençlerin silaha nasıl erişebildiğinin sorgulanması gerektiğini belirterek, kamu kurumlarına çağrıda bulundu.
Saldırının ardından yalnızca failin yakalanmasına odaklanılmaması gerektiğini belirten Tülin Koç, “Ancak biz artık yalnızca olay olduktan sonra failin yakalanmasını değil; çocukların ve gençlerin eline silahın nasıl geçtiğini, silahın ve şiddetin neden bu kadar kolay erişilebilir olduğunu ve kamu kurumlarının bunu önlemek için neden yeterli önlemi almadığını sormak zorundayız” dedi.

‘ELİNE SİLAH ALAN ÇOCUK DA BU TOPLUMUN ÇOCUĞUDUR’
Çocukların hem şiddetin mağduru hem de faili olabildiğine dikkat çeken Koç, olayların yalnızca bireysel vakalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Koç, “Çünkü eline silah alan çocuk da bu toplumun çocuğudur; okulun önünde silahla karşılaşan çocuk da bu toplumun çocuğudur” diye konuştu.
Bir çocuğu yalnızca saldırının faili olarak göstermenin, çocukları şiddete ve silaha yönelten koşulların göz ardı edilmesine neden olacağını ifade eden Koç, “Bir çocuğu yalnızca saldırının faili olarak göstermek, çocukları silaha ve şiddete sürükleyen toplumsal koşulları görünmez kılmaktır. Çocukların silaha erişebildiği, şiddetin günlük hayatın parçası haline geldiği, yoksulluk ve eşitsizliğin derinleştiği bir ortamda yaşananlar “münferit olay” olarak geçiştirilemeyecektir. Çocukların silaha erişebildiği, şiddetin gündelik hayatın parçası hâline geldiği, yoksulluğun ve eşitsizliğin derinleştiği, çocukların sosyal, psikolojik ve eğitsel desteklerden mahrum bırakıldığı bir düzen içinde yaşananları ‘münferit olay’ diyerek geçiştirmek, kamusal sorumluluğu ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullandı.
‘DEVLETİN SORUMLULUĞU’
Çocukların silaha erişiminin önlenmesinin devletin sorumluluğu olduğunu vurgulayan Koç, “Çocukların silaha erişmesini engellemek devletin sorumluluğudur. Silahların çocuklara ulaşmasını önleyecek etkili denetim mekanizmaları kurulmalı, çocukları ve gençleri şiddete sürükleyen riskler erken fark edilmeli, okullarda ücretsiz ve erişilebilir psikososyal destek, rehberlik ve koruyucu-önleyici çalışmalar güçlendirilmelidir” dedi.
Çocukların yaşam hakkının yalnızca saldırı sonrasında alınacak güvenlik tedbirlerine bırakılamayacağını belirten Koç, “Asıl görev, saldırı olduktan sonra müdahale etmek değil; saldırıya giden yolu önceden görmektir” diye konuştu.
‘GÜVENLİ OKUL, KAPISINA BİRKAÇ GÜVENLİK GÖREVLİSİ DİKİLEN OKUL DEĞİLDİR’
Güvenli okul kavramının yalnızca fiziksel güvenlik önlemleriyle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade eden Koç, “Güvenli okul; kapısına birkaç güvenlik görevlisi dikilen okul değildir. Güvenli okul; çocuğun açlıkla, yoksullukla, dışlanmayla, şiddetle, akran zorbalığıyla ve silah tehdidiyle baş başa bırakılmadığı okuldur. Güvenli okulun çocuğun kendisini güvende hissettiği, öğretmenine ve rehberlik hizmetlerine ulaşabildiği bir ortam olması gerekir. Güvenli okul; çocuğun kendisini güvende hissettiği, öğretmenine ve rehberlik hizmetlerine ulaşabildiği, ihtiyaç duyduğunda ücretsiz sosyal ve psikolojik desteğe erişebildiği, kamusal ve koruyucu mekanizmaların etkin biçimde çalıştığı okuldur” ifadelerini kullandı.
KAMU KURUMLARINA ÇAĞRI
Çocukların güvenliğinin yalnızca güvenlik tedbirlerine indirgenemeyeceğini belirten Koç, eğitim, sosyal politika, çocuk koruma, sağlık ve adalet politikalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Koç, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurumlarına şu soruları yöneltti: “Çocukların eline silah geçmesini önlemek için ne yapıyorsunuz? Okul çevrelerinde silah ve şiddet riskini önlemek için hangi mekanizmalar işletiliyor? Risk altında olan çocukları ve gençleri tespit etmek, desteklemek ve korumak için hangi kamusal hizmetler sunuluyor? Okullarda çocukların ücretsiz ve nitelikli psikososyal desteğe erişimi neden hâlâ yeterli değil? Bu sorular yalnızca Turgutlu için değil, Türkiye’deki bütün okullar için yanıtlanması gerekiyor. Çünkü bugün Turgutlu’da yaşanan, yarın başka bir okulun önünde yaşanmayacağının garantisi olmayan bir tablodur” dedi.
‘ÇOCUKLARIN ELİNE SİLAH DEĞİL, KİTAP VERİLMELİDİR’
Veli-Der olarak çocukların güvenli bir eğitim ortamına kavuşmasını istediklerini belirten Koç, “Biz Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın ne elinde silah görmek ne de okul yolunda silahla karşılaşmak istiyoruz. Çocukları cezalandıran değil koruyan, şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil şiddeti ortaya çıkaran koşulları ortadan kaldıran politikalar istiyoruz. Çocukları cezalandıran değil koruyan; şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, şiddeti ortaya çıkaran koşulları ortadan kaldıran; çocukları yalnızlaştıran değil, çocuklara kamusal destek sağlayan politikalar istiyoruz. Çocukların eline silah değil, kitap verilmelidir. Çocukların karşısına şiddet değil, güven çıkmalıdır. Okullar korkunun değil; yaşamın, özgürlüğün ve eğitimin alanıdır. Çocukların yaşam hakkı için, güvenli okul hakkı için, şiddetsiz bir eğitim için mücadele edeceğiz” diye konuştu.





