Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı bu hafta sonu tamamlandı. Ancak birçok çocuk için sınav stresi, sınav salonundan çıktıktan sonra da devam ediyor. Bu dönemde öğrencilerin karşılaştığı en büyük yüklerden biri, sınavın kendisinden çok çevrelerinin beklentileri ve başarı baskısı oluyor.
Diyarbakır’da 13 yaşındaki bir çocuğun yaşamına son vermesi, sınav dönemlerinde çocuklar üzerindeki başarı baskısını ve psikolojik yükün ne kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini yeniden gündeme taşıdı. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavının ardından öğrencilerin yaşadığı kaygı ve stresin devam ettiğini belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, ailelerin kullandığı dilin ve sergilediği tutumun çocukların ruh sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini söyledi. LGS geride kalmasına rağmen birçok öğrencinin sınav sonuçlarını düşünmeye devam ettiğini belirten Yıldız, özellikle sınav sonrasında yöneltilen soruların çocuklar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Yıldız, “Her ne kadar bu tür olaylar tek bir nedene indirgenemese de, çocukların duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiği açıktır” dedi.

‘ÇOCUKLAR SINAVDAN SONRA DA BASKI HİSSEDİYOR’
Sınav sonrasında çocukların en sık karşılaştığı durumun performans sorgulaması olduğunu belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “LGS sonrasında öğrenciler çoğu zaman dinlenmek ve yaşadıkları yoğun süreci geride bırakmak isterken, çevrelerinden gelen “Kaç net yaptın?”, “O soruyu nasıl yapamadın?”, “Hedeflediğin okulu kazanabilecek misin?” gibi sorularla yeniden sınav atmosferine çekiliyor. Oysa bu sorular iyi niyetle sorulsa bile çocuklarda kaygıyı artırabilir, kendilerini yetersiz hissetmelerine ve sürekli performanslarını sorgulamalarına neden olabilir” dedi.
‘ÇOCUKLARIN EN BÜYÜK İHTİYACI KOŞULSUZ KABUL GÖRMEKTİR’
Sınav sonuçlarından bağımsız olarak çocukların ailelerinden destek görmek istediğini vurgulayan Yıldız, “Bu süreçte çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, başarılarının değerlendirilmesi değil, koşulsuz kabul gördüklerini hissetmeleridir. Bir çocuğun ailesinden duyacağı “Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz ve sen bizim için değerlisin.” mesajı, yalnızca o anki kaygısını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda benlik saygısının ve psikolojik dayanıklılığının güçlenmesine de katkı sağlar” diye konuştu.

‘KARŞILAŞTIRMAK ÇOCUĞUN BENLİK SAYGISINI ZEDELİYOR’
Ailelerin sık yaptığı hatalardan birinin çocukları akranlarıyla kıyaslamak olduğunu belirten Yıldız, “Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri de çocuklarını arkadaşları, kardeşleri veya akranlarıyla kıyaslamaktır. Oysa her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı, gelişim özellikleri ve potansiyeli birbirinden farklıdır. Sürekli karşılaştırılan çocuklar zamanla kendi değerlerini başarı puanları üzerinden tanımlamaya başlayabilir. Bu durum özgüven kaybı, yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve uzun vadede depresif belirtilere kadar uzanabilen psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir” ifadelerini kullandı.
‘TEK BİR SINAV ÇOCUĞUN GELECEĞİNİ BELİRLEMEZ’
LGS sonucunun hayatın tamamını belirleyen bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Unutulmamalıdır ki tek bir sınav, bir çocuğun zekasını, karakterini, yeteneklerini veya gelecekteki yaşam başarısını belirlemez. Hayat boyunca karşılaşılacak birçok eğitim ve kariyer fırsatı vardır. Akademik başarı önemli olmakla birlikte, çocuğun sosyal becerileri, problem çözme yeteneği, duygusal dayanıklılığı ve kişisel gelişimi de en az sınav puanı kadar değerlidir” dedi.

‘İLK GÜNLERDE SÜREKLİ SINAV ANALİZİ YAPMAYIN’
Sınav sonrasında çocukların psikolojik olarak toparlanmaya ihtiyaç duyduğunu ifade eden Yıldız, “LGS sonrasındaki ilk günlerde ailelerin sürekli soru çözümü, net hesabı veya tercih konuşmaları yerine çocukların dinlenmesine fırsat tanımaları önemlidir. Düzenli uyku, açık havada zaman geçirmek, fiziksel aktivite yapmak, arkadaşlarla vakit geçirmek ve keyif aldığı hobilerle ilgilenmek stresin azalmasına yardımcı olur. En önemlisi ise çocuğu yargılamadan dinlemek, duygularını ifade etmesine alan açmak ve yanında olduğunu hissettirmektir. Çocuklarımızın başarıya değil, sağlıklı gelişime ihtiyaçları var. Onların değerini sınav sonuçlarıyla ölçmediğimizde, sadece daha mutlu bireyler yetiştirmekle kalmayız; aynı zamanda özgüveni yüksek, kendine güvenen ve yaşamın zorluklarıyla baş edebilen yetişkinlerin de temelini atmış oluruz” şeklinde konuştu.





