Antalya’nın Manavgat ilçesinde ormanlık alan içerisinde yer alan Lyrbe Antik Kenti, Hellenistik dönemden Roma ve Bizans dönemlerine uzanan geçmişi, anıtsal yapıları ve yıllarca Seleukeia olarak bilinen kimliğiyle dikkat çekiyor. Kentin en önemli bölümleri arasında agora, surlar, bazilika, hamam ve kütüphane olarak değerlendirilen yapılar bulunuyor.

Antalya’nın tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Manavgat ilçesinde, ormanların arasında geçmişin izlerini taşıyan Lyrbe Antik Kenti bulunuyor. Bucakşeyhler Mahallesi yakınlarında yüksek bir alanda yer alan kent, doğayla iç içe konumu ve günümüze ulaşan mimari kalıntılarıyla bölgenin dikkat çeken tarihi alanları arasında yer alıyor.

Hellenistik döneme kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğu değerlendirilen Lyrbe, Roma döneminde gelişimini sürdürürken sonraki dönemlerde de kullanım gördü. Kentin günümüzdeki en dikkat çekici özelliği ise yalnızca ayakta kalan yapıları değil, kimliğine ilişkin yıllardır süren tartışmalar oldu. Uzun süre Seleukeia olarak tanımlanan antik yerleşim, arkeolojik araştırmalar ve yazıtların değerlendirilmesiyle Lyrbe adıyla yeniden gündeme geldi.

YILLARCA SELEUKEİA OLARAK BİLİNDİ
Lyrbe'nin tarihindeki en önemli konulardan biri, antik kentin gerçek kimliğine ilişkin tartışma oldu. Manavgat çevresindeki bu kalıntılar uzun yıllar Seleukeia Antik Kenti olarak tanımlandı. Seleukeia adının ise Büyük İskender’in ölümünün ardından Anadolu’da etkili olan Seleukoslar dönemindeki kentleşme süreciyle bağlantılı olduğu değerlendirildi.

Imagess

Ancak kentte gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar ve özellikle yazıtların incelenmesiyle, buradaki yerleşimin Lyrbe olabileceği görüşü öne çıktı. Bu nedenle antik kent bazı kaynaklarda bugün de “Lyrbe (Seleukeia)” adıyla anılıyor. Kentin hangi isimle anılması gerektiğine ilişkin tartışma, Lyrbe'yi Antalya’daki diğer antik kentlerden ayıran önemli özelliklerden biri olarak öne çıkıyor. Bir başka ifadeyle Lyrbe’nin hikayesinde yalnızca taş yapılar değil, yüzyıllar boyunca değişen bir kent kimliği de bulunuyor.

HELLENİSTİK DÖNEMDEN ROMA’YA UZANAN GEÇMİŞ
Lyrbe’nin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmezken, kentteki arkeolojik veriler yerleşimin geçmişinin Hellenistik döneme kadar uzandığına işaret ediyor. Büyük İskender’in M.Ö. 323 yılında ölümünün ardından başlayan Hellenistik dönemde Anadolu’da çok sayıda kent kurulurken mevcut yerleşimlerde de önemli değişimler yaşandı.

Lyrbe’nin de bu dönemin kentleşme hareketleri içerisinde şekillendiği değerlendiriliyor. Ancak kentin doğrudan Büyük İskender tarafından kurulduğunu gösteren kesin bir kanıt bulunmuyor. Roma dönemine gelindiğinde ise Lyrbe’nin gelişimini sürdürdüğü görülüyor. Kentte bugün görülebilen yapıların önemli bir bölümü Roma döneminin mimari özelliklerini taşıyor. Agora, sütunlu yapılar, hamam, bazilika, surlar ve çeşitli kamu yapıları, Lyrbe’nin döneminin sosyal ve ekonomik yaşamına ilişkin önemli ipuçları veriyor.

Images-170

KENTİN KALBİ AGORA
Lyrbe’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri agora olarak öne çıkıyor. Antik kentlerde agora yalnızca alışveriş yapılan bir pazar alanı olarak kullanılmıyordu. Ticaretin yanı sıra sosyal ve kamusal yaşamın da merkezlerinden biri olan agoralar, kent halkının bir araya geldiği önemli alanlardı.

Lyrbe’deki agora çevresinde yer alan sütunlar ve yapı kalıntıları, kentin geçmişteki hareketli yaşamına ilişkin izler taşıyor. Günümüzde ormanların arasında bulunan kalıntılar, geçmişte burada insanların ticaret yaptığı, bir araya geldiği ve kentin kamusal yaşamını sürdürdüğü günlere ilişkin fikir veriyor.

Kentte bulunan ve kütüphane olarak değerlendirilen yapı da Lyrbe’nin dikkat çeken bölümleri arasında bulunuyor. Antik dönemde kütüphaneler yalnızca yazılı eserlerin saklandığı yapılar değil, aynı zamanda eğitim ve kültürel hayatın önemli merkezleri olarak kullanılıyordu.

SURLAR KENTİN SAVUNMASINI GÖSTERİYOR
Lyrbe’nin yüksek ve korunaklı konumu da kentin dikkat çeken özelliklerinden biri. Kentin çevresindeki sur kalıntıları, yerleşimin savunmaya verdiği önemi ortaya koyuyor. Ormanlık alanın içerisinde yükselen surlar ve anıtsal yapı kalıntıları, antik kentin geçmişte bugünkünden çok daha farklı bir görünüme sahip olduğunu gösteriyor. Surların bazı bölümleri günümüze kadar ulaşırken, kentteki anıtsal giriş ve diğer mimari unsurlar da yerleşimin dönemindeki önemine ilişkin izler taşıyor.

Images-170

Lyrbe’nin yüksek bir alanda kurulmasının savunma açısından avantaj sağladığı, aynı zamanda çevredeki ulaşım güzergahlarını kontrol etmesine katkı sunduğu değerlendiriliyor. Manavgat’ın verimli ovalarına ve kıyı kesimine yakın ancak daha korunaklı bir konumda bulunan kent, iç kesimler ile kıyı arasındaki bağlantı açısından da önem taşıyor.

SİDE İLE BAĞLANTISI DİKKAT ÇEKİYOR
Lyrbe’nin bulunduğu bölgenin en önemli antik merkezlerinden biri de Side’ydi. Akdeniz kıyısındaki Side, antik dönemde önemli bir liman kenti olarak öne çıkarken Lyrbe daha iç kesimde bulunuyordu. Bu konum, iki yerleşim arasında ekonomik ve bölgesel bağlantıların bulunmuş olabileceğini düşündürüyor. Çevredeki tarımsal üretimin ve iç kesimlerdeki kaynakların kıyıdaki merkezlerle bağlantılı olması, Lyrbe’nin bulunduğu coğrafyanın önemini artırıyordu. Ancak Lyrbe’nin Side’ye doğrudan bağlı bir kent olduğunu kesin biçimde ortaya koyan ifadeler yerine, iki merkez arasındaki coğrafi ve ekonomik ilişkilerin dönemlere göre değerlendirilmesi gerekiyor.

Seleuk (4)

ROMA DÖNEMİNİN İZLERİ
Roma döneminde Lyrbe’de yalnızca ticari ve kamusal yapılar değil, günlük yaşamın ihtiyaçlarına yönelik yapılar da bulunuyordu. Hamam, bu yapıların başında geliyor. Roma kentlerinde hamamlar yalnızca temizlik amacıyla kullanılan yerler değildi. Aynı zamanda insanların bir araya geldiği, sosyalleştiği ve günlük hayatın önemli bir bölümünü geçirdiği kamusal alanlardı.

Lyrbe’deki hamam, kentteki sosyal yaşamın izlerini günümüze taşıyan yapılardan biri olarak değerlendiriliyor. Bazilika olarak tanımlanan yapı ise Roma dönemindeki kamusal yaşamın anlaşılması açısından önem taşıyor. Roma döneminde bazilikalar mahkeme, yönetim ve ticari faaliyetlerin yürütüldüğü büyük kamu yapıları olarak kullanılıyordu.

HRİSTİYANLIK DÖNEMİNDE DE YAŞAM SÜRDÜ
Roma İmparatorluğu’nun ilerleyen dönemlerinde Hristiyanlığın yayılmasıyla Anadolu’daki kentlerde olduğu gibi Lyrbe’de de yeni dini ve mimari izler ortaya çıktı. Kentte daha sonraki dönemlere ait yapı ve kullanım izlerinin bulunması, Lyrbe’nin Roma döneminin ardından da tamamen terk edilmediğini gösteriyor. Yerleşimde yaşamın farklı dönemlerde devam ettiği, kentteki yapıların zaman içerisinde farklı amaçlarla kullanıldığı değerlendiriliyor. Bu durum Lyrbe’yi yalnızca tek bir döneme ait antik kent olmaktan çıkarırken, farklı medeniyetlerin ve dönemlerin izlerini bir arada taşıyan bir yerleşim haline getiriyor.

20250108113126600 Antalya Seleukeia Gulcan Acar (10) (1) Kopya

EFSANEDEN ÇOK GİZEMİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Lyrbe hakkında günümüze ulaşan, antik kaynaklarla doğrulanmış kapsamlı bir kuruluş ya da aşk efsanesi bulunmuyor. Bu nedenle kentle ilgili anlatılan hikayelerde tarihi gerçeklerle sonradan oluşturulan anlatıların birbirinden ayrılması önem taşıyor. Lyrbe’nin en büyük gizemi ise bir efsaneden ziyade kendi kimliğinde saklı. Uzun yıllar Seleukeia olarak bilinen yerleşimin Lyrbe olabileceğinin ortaya çıkması, kentin tarihsel geçmişine yönelik araştırmaları da beraberinde getiriyor. Bugün ormanların arasında sessizliğini koruyan kalıntılar, geçmişte burada yaşayan insanların izlerini taşırken, kentin adı ve geçmişine ilişkin araştırmalar da Lyrbe’nin tarihini yeniden gündeme getiriyor.

ORMANLARIN ARASINDA GEÇMİŞE YOLCULUK
Lyrbe’yi farklı kılan unsurlardan biri de antik yapıların doğal çevreyle bütünleşmiş olması. Sütunlar, surlar, yapı temelleri ve diğer kalıntılar, bugün ağaçların arasında yer alıyor. Side, Perge ve Aspendos gibi daha bilinen antik kentlerden farklı olarak Lyrbe, yoğun turistik yapılaşmanın olmadığı, doğayla iç içe bir atmosfer sunuyor. Bu özelliği, antik kentin geçmişini daha sakin bir ortamda keşfetmek isteyenler açısından da dikkat çekiyor.

20250108113119306 Antalya Seleukeia Gulcan Acar (9) Kopya

Manavgat’ın kıyıdan iç kesimlere uzanan tarihi dokusunun önemli parçalarından biri olan Lyrbe, Hellenistik dönemden Roma ve Bizans dönemlerine uzanan geçmişiyle Antalya’nın çok katmanlı tarihini yansıtan yerleşimlerden biri olmayı sürdürüyor.

LYRBE ANTİK KENTE NASIL GİDİLİR?
Etrafını yeşil çam ağaçlarının çevrelediği bu antik kente ulaşmak için ziyaretçilerinin ormanlık alanda kısa bir yürüyüş gerçekleştirmesi gerekir. Bu antik kente gitmek için Manavgat Şelalesine de yakın olan Antik Kent Manavgat merkezine 12 km uzaklıktadır. Toplu taşıma ile bu antik kente gelmek isteyenler Bucaşeyhler Köyüne otobüslerle gelip 3 kilometrelik orman yürüyüşünün ardından Lyrbe’ye ulaşır. Antik kente girişte herhangi bir ücret bulunmuyor.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA