Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Şafak Özyörük, uzun süre oturmanın, yanlış yük kaldırmanın ve hareketsiz yaşamın bel fıtığı riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle masa başı çalışanlara düzenli hareket ve doğru duruş uyarısında bulundu.

Bel fıtığının yalnızca ağır iş yapan kişilerin değil, uzun süre masa başında oturan ve hareketsiz yaşam süren kişilerin de önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Şafak Özyörük, günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerle bel sağlığının korunabileceğini söyledi. Özyörük, yanlış oturma ve duruş alışkanlıkları, kontrolsüz hareketler ve ağır yüklerin hatalı kaldırılmasının bel bölgesine binen yükü artırdığını belirterek özellikle masa başı çalışanları uyardı.

Bel fıtığının oluşumunda yaş, genetik yatkınlık ve omurgadaki yapısal değişikliklerin yanı sıra yaşam tarzının da etkili olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Şafak Özyörük, düzenli hareket etmenin ve ideal vücut ağırlığının korunmasının önemine dikkat çekti. Özyörük, “Bel fıtığını her zaman tamamen önlemek mümkün olmayabilir ancak günlük yaşamda doğru alışkanlıklar edinerek riski önemli ölçüde azaltabiliriz. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, düzenli egzersiz yapmak ve yük kaldırırken doğru tekniği kullanmak bel sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi.

7355601C 826F 4B26 90Cb 73D516Ff6050

BEL FITIĞINA KARŞI KRİTİK UYARI
Uzun saatler bilgisayar başında çalışan kişilerin bel sağlığı açısından risk altında olduğunu ifade eden Özyörük, “Çalışma sırasında düzenli aralıklarla hareket edilmesi gerekiyor. Masa başında çalışanlar yaklaşık 30-45 dakikada bir ayağa kalkarak kısa süreli yürüyüş ve esneme hareketleri yapması faydalı olacaktır. Çalışma ortamının ergonomik düzenlenmesi de ihmal edilmemesi gerekiyor. Bilgisayar ekranının göz hizasına uygun olması, sandalyenin bel bölgesini desteklemesi ve ayakların yere sağlam basması gerekir. Saatlerce aynı pozisyonda oturmak yerine belirli aralıklarla ayağa kalkmak ve hareket etmek bel üzerindeki yükü azaltır. Aynı durum uzun süre araç kullanan kişiler için de geçerlidir. Sürücülerin uygun koltuk ayarı yapması ve uzun yolculuklarda düzenli molalar vermesi gerekir” diye konuştu.

‘AĞIRLIK KALDIRIRKEN BELDEN EĞİLMEYİN’
Bel bölgesini zorlayan yanlış hareketlerin fıtık oluşumunda önemli bir etken olduğunu belirten Özyörük, “Özellikle ağır yük kaldırırken belden eğilmek ciddi risk oluşturabilir. Yerden bir eşya alınırken dizlerin bükülmesi, yükün vücuda yakın tutulması ve mümkün olduğunca kontrollü hareket edilmesi gerekiyor. Ani dönme ve eğilme hareketlerinden de kaçınılması gerekmektedir” dedi.

‘HER BEL AĞRISI FITIK DEĞİL
Toplumda bel ağrısı ile bel fıtığının sıklıkla aynı durum olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Özyörük, “Bu doğru değil. Bel ağrısı kas zorlanması, yanlış duruş, eklem problemleri veya omurgadaki farklı sorunlardan da kaynaklanabilir. Her bel ağrısı bel fıtığı anlamına gelmez. Ancak belden başlayarak kalçaya ve bacağa doğru yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi şikâyetler varsa mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir. Bacakta giderek artan güç kaybı, yürümede belirgin zorluk ve idrar veya dışkı kontrolünde ortaya çıkan değişiklikler ise daha ciddi durumların habercisi olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

‘HER HASTA AMELİYAT OLMAK ZORUNDA DEĞİL’
Bel fıtığı tanısı alan hastaların tamamının cerrahi tedaviye ihtiyaç duymadığını vurgulayan Özyörük, “Hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Uygun hastalarda ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleri gibi ameliyatsız tedavi seçenekleri sunulur” diye konuştu.

Günümüzde uygun hastalarda kapalı ve endoskopik cerrahi yöntemlerin de kullanılabildiğini aktaran Özyörük, “Bel fıtığı tanısı konulduğunda hastanın doğrudan ameliyatı düşünmesi doğru değildir. Birçok hasta uygun konservatif tedavilerle ameliyata gerek kalmadan iyileşebilmektedir. Cerrahi tedavi ise özellikle ilerleyici güç kaybı, ciddi sinir basısı veya tedavilere rağmen kontrol altına alınamayan şikâyetler gibi durumlarda değerlendirilir” dedi.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ