Antalya’da yıkılan Arkeoloji Müzesi’nin karşısında, Konyaaltı Caddesi ile falezler arasında yer alan Kuğulu Park’ın geleceği yeniden gündeme geldi. Karayolları Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki alanın 576 milyon lirayı aşan bedelle satışa çıkarılması ve ihalenin iptal edilmesinin ardından Antalya Müze Çalışma Grubu harekete geçti. Alanın kamusal kullanımının güvence altına alınmasını isteyen grup, Kuğulu Park’ın imar planına resmen park alanı olarak işlenmesi için çağrıda bulundu.
SATIŞ KARARI TEPKİ ÇEKTİ
Kuğulu Park’ın geleceğine ilişkin tartışmalar, taşınmazın satış ilanıyla birlikte büyüdü. Muratpaşa ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan 8 bin 693,72 metrekarelik alan, 8 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ilanla 576 milyon 431 bin 279,81 lira tahmini bedelle satışa çıkarıldı. Kapalı teklif usulüyle yapılması planlanan ihalenin 26 Ekim 2026’da gerçekleştirilmesi öngörüldü. Satış kararına meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlardan tepki geldi. Taşınmazın Akdeniz Üniversitesi’ne devredilebileceğine ilişkin haberlerin ardından, Resmî Gazete’nin 13 Ekim 2026 tarihli sayısında ihalenin iptal edildiği duyuruldu. Ancak Müze Çalışma Grubu, iptal kararının ardından alanın geleceğinin açık biçimde belirlenmesi gerektiğini savundu.
MÜZEDEN KUĞULU PARK’A YÜRÜDÜLER
Kuğulu Park’ın korunması talebiyle bir araya gelen Müze Çalışma Grubu üyeleri, 15 Ekim Perşembe günü saat 17.10’da yıkılan Antalya Arkeoloji Müzesi önünde toplandı. Buradan parka yürüyen grup, Konyaaltı Caddesi üzerinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Grup adına konuşan Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Hilmi Uysal, Kuğulu Park’ın yalnızca bir arazi değil, Antalya’nın kent belleğinin ve sosyal yaşamının önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.
“KUĞULU PARK KENTİN HAFIZASININ PARÇASI”
Kuğulu Park’ın Antalya’nın gelişim süreciyle yakından bağlantılı olduğunu belirten Uysal, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bölgeye kazandırdığı değere dikkat çekti. Müzenin inşaatının 1965’te başladığını, 1971’de tamamlandığını ve 25 Kasım 1972’de ziyarete açıldığını hatırlatan Uysal, müzenin faaliyete geçmesiyle çevrenin önemli bir çekim merkezi haline geldiğini söyledi. Kuğulu Park’ın da kent merkezini müzeye ve Konyaaltı sahiline bağlayan güzergâhın önemli noktalarından biri olduğunu ifade eden Uysal, alanın kent kimliği içindeki yerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.
FALEZLERDEKİ DEĞİŞİM ENDİŞE YARATIYOR
Konyaaltı falezleri çevresinde son yıllarda yaşanan gelişmelerin birlikte ele alınması gerektiğini savunan Uysal, 2024’te falezlerin sit derecesinin düşürülmesine ilişkin süreci, 2025’te Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkılmasını ve 2026’da nostaljik tramvay seferlerinin durdurulmasını hatırlattı. Karayolları lojmanları ile Turizm Uygulama Oteli hakkında depreme dayanıksızlık raporları bulunduğunu da belirten Uysal, bölgedeki yapıların ve kamusal alanların geleceğine ilişkin bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğine işaret etti. Kuğulu Park’ın bakımsız bırakıldığını ve ticari faaliyetlerin alanın doğal niteliğini gölgelediğini öne süren Uysal, kamusal alanların korunmasının kent yönetiminin öncelikleri arasında yer alması gerektiğini vurguladı.
“KUĞULU PARK’IN DEĞERİ PARAYLA ÖLÇÜLEMEZ”
Taşınmazın satışa çıkarılırken 576 milyon lirayı aşan bir değer üzerinden değerlendirilmesine tepki gösteren Uysal, alanın tapuda “tarla” olarak tanımlanmasının fiilî kullanımıyla örtüşmediğini savundu. Uysal, taşınmazın yaklaşık yüzde 85’inin Kesin Korunacak Hassas Alan, yüzde 15’inin ise Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünde olduğunu belirterek koruma kararlarının dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kuğulu Park’ın değerinin yalnızca ekonomik ölçütlerle ele alınamayacağını dile getiren Uysal, alanın doğal yapısının yanı sıra kültürel ve toplumsal öneminin de korunması gerektiğini ifade etti.
KAMU MÜLKİYETİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Taşınmazın başka bir kamu kurumuna devredilmesi ihtimalini de değerlendiren Uysal, mülkiyetin kamuya ait olmasının alanın herkes tarafından özgürce kullanılacağı anlamına gelmediğini belirtti. Falez bandındaki bazı sosyal tesislerin kent parkı işlevini karşılamadığını savunan Uysal, Kuğulu Park’ın kullanım amacının değiştirilmesine karşı olduklarını kaydetti. Alan üzerindeki kararların falezlerin doğal peyzajı, biyolojik çeşitliliği, kültürel mirası ve Antalya’nın kent kimliği üzerindeki etkilerinin gözetilerek alınması gerektiğini belirten Uysal, kamusal kullanımın açık ve kalıcı biçimde güvence altına alınmasını istedi.
BELEDİYELERE İMAR PLANI ÇAĞRISI
Müze Çalışma Grubu, Konyaaltı Caddesi’nin güneyinde yer alan ve varyanta kadar uzanan falez bandının imar planında park alanı olarak belirlenmesini talep etti. Uysal, nostaljik tramvay ring alanını, Konyaaltı Kumsalı seyir terasını, Cumhuriyet dönemi şehitler anıtını ve Antalya Tufa Kıyı Falezleri’ni kapsayan bütünleşik bir kent parkının oluşturulabileceğini ifade etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Muratpaşa Belediyesi’ne sorumluluk alma çağrısı yapan Uysal, iki belediyenin kamuya ait alanların korunması için ortak bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söyledi. Uysal, “Kuğulu Park halkındır, park olarak kalmalıdır, kalacaktır! Konyaaltı falez bandının varyanta kadar kesintisiz bir kent parkı niteliği korunmalı ve acilen imar planına işlenmelidir!” sözleriyle taleplerini yineledi.
AYGÜN AYŞE TONGUÇ: KIYILAR HALKIN OLMALI
Basın açıklamasında söz alan Antalya’nın eski belediye başkanlarından Selahattin Tonguç’un eşi Aygün Ayşe Tonguç da kentin kıyılarını ve falezlerini koruma mücadelesinin geçmişine dikkat çekti. Eşinin 1973’te belediye başkanı seçilmesinin ardından kıyı şeridinin yapılaşmaya açılmaması için çaba gösterdiğini anlatan Tonguç, sahillerin kamulaştırılması yönünde yürütülen çalışmaları hatırlattı. Tonguç, Konyaaltı Varyantı üzerinde gündeme gelen Falez Oteli ve vali konağı projelerine karşı verilen mücadeleye de değindi. Kıyıların herkesin eşit biçimde yararlanabileceği alanlar olarak kalması gerektiğini vurgulayan Tonguç, sahillerin yalnızca denizi seyretmek için değil, yaşlıların dinlenebildiği, çocukların oynayabildiği ve insanların kentle bağ kurabildiği ortak yaşam alanları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“ANTALYA’YA NE KADAR HİZMET EDİLSE AZDIR”
Antalya’nın doğal mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirten Tonguç, falezlerin beton yapılaşmayla zarar görmemesi gerektiğini ifade etti. Tonguç, “Bu eşsiz doğa mirasını beton yapılaşmayla zedelemeden, güzellikleri kaybetmeden gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Dileğim, Antalya’nın kıyılarının, falezlerinin ve doğal güzelliklerinin aynı anlayışla ve duyarlılıkla korunmaya devam edilmesidir. Antalya’ya ne kadar hizmet edilse azdır” diye konuştu.





