Öğretmenlere yönelik art arda gelen şiddet haberleri sonrasında eğitim sendikaları sokaklara döküldü. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi de Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Eylemde konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mesut Öner, “Eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının kökten sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz” dedi.
Eylemde konuşan Öner, Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırının ve okul baskınının üzüntü ve şaşkınlığını üzerlerinden atamadan Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı haberiyle adeta yıkıldıklarını belirterek, “Bu menfur saldırılar bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi.

ÇÖZÜMDE YETERSİZ KALINIYOR
Başkan Yardımcısı Mesut Öner, eğitim sisteminin en önemli paydaşlarından biri olarak daha iyi bir eğitim için müfredat, pedagojik yöntemler ve daha ileri amaçlar üzerine yoğunlaşılması gerekirken, bugün bu sorunu konuşmak zorunda kalınmasının nedeninin şiddetin ağırlaşan toplumsal maliyeti karşısında ilgililerin çözüm üretmede yetersiz kalması veya isteksiz davranması olduğunu ifade etti. Öner, “Eğitimciye yönelen şiddetin vakayı adiyeden bir hâle geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği, silahın çocuklar tarafından kolayca elde edilerek pervasızca suç işlendiği bir zaman dilimindeyiz. Aklı esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı; can güvenliğinin eğitim-öğretime galebe çaldığı bir zemine doğru hızla yol alıyoruz” diye konuştu.
İŞ GÜVENLİĞİ SORUNUNA DÖNÜŞTÜ
“Eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının kökten sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz” diyen Mesut Öner, “Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta ve irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldırılacak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin eğitimi tehdit eder boyuta ulaşması ve bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak seviyeye tırmanması acil ve köklü çözümleri zorunlu hâle getirmektedir” ifadelerini kullandı.

Öner, evrensel hukuk ve anayasada yer alan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin, kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğüne sahip olduğunu vurguladı. Devletin bu yükümlülük kapsamında caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli ve huzurlu bir eğitim ortamı oluşturması gerektiğini belirtti.
Son örneği olsun
Yaşanan bu olayın eğitimciye yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini ifade eden Öner, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Eğitimcilerin mesleklerinin onuruna uygun yaşam, çalışma ve güvenlik şartlarının sağlanması gerektiğini vurguladı.
SANAL MEDYA İNCELENMELİ
Sosyal medya üzerinden yapılan tehditlerin tespit edilmesi, güvenlik birimlerinin harekete geçirilmesi, öğrenci disiplin yönetmeliğinin yenilenmesi gerektiğini belirten Öner; dijital mecralardaki tehdit, istismar ve akran zorbalığı konusunda ebeveynlere sorumluluk yüklenmesi gerektiğini ifade etti. Okul polisi uygulamasının hayata geçirilmesi, her okula rehber öğretmen normu verilmesi ve rehberlik hizmetlerinin artırılması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, sanal dünyada yapılan eylemlerin gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilincinin öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirten Öner, bilişim ve çocuk suçlarında adli ihtisaslaşmanın sağlanmasını, internet üzerinden yapılan tehditlerin soruşturulmasında adli süreçlerin daha etkin ve hızlı işletilmesini istedi.
Çocukları ve gençleri şiddete özendiren oyunlar ile ahlaki yozlaşmaya neden olan sosyal medya içeriklerine karşı gerekli tedbirlerin alınması ve bu içeriklerin yaygınlaşmasının engellenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

OKULLAR TATİL EDİLMELİ
“Artık sabrımız kalmamıştır” diyen Mesut Öner, devletin en temel yükümlülüğünün vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak olduğunu vurguladı. Eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının ertelenemez bir sorumluluk olduğunu belirten Öner, öğretmene sahip çıkmanın ülkenin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde sürecin takipçisi olacaklarını ve mücadeleyi her platformda sürdüreceklerini belirten Öner, “Eğitim çalışanlarının bu psikoloji ile eğitim hizmetini sürdürmesi, ailelerin çocuklarını okullara göndermesi mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı acil bir şekilde okulları bu hafta tatil etmelidir” dedi. Öner, sözlerini “Şiddeti nefretle kınıyor, saldırıya uğrayan öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarına acil şifalar diliyoruz” ifadeleriyle sonlandırdı.





