Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, Korkuteli’de üç kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının ardından yaptığı açıklamada, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma ve uzaklaştırma kararlarının etkin uygulanması çağrısında bulundu. Kurul Kolaylaştırıcısı Gamze Eroğlu, “Yaşam hakkını koruyamayan kağıt üzerindeki kararlar kabul edilemez” dedi.
Antalya’nın Korkuteli ilçesi Karakuyu Mahallesi’nde meydana gelen olayda, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan S.C.’nin, boşanma aşamasındaki eşi A.C. ile kayınvalidesi C.E. ve kayınpederi A.E.’yi silahla vurarak öldürdü. Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, olayın ardından basın açıklaması yaptı.

‘YASANIN ETKİN UYGULANMAMASI HAYATLARA MAL OLUYOR’
Yaşanan olayın 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararların sahada etkin şekilde uygulanmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Gamze Eroğlu, “Bu katliam; 6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen koruma ve uzaklaştırma kararlarının varlığına rağmen, yasanın sahada etkin ve kararlı bir şekilde uygulanmamasının kadınların hayatına mal olduğunu bir kez daha trajik bir biçimde ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.
Fail hakkında kaç kez uzaklaştırma kararı verildiğine ilişkin resmi makamlarca henüz açıklama yapılmadığını belirten Eroğlu, mevcut kararların dahi kağıt üzerinde kalmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi. Eroğlu, “Mevcut kararların dahi kağıt üzerinde kalması bireylerin en temel sığınağı olması gereken evleri kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+ler için en güvensiz alanlar haline getirmektedir” dedi.
‘FAİLİN FİRARİ OLMASI KORKUYU BÜYÜTÜYOR’
16 Eylül öğlen saatleri itibarıyla saldırıyı gerçekleştiren failin halen firari olduğuna dikkat çeken Eroğlu, “Failin yakalanmamış olması toplumda korku ve güvensizlik oluşturuyor. Silahlı bir katilin serbestçe dolaşması, adalete ve can güvenliğine olan inancı zedelemekte, her bir bireyin kendi evinde ve sokağında hissettiği tehdit algısını büyütmektedir” ifadelerini kullandı.
‘ÖNCELİK YAŞAM HAKKININ KORUNMASI OLMALI’
Kamuoyuna yansıyan ‘Ailem Güvende’ adlı operasyonel yaklaşımların ise sorunun temelindeki yapısal şiddete çözüm oluşturmadığını savunan Eroğlu, “Devletin asıl ve öncelikli ödevi; aile kurumunu soyut söylemlerle korumaya çalışırken bireyin yaşam hakkını feda etmek değil, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi uyarınca ayrım gözetmeksizin her bir vatandaşının can güvenliğini sağlamaktır” dedi.

6284 sayılı Kanun’un tüm mekanizmalarıyla uygulanması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, “Yaşam hakkını korumaya yönelik etkin önlemler alınmadığı, 6284 Sayılı Yasa ciddiyetle ve tüm mekanizmalarıyla eksiksiz işletilmediği sürece hiçbir yapay algı çalışması toplumda güven hissi uyandırmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Kadınların, çocukların ve LGBTİ+ bireylerin can güvenliğinin korunması gerektiğini belirten Eroğlu, “Kadının, çocuğun ve LGBTİ+lerin özgürce yaşayabildiği huzurlu bir toplumsal düzenin gerçekten güvende olduğu bir toplumsal düzenin ancak ve ancak evrensel hukuk ilkeleriyle inşa edilebileceğini hatırlatırız. Devletin tüm vatandaşlarının haklarını eşit, onurlu ve ayrımcılıktan uzak bir biçimde koruduğu, her bireyin kendi evinde ve sosyal yaşamında can korkusu taşımadan yaşayabildiği bir hukuk düzenini tavizsiz bir biçimde savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.





