Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir mesleki ve teknik lisenin önünde düzenlenen silahlı saldırıda 2’si ağır 10 öğrencinin yaralanması, okullardaki güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, okullarda yaşanan şiddetin münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kapsamlı bir ‘Güvenli Okul ve Şiddetle Mücadele Politikası’ oluşturulması çağrısında bulundu.

Manisa’nın Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi’nde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin önünde sabah saatlerinde silahlı saldırı meydana geldi. Saat 08.00 sıralarında okul önünde silahla etrafa ateş açılması sonucu 2’si ağır 10 öğrencinin yaralandığı bildirildi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, saldırgan H.O. (15) kısa süre içerisinde emniyet güçlerince yakalandı.

A W793566 07

OKULLARDA ŞİDDET TARTIŞMASI
Turgutlu’daki saldırının yanı sıra geçtiğimiz aylarda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları da eğitim ortamlarında güvenlik tartışmalarını gündeme getirmişti. Siverek ilçesinde bir meslek lisesine düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralanırken, bir gün sonra Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 14 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırıda 1 öğretmen ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştı.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte okullarda güvenlik önlemleri artırılırken, yaşanan son olay eğitim ortamlarındaki şiddetin nedenleri ve çocukların güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

‘OKULLARDAKİ ŞİDDET TESADÜF DEĞİLDİR’
Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, okullarda yaşanan şiddetin toplumsal koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Okullardaki şiddet tesadüf değildir; bu, toplumsal çürümenin ve mevcut siyasal iklimin doğrudan bir sonucudur! Şanlıurfa'da yaşanan bu vahim olay, hepimize göstermiştir ki mesele yalnızca tekil bir saldırı değil, eğitim ortamlarında giderek derinleşen bir güvenlik ve hak ihlali sorunudur. Türkiye’nin pek çok yerinde benzer durumlar ya yaşanmakta ya da görünmez kılınmaktadır. Bu nedenle meseleye yalnızca ‘olay bazlı’ değil, sistematik bir bakışla yaklaşmak gerekir” dedi.

Tülin Koç-5

Çocukların eğitim ortamındaki temel ihtiyaçlarına da dikkat çeken Koç, “Bugün milyonlarca yoksul çocuğumuz okula aç gitmekte, temiz suya erişememekte, psikolojik ve sosyal destekten yoksun bırakılmaktadır. Okullar, artık çocuklarımızı koruyan yapılar değildir” ifadelerini kullandı.

‘BUNUN ADI ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜDÜR’
Mesleki eğitimde çocukların çalışma koşullarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Koç, “Çocuklarımız ‘mesleki eğitim’ adı altında çalıştırılmakta, emekleri sömürülmekte, ağır ve güvencesiz koşullara mahkum edilmekte, hatta yaşamlarını yitirmektedir. Bunun adı eğitim değildir; bunun adı çocuk emeği sömürüsüdür ve bu bir suçtur” dedi.

Okullardaki rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin önemine dikkat çeken Koç, “Okullarımızda rehberlik hizmetleri ya hiç yoktur ya da yalnızca göstermeliktir. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF zorbalığı çocukların temel haklarına yönelik sistematik bir tehdit olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla zorbalık ‘çocuklar arasında olur’ denilerek geçiştirilemez. Bu, açık bir çocuk hakkı ihlalidir. Akran zorbalığı ‘büyümenin doğal parçası’ değildir” diye konuştu.

‘ÇOCUKLARI KORUMAK İSTİYORSAK DİLİ DEĞİŞTİRMELİYİZ’
Şiddetin yalnızca okul sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Koç, “Okullar toplumun aynasıdır. Toplumda şiddet dili hâkimse, okulda da şiddet artar. Sokak güvensizse, okul da güvensizleşir. Çocukları korumak istiyorsak; dili değiştirmek, politikaları değiştirmek ve kamusal sorumluluğu güçlendirmek zorundayız” dedi.

Intro Resim 1300X693 1790058724460

Koç, çocukların yaşam hakkı ve eğitim hakkının korunmasının devletin sorumluluğunda olduğunu belirterek, “Çocukların yaşam hakkını, laik, bilimsel kamusal eşit eğitim hakkını, güvenliğini ve onurunu korumak devletin asli sorumluluğudur. Şiddetsiz, eşit ve güvenli okullar, şiddetsiz bir toplum mümkündür. Ancak siyasi tercihlerin değişmesi gerekir. Bunun için siyasi irade ve kamusal sorumluluk şarttır” ifadelerini kullandı.

‘ŞİDDET DİJİTAL ORTAMDA DA YAYILIYOR’
Siyasi ve toplumsal söylemlerin çocuklar üzerindeki etkisine de değinen Koç, “Siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü: Ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı söylem, ‘Biz–onlar’ dili, muhalifleri, farklı kimlikleri ve toplumsal kesimleri hedef gösteren üslup, eleştiriyi bastıran, öfkeyi meşrulaştıran yaklaşım toplumsal iklimi sertleştirmiştir. Bu dil, yalnızca siyasetin alanında kalmamış; medyada, sosyal medyada ve gündelik hayatta normalleşmiştir” dedi.

Dijital zorbalığa da dikkat çeken Koç, “Nefret söylemi ve hedef gösterme kültürü dijital mecralarda kontrolsüz biçimde yayılmaktadır. Bu ortamda büyüyen çocuklar için hakaret ve linç kültürü sıradanlaşmaktadır. Dijital zorbalık ile fiziksel şiddet arasındaki bağ artık bilimsel olarak da ortaya konmuştur. Çocuklar bu dili model alır. Yetişkinlerin birbirine yönelttiği öfke, aşağılayıcı söz ve tehdit; okul bahçesinde akran zorbalığı ve fiziksel şiddet olarak yeniden üretilir” ifadelerini kullandı.

Intro Resim 1300X693 1790056347373

‘GÜVENLİ OKUL POLİTİKASI OLUŞTURULMALI’
Eğitimdeki eşitsizlikler, kalabalık sınıflar, rehber öğretmen eksikliği, psikososyal destek yetersizliği, yoksulluk ve güvencesizliğin şiddetin önlenmesini zorlaştırdığını savunan Koç, çözüm için ulusal ölçekte politika oluşturulması gerektiğini belirtti. Koç, “Eğitim politikalarındaki eşitsizlikler, kalabalık sınıflar, rehber öğretmen eksikliği ve psikososyal destek yetersizliği; şiddetin erken fark edilmesini ve önlenmesini zorlaştırır. Derinleşen yoksulluk, işsizlik, aile içi stres, güvencesizlik ve sosyal destek mekanizmalarının zayıflığı; çocukları hem şiddete maruz kalma hem de şiddet uygulama açısından daha kırılgan hale getirmektedir” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik eleştirilerini de dile getiren Koç, “Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır okullarda artan şiddet ve zorbalığa karşı bütüncül bir ulusal politika geliştirmemiştir. Öğrenci Veli Derneği olarak önerimiz, ulusal ölçekte bağlayıcı bir ‘Güvenli Okul ve Şiddetle Mücadele Politikası’ oluşturulması ve tüm kamu kurumlarının bu politika çerçevesine uyumlu şekilde çalışmasıdır” diye konuştu.

Söz konusu politikanın eğitim, medya, sosyal hizmetler ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunu içermesi gerektiğini belirten Koç, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bizler; çocuklarımızın kaybolan çocukluluğunu yeniden kazanmak için laik, bilimsel kamusal eşit bir eğitim hakkı için, gençler için, toplumun geleceği için bu düzeni kabul etmiyoruz ve mücadelemiz devam ediyor. Yetkililer, başta eğitimdeki şiddet olmak üzere, toplumsal şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak ve engelleyecek politikaları acilen hayata geçirmek zorundadır. Okullar korkunun değil güvenin alanı olmalıdır.”

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA