Uzman Psikolog Anıl Yıldız, okula yeni başlayan çocuklarda görülebilen ağlama, okula gitmek istememe, uyku bozukluğu ve fiziksel şikayetlerin çoğu zaman yeni düzene uyum sürecinin bir parçası olduğunu belirterek, ailelere sakin ve destekleyici yaklaşım önerdi.

Uzman Psikolog Anıl Yıldız, çocukların okula başlamasının hem çocuk hem de aile açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Özellikle 1’inci sınıfa başlayan çocukların yeni okul, öğretmen, arkadaşlar ve aileden ayrı kalma gibi değişikliklere uyum sağlamaya çalıştığını belirten Yıldız, bu süreçte ortaya çıkan bazı duygusal ve davranışsal değişikliklerin normal olabileceğini ifade etti.

‘AYRILMA KAYGISI GÖRÜLEBİLİYOR’
Okula başlangıç döneminde en sık karşılaşılan durumlardan birinin okul ve ayrılma kaygısı olduğunu belirten Yıldız, “Çocuk sabahları okula gitmek istemeyebilir, annesinden veya babasından ayrılırken yoğun şekilde ağlayabilir. Okula gitme zamanı yaklaştığında karın ağrısı, mide bulantısı ya da baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler yaşayabilir. Bazı çocuklar okulda bir sorun olduğunu söylemeden yalnızca evden çıkmak istemeyerek tepki gösterebilir” dedi.

Anıl Yıldız-3

Çocuğun yaşadığı kaygının küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Burada önemli olan, çocuğun yaşadığı kaygıyı küçümsememek ancak kaygının çocuğun hayatını ne ölçüde etkilediğini de gözlemlemektir” diye konuştu.

‘DAVRANIŞLAR DEĞİŞEBİLİR’
Okula başlamayla birlikte bazı çocuklarda içe kapanma, ağlama, öfke nöbetleri ve uyku düzeninde bozulma görülebileceğini aktaran Yıldız, “Çocuk gece yeniden altını ıslatmaya başlayabilir, daha fazla ilgi isteyebilir veya normalden daha hırçın davranabilir. Bu tür tepkiler her zaman bir psikolojik rahatsızlık olduğu anlamına gelmez. Çocuk, hayatındaki büyük değişime davranışları üzerinden tepki veriyor olabilir” ifadelerini kullandı.

‘DİKKAT DAĞINIKLIĞI İÇİN ACELE EDİLMEMELİ’
İlkokula başlayan çocuklardan uzun süre dikkatlerini sürdürmeleri, yönergeleri takip etmeleri ve sınıf kurallarına uymalarının beklendiğini belirten Yıldız, “Çocukların gelişim hızları birbirinden farklıdır. Özellikle okulun ilk dönemlerinde hareketlilik, dikkatin çabuk dağılması veya verilen görevleri tamamlamakta zorlanma görülebilir. Bu davranışların hemen bir bozukluk olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Çocuğun davranışlarının farklı ortamlarda ve zaman içinde nasıl devam ettiğine bakmak gerekir” dedi.

‘KAYGIYI BÜYÜTMEYİN’
Ailelerin bu süreçte kullandığı bazı ifadelerin çocukların kaygısını artırabileceğini dile getiren Yıldız, “Sen bensiz nasıl duracaksın, okulda seni üzerler mi gibi cümleler çocuğun kaygısını artırabilir. Bunun yerine okulun nasıl bir yer olduğunu anlatmak, gün içinde neler yapacağını konuşmak ve ayrılık anlarını mümkün olduğunca sakin geçirmek daha sağlıklıdır. Vedalaşmayı gereğinden fazla uzatmamak da önemlidir. Çocuğa güven veren kısa ve net bir mesaj, uzun açıklamalardan daha etkili olabilir” diye konuştu.

‘HER GÜÇLÜĞÜ ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞMAYIN’
Çocuğun yaşadığı her güçlüğü aile olarak ortadan kaldırmaya çalışmanın doğru olmadığını belirten Yıldız, “Çocukların bazı kaygılarla zaman içerisinde baş etmeyi öğrenmeleri gerekir. Çocukların bazı kaygıları yaşayarak ve zaman içinde baş ederek aşmayı öğrenmeleri gerekir. Ailenin görevi çocuğun yerine kaygıyı ortadan kaldırmak değil, bu duyguyla başa çıkabileceği konusunda ona güven vermektir” dedi.

1-725

‘UZUN SÜREN KAYGIDA DESTEK ALINABİLİR’
Bazı durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğini de belirten Yıldız, “Çocuğun okula gitmeyi uzun süre ve yoğun biçimde reddetmesi, kaygının günlük yaşamını ciddi şekilde etkilemesi, sürekli fiziksel şikayetler yaşaması, uyku ve iştahında belirgin değişiklikler olması veya davranışsal sorunların giderek artması durumunda bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından ya da psikologdan destek alınabilir” ifadelerini kullandı.

Profesyonel desteğin amacının çocuğa hemen bir tanı koymak olmadığını vurgulayan Yıldız, “Buradaki amaç çocuğa hemen bir tanı koymak değil, yaşadığı güçlüğün nedenini anlamak ve ihtiyaç duyduğu desteği belirlemektir” dedi.

Okula başlamanın çocuk için yalnızca yeni bir eğitim döneminin başlangıcı olmadığını belirten Yıldız, “Bu aynı zamanda bağımsızlaşmanın önemli adımlarından biridir. Bu süreçte biraz kaygı, heyecan, ağlama veya ebeveyne daha fazla ihtiyaç duyma görülebilir. Önemli olan çocuğu sorunlu olarak görmek yerine, davranışlarının bize ne anlatmaya çalıştığını anlamaktır. Sakin, tutarlı ve destekleyici bir aile tutumu, öğretmenle sağlıklı iletişim ve gerektiğinde alınacak profesyonel destek, çocuğun okula uyum sürecini önemli ölçüde kolaylaştırabilir” diye konuştu.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA