Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) başkan adayı Davut Çetin, seçim süreci, mevcut yönetimin çalışmaları ve yeni dönem projelerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. 2022’deki seçim sürecini geride bıraktığını belirten Çetin, yeni dönemde önceki projeleri güncelleyerek hayata geçirmeyi, üyelerin sorunlarına çözüm üretmeyi ve ATSO’nun Antalya’nın geleceğinde daha etkin rol üstlenmesini hedeflediklerini anlattı.
İşte ATSO Başkan Adayı Davut Çetin’in Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:
- 2022 ATSO seçiminde çok tartışmalı bir süreç yaşandı. İlçe Seçim Kurulu kararının ardından YSK’nın verdiği kararla başkanlık seçimini kaybettiniz. Aradan dört yıl geçti. Bugün o seçime baktığınızda neler hissediyorsunuz?
O süreç bizim için çok yıpratıcı oldu. Yıllarca birlikte çalıştığımız, emek verdiğimiz bir kurumda, Yüksek Seçim Kurulu’na kadar uzanan ve kararların birbirini değiştirdiği, mevzuatın çok farklı yorumlandığı bir seçim süreci yaşadık. Haksızlığa uğradığımızı düşünüyoruz; bu konudaki kanaatimiz değişmedi.
Ancak geçmişteki o mağduriyete saplanıp kalamayız. 2022 bizim için kapanmış bir defterdir. Dileğimiz, hiçbir odamızın bir daha böyle bir süreç yaşamaması; seçimlerin kurumları yıpratmadan, üyelerin iradesine güveni güçlendirerek tamamlanmasıdır.
Bugün önümüze bakıyoruz. Yeniden adaylığımızın temelinde Antalya’ya karşı hissettiğimiz sorumluluk ve ATSO’yu daha iyi yönetme iddiamız var. Geçmişte yaptıklarımızı ve yeni dönemde yapacaklarımızı üyelerimizin önüne koyuyor, onların güvenine talip oluyoruz.

- Mevcut yönetimin en önemli eksikliği sizce nedir? Somut olarak “şu konuda geri gidildi” diyebileceğiniz alanlar hangileri? Bu bağlamda, Siz ATSO'ya neler katmıştınız? Bugün neler eksik?
Öncelikle bir gerçeğin altını çizmeliyiz: ATSO, son dört yıldır mavi ve turuncu grupların ortak yönetimindedir. Bugün ayrı ayrı seçime girmeleri, dönemin ortak sorumluluğunu değiştirmiyor. Konuşmalara baktığımızda, iki grubun da birlikte yönettikleri dönemi güçlü biçimde savunamadığını görüyoruz. Bu durum bize çok şey anlatıyor aslında.
Biz ise geçmişte yaptığımız işlerle üyelerimizin karşısına alnımız açık, başımız dik çıkabiliyoruz. Çünkü ATSO’yu adeta bir proje fabrikası gibi çalıştırdık. “Ne kattınız, hangi alanlarda geriye gidildi?” sorusuna birkaç somut örnek vereyim.
ATSO, kentin gündemini belirleyen ve önüne yol haritası koyan bir kurum olmalıdır. Antalya 4.0 ile ortak aklı yazılı bir vizyon belgesine dönüştürdük; kendimize görevler çıkardık, bunları iş planımıza ve projelere taşıdık. Dijitalleşme, çevreci dönüşüm, tarım ve turizm teknolojilerini o gün gündeme aldık. Mevcut dört yılda ise arama konferansları, karar konferansları yapıldı, Antalya 2050 konuşuldu. Yüzlerce insan emek verdi, birikimini paylaştı; fakat bu emeği hedeflere ve uygulamaya bağlayan somut bir vizyon belgesi ortaya konulamadı.
e-ATSO’yu biz hayata geçirdik. Bugün belgelerin yüzde 80’i bu sistemden alınıyor. Ancak teknoloji ilerlerken sistemin de yeni hizmetlerle geliştirilmesi gerekiyordu, yapılmadı.
RotaAntalya ile kentin değerlerini dijitale ve mobil uygulamayla ceplere taşıdık; bugün projenin web sayfasına bile sahip çıkılamadığını görüyoruz.
Avantaj Kart ile üyeler arasında indirimli ticareti teşvik ettik. Üyemiz yalnızca akaryakıt indirimiyle bile aidatını karşılayabiliyordu. Sistem kaderine terk edildi; şimdi rakiplerimiz bunu yeni proje olarak açıklıyor.
BAGEV ile bölgesel iş birliğini geliştirdik. BAGEV Kariyer ile yılda bine yakın insanımızı işle buluşturuyorduk. Bugün bagev.org.tr adresinde karşınıza Balıkesir firması çıkıyor, BAGEV Kariyer’in web sitesi ise kapalı.
Antalya Kültür Sanat’ı kurduk; Picasso ile açtık, Rodin sergisiyle devrettik. Sonrasında aynı çapta bir uluslararası sergi bile getirilemedi.
Gençlerin fikirlerini prototipe dönüştürebileceği, girişimciliğe adım atabileceği İNOVATSO’yu kurduk; geliştirilmesi gerekirken kapatıldı.
Daha sayacak çok konu var ama saydıkça üzülüyorum; her birinin arkasında ekibimizin, çalışanlarımızın ve üyelerimizin emeği var. Biz düşük aidatlarla üyeye fayda üreten projeler geliştirirken, bugün aidat yükü artmış, bazı hizmet ve imkânlar zayıflamış durumda.
Bunlar düzeltilebilir; fayda üreten projeleri yeniden ayağa kaldırır, geliştiririz. Ancak en önemli kayıp, ATSO’nun kent dinamiklerini buluşturan, iş birliğini kolaylaştıran ve ortak aklı harekete geçiren lobi rolünün zayıflamasıdır. Kendi Yüksek İstişare Kurulunu bu dönemde bir kez bile toplayamayan bir yönetim anlayışından söz ediyoruz.
Bizim iddiamız, ATSO’yu yeniden gündem belirleyen, proje üreten, üyelerine fayda sağlayan, Antalya’yı biraraya getiren ve geleceğe yön veren bir kurum hâline getirmektir.

- Yeni dönemde açıkladığınız 7 tema ve 50 projenin bir bölümünün önceki döneminizde başlatılan çalışmaların devamı olduğunu söylüyorsunuz. Neden bazı projelerin devam ettirilemediğini düşünüyorsunuz? Mesela İNOVATSO çok konuşuldu. Sayın Hacısüleyman kullanılmadığı için kapatıldığını söyledi.
İNOVATSO örneği, yönetim anlayışlarımız arasındaki farkı açıkça ortaya koyuyor. Sayın Başkan kapıdan baktığında 14 kişi görmüş; biz orada bir gelecek görüyorduk.
Biz orada girişim fikrini ihracata dönüştüreni, prototipini geliştiren genci, işletmesine üç boyutlu yazıcı almadan önce kullanımını öğrenen girişimciyi gördük. YouTuber olma hayaliyle eğitime girip mucit olma hayaliyle çıkan çocuğumuzu da gördük. Merkezin değerini kazandırdığı becerilerde ve açtığı fırsatlarda görüyorduk.
Elbette her yönetim geçmişten gelen bütün projeleri sürdürmek zorunda değil. Ancak sona erdirmenin gerekçesi ortaya konulmalı. Yeterince kullanılmayan bir merkez için önce kullanımın nasıl artırılabileceğine bakılmalı; ortadan kaldırılıyorsa yerine daha fazla fayda sağlayan bir şey konulmalıdır. Konuldu mu? İnovatso’nun fiziksel mekanına sicil müdürlüğü taşındı, ondan boşalan yere de restoran yapıldı. Yani inovasyon gitti, rezervasyon geldi.
Biz bu ve bunun gibi projelerin hangi ihtiyaçlardan doğduğunu ve neye hizmet ettiğini biliyoruz. Yok olmalarına gönlümüz razı değil. Onun için projelerimizin bir kısmı renovasyon odaklı olacak.
Diğer taraftan bir şey dikkatinizi çekiyor mu? Mevcut yönetimden çıkan adayların, “Bu dönemde başlattık, daha ileri taşıyacağız” dedikleri tek bir somut proje gördünüz mü? İşte bugün 4 yılın kaybı, yalnızca sürdürülemeyen projeler değil; üzerine eklenemeyen yeni işler ve üyelerimize sunulamayan fırsatlar olarak önümüzde duruyor.
- “ATSO’yu dijital, şeffaf ve üye odaklı bir yapıya dönüştüreceğiz” diyorsunuz. Bugünkü ATSO’nun hangi noktada yeterince üye odaklı olmadığını düşünüyorsunuz? Bu bağlamda, Üye Sorunları Takip ve Çözüm Sistemi” öneriyorsunuz. Bu sistem ile oda, kamu kurumları veya belediyeler üzerinde sonuç alabilir mi?
Biz üye odaklılık konusunda önemli mesafe almış, Üye İlişkileri birimimizi de bu amaçla yeniden oluşturmuştuk. Ancak son dört yılda teknoloji çok gelişti; yapay zekâ uygulamaları hizmetleri hızlandırmak ve üyeye ulaşmak için yeni fırsatlar sunuyor. Geçmişte kurduğumuz yapıyı bu imkânlarla daha ileri taşıyacağız.
Geçmişte hayata geçirdiğimiz e-ATSO’yu yapay zekâ destekli dijital asistanlarla güçlendireceğiz. ATSOAPP ile üyemiz eleman ararken, eğitimlere katılırken, Avantaj Kart’la indirimli alışveriş yaparken veya yeni iş bağlantıları kurarken ATSO’nun desteğini cep telefonunda bulacak. Hizmetlerimizi birbirini tamamlayan, entegre bir yapıda sunacağız.
İşin diğer boyutu, üyeyi düzenli olarak dinlemek ve ihtiyaçlarını izlemektir. Geçmişte anketlerle üyelerimizin sorunlarını belirliyor, verilerle değişimi takip ediyor ve çözüm için çalışmalara başlıyorduk. Bu yapının sürekliliği zarar gördü. Veri serilerimizi yeniden oluşturacak, sektörlerimizin durumunu düzenli izleyeceğiz. Üyelerimizi etkileyen mevzuatı da geçmişte olduğu gibi taslak aşamasından itibaren takip ederek görüş ve önerilerimizi zamanında ileteceğiz, takipçisi olacağız. Erken uyarı sistemimiz bu amaca hizmet edecek.
Her sorunun çözümü doğrudan ATSO’nun yetkisinde olmayabilir. Ancak odamızın temsil gücü, ilgili kurumları buluşturması ve kararlı takibi sonuç alınmasını sağlayabilir. Üye odaklılık, üyeyi dinledikten sonra sorununun peşini bırakmamaktır.

- ATSO’nun 60 binden fazla üyeye sahip devasa bir yapı olduğu düşünüldüğünde, her sektöre aynı ölçüde ulaşmak mümkün mü? Bu çerçevede meslek komiteleri ile alakalı bir tasarrufunuz olacağını söylemiştiniz. Bu ne olacak?
Bu büyüklükte bir yapıda her mesleğin ihtiyacına ulaşmanın en etkili yolu, meslek komitelerini daha işlevsel hâle getirmektir. Bu nedenle komite yapısını yeniden ele alacağız. Mevcut yapıda farklı ihtiyaçları olan meslekler aynı komitede yer alabiliyor. Komite sayısını artırarak daha fazla meslek odaklı bir yapı oluşturacağız. Böylece sorunlar ve çözüm önerileri doğrudan ilgili mesleğin ihtiyaçları üzerinden ele alınabilecek.
Komitelerimizi genç ve kadın girişimcilerle düzenli olarak buluşturacak, mentorluk sistemini komite çalışmalarına da taşıyacağız. Deneyimli üyelerimizin birikimiyle yeni neslin fikirlerini buluştururken, gençlerin ve kadınların sorunların belirlenmesinde ve projelerin geliştirilmesinde sorumluluk almasını sağlayacağız.
Biz ATSO’nun yalnızca bugününü değil, yarınını da düşünüyoruz. Kurumun çalışma kültürünü öğrenen, sektörünü tanıyan ve sorumluluk almaya hazır bir gelecek neslin yetişmesini istiyoruz. Bizden sonra bu görevlere gelecek insanlar, bugünden çalışmaların içinde tecrübe kazansın.
- Antalya’da işletmelerin en önemli şikâyetlerinden biri finansmana erişim ve yüksek işletme maliyetleri. ATSO bu konuda neler yapabilir?
Maliyetler konusunda önce kendi sorumluluğumuzdan başlayacağız: Oda aidatlarını iki yıl artırmayacağız. Avantaj Kart’ın anlaşmalarını yenileyip genişleteceğiz. Bizim dönemimizde akaryakıt indirimiyle bile aidatını karşılayan üyelerimiz vardı. Bu faydayı kargo, sigorta, yazılım ve eğitim gibi işletme giderlerine de yaymayı hedefliyoruz. ATSOAPP ile bu faydayı genişleteceğiz.
Finansmana erişimde geçmişte sorumluluk aldık. Türkiye Bankalar Birliği yönetimini ve banka genel müdürlerini Antalya’ya getirerek üyelerimizle aynı masada buluşturduk. ATSO olarak Nefes Kredisi ile Türkiye’de ilk olan bir kredi modeli hayata geçirdik ve üyelerimizin daha geniş bir kaynak hacmine ulaşmasına aracı olduk.
Yeni dönemde de TOBB ve bankalarla birlikte benzer imkânların geliştirilmesi için çalışacağız. Üyelerimizin kredi, teminat ve ödeme takvimine ilişkin sorunlarını karar vericilere taşıyacak, görüşmelerin sonuçlarını takip edeceğiz. KOSGEB, kalkınma ajansları, Avrupa Birliği programları ve ihracat desteklerinden yararlanmaları için danışmanlık desteğini güçlendireceğiz. Üyemiz hangi desteğe uygun olduğunu ve başvuru için ne yapması gerektiğini cep telefonundan bile öğrenebilecek.
ATSO’nun mali gücünün asıl anlamı, zor zamanda üyeye güç olarak dönebilmesidir. Üyemiz odamızın katkısını azalan giderlerinde, finansmana erişiminde ve kolaylaşan işlerinde hissetmeli.

- Antalya’nın ekonomik gelişimini, ulaşım ve barınma sorunlarını, gençlerin geleceğini ve kentin marka değerini birlikte düşündüğünüzde nasıl bir kent vizyonu ortaya koyuyorsunuz; ATSO bu vizyonun oluşmasında ve hayata geçirilmesinde hangi rolü üstlenecek?
Antalya’nın geleceğini bütüncül bir kent vizyonuyla ele almalıyız. Turizmdeki gücünü tarıma, ticarete, sanayiye ve teknolojiye daha fazla değer üreterek yansıtan; gençlerine nitelikli iş alanları açan, çalışanlarının barınma ve ulaşım ihtiyaçlarını gözeten bir Antalya hedeflemeliyiz. Bu başlıklar birbirinden bağımsız değil. Ulaşım yatırım kararlarını, barınma iş gücünü, turizmin kentle ilişkisi de yerel işletmelerin kazancını etkiliyor.
ATSO’nun görevi, kent dinamiklerini bu ortak gelecek etrafında buluşturmaktır. Merkezi yönetimi, belediyeleri, üniversiteleri, meslek kuruluşlarını ve sektörleri aynı masada buluşturacak; ortak akılla belirlenen hedeflerin sorumluları, uygulama takvimi ve takibi belli bir yol haritasına dönüşmesine öncülük edeceğiz.
Bunun için geçmişte çok güçlü adımlar attık, yine başaracağız.
ATSO aynı zamanda Antalya’nın referans kurumu olmalıdır. Bir bakana Antalya için dosya sunulacaksa odamız güvenilir verilerle o dosyayı hazırlayabilmeli. Bir bilim insanı Antalya üzerine çalışacaksa ATSO’nun verilerine güvenebilmeli. İşletmelerimiz de yatırım ve faaliyet kararlarında bu birikimden yararlanabilmeli. Bu yaklaşımı destekleyen altyapıya katkı sunan projelerimiz var.
Öncelikle veri üretme kapasitemizi yeniden geliştireceğiz. Veri Merkezi Projemiz bu hedefimizde kullanacağımız araçlardan birisi olacak. Kaynağı belli, doğruluğu kontrol edilmiş, düzenli güncellenen ve geçmiş dönemlerle karşılaştırılabilen veri serileri oluşturacağız. Antalya’nın verilerini bilim insanlarının uzmanlığıyla buluşturmalı, kararları bu bilgiye dayandırmalıyız.
Örneğin lojistik yatırımlarını sektörlerin taşıma ihtiyacına ve maliyetlerine, iş gücü politikalarını işletmelerin beceri ihtiyacına ve çalışanların yaşam koşullarına bakarak değerlendirmeliyiz.
Bizim yaklaşımımız, ortak akılla vizyon oluşturmak, veriye dayanarak karar vermek ve bu kararları uygulanabilir projelere dönüştürmektir. ATSO’nun Antalya’ya yön verme gücünü bu anlayışla yeniden yükselteceğiz.
ATSO gelişmeleri izleyen değil, kente yön veren misyonuna yeniden kavuşacak.

- Antalya’daki KOBİ’lerin dijitalleşme ve yapay zekâya hazırlanmasında ATSO nasıl bir rol üstlenecek; İşletme Doktoru modeliyle işletmelerin finans, satış, pazarlama ve yönetim ihtiyaçlarına nasıl destek vereceksiniz?
İşletmelerimizin ihtiyaçları ve dijital dönüşüme hazırlık düzeyleri farklı. Bu nedenle bilgilendirmenin yanında, işletmeye uygun uzmanlık ve uygulama desteği sunacağız.
Biz işletmenin yönetimine müdahale etmeyeceğiz; işletmenin sorununu görmesine yardımcı olacağız. Bir insan doktora gittiğinde doktor onun hayatını yönetmez. Teşhis koyar, riskleri gösterir ve çözüm önerir. İşletme Doktoru modelimizin mantığı da bu.
Birçok KOBİ’miz işini çok iyi biliyor; ancak finans yönetimi, satış, dijital pazarlama, ihracat, insan kaynakları veya maliyet analizinde profesyonel desteğe ulaşmakta zorlanıyor. Üyemize bir check-up imkânı sunacak, ihtiyaçlarını belirleyerek çözüm için doğru uzmanlarla buluşturacağız. Karar yine işletmenin olacak.
Dijitalleşme ve yapay zekâ desteğini de bu ihtiyaçlara göre şekillendireceğiz. Eğitim ve uygulama imkânları sunacağız. Amacımız, üyemizin teknolojiyi işine uyarlayarak zaman kazanması, maliyetini azaltması ve satışlarını geliştirmesidir.
- ATSO’nun Antalya’nın marka değerini yükseltmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Antalya zaten dünyaca bilinen bir turizm markası. Sizce eksik olan Antalya’nın tanıtımı mı, yoksa bu marka değerinin ticarete ve yerel işletmelere yeterince yansımaması mı?
Antalya’nın dünyada tanınması büyük bir avantaj. Ancak Antalya’yı bilen biliyor diye arkamıza yaslanamayız. ATSO binası bünyesindeki ATAV ve Kongre Bürosunu daha etkili kullanmamız gerekiyor. Göreve geldiğimizde o yapıları el birliğiyle ayağa kaldıracağız.
Diğer taraftan asıl geliştirmemiz gereken, bu marka gücünün yerel üreticinin, esnafın ve işletmelerimizin kazancına daha fazla yansımasıdır. Ziyaretçinin kentle, kültürüyle, gastronomisiyle ve ürünleriyle kurduğu bağı güçlendirmeliyiz.
Geçmişte turizm odaklı projelerimizi bu anlayışla geliştirdik. Antalya Kültür Sanat’ı, turistin kentle buluşması ve Antalya’nın kültür hayatının zenginleşmesi için kurduk. RotaAntalya ile kentin tarihini, kültürünü ve alternatif ziyaret noktalarını dijitale taşıdık. Şimdi bu projeyi deneyim rotaları ile geliştirecek ve üyelerimizi de sisteme dahil edeceğiz. Kaleiçi Evi ve coğrafi işaret çalışmalarımızla yerel değerlerimizi görünür kıldık. Şimdi bu birikimi geliştirerek ziyaretçinin yerel işletmelerle daha fazla buluşmasını, Antalya ürünlerinin daha geniş pazarlara ulaşmasını sağlamalıyız.
2036 İstanbul-Antalya Olimpiyatları vizyonumuz da Antalya’nın önüne büyük ve ortak bir hedef koyma düşüncesinden doğuyor. Bu hedef; spor, kültür ve etkinlik turizmini geliştirmek, kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmek ve ulaşımından altyapısına kadar geleceğini birlikte planlamak için bir motivasyon olabilir. Merkezi yönetimi, belediyeleri, üniversiteleri, iş dünyasını ve spor kurumlarını buluşturarak fizibilitesi, yatırım ihtiyacı ve finansmanı değerlendirilmiş bir yol haritası oluşturulmasına öncülük etmek istiyoruz.
Antalya’nın marka değerini, kentte daha fazla harcamaya, yerel ürünlere talebe ve işletmelerimize yeni fırsatlara dönüştürmeliyiz. Dünyanın tanıdığı Antalya’nın değerinden, Antalya’da üreten ve çalışan insanlar daha fazla pay almalıdır.
- Siz geçmişte ATSO başkanlığı yaptınız, şimdi yeniden aday oldunuz. Bu kez seçildiğiniz takdirde önceki döneminizden farklı olarak nasıl bir ATSO yönetimi ortaya koyacaksınız? “Davut Çetin’in ikinci dönemi” ile ilk dönemi arasındaki temel fark ne olacak?
İlk başkanlık dönemimde ATSO emanetini güçlü bir şekilde devralmıştım. Kent geneline yönelik arama konferansları yapılmış, hedefler stratejik planımızda yazılı hâle getirilmişti. Önümüzde, üzerine yeni işler koyarak ilerleyebileceğimiz bir birikim vardı.
Örneğin Antalya Kültür Sanat vizyonunu Çetin Başkan döneminde yönetim olarak ortaya koymuştuk. Başkanlığı devraldığımda projeyi tamamlamak ve Picasso sergisiyle açmak bana nasip oldu. Bunun gibi çok sayıda örnek verebilirim. Kurumsal devamlılık dediğimiz şey budur: Devraldığınız birikimi tamamlamak, geliştirmek ve üzerine yenilerini eklemek.
Bu dönemde ise maalesef önce geçmişte başarılı olmuş, ancak unutulmuş veya etkisizleşmiş projeleri bugünün ihtiyaçlarına göre uyarlayıp ayağa kaldırmamız gerekecek. Yani bir renovasyon, bir yenileme süreciyle başlayacağız. Bu, eski projeleri aynı hâliyle geri getirmek değil; teknolojiyi, değişen ihtiyaçları ve yeni imkânları kullanarak daha ileri taşımaktır.
ATSO’yu, imkânlarını ve süreçlerini bilmemiz; neyin nasıl yapılabileceği konusundaki tecrübemiz bu yenileme dönemini hızla tamamlamamızı sağlayacak. Ardından bu birikimin üzerine yeni projelerimizi koyacağız. Hedefimiz, üyelerine fayda üreten ve Antalya’nın geleceğine yön veren bir ATSO’yu bizden sonra gelecek yönetime daha ileri bir noktada teslim etmektir.

- Son olarak, ATSO üyeleri size “Neden yeniden Davut Çetin?” diye sorduğunda vereceğiniz en kısa cevap ne olur? Bugünkü ATSO’nun hangi sorununu çözeceğinizi ve Antalya ticaret hayatında hangi somut değişimi yaratacağınızı tek bir cümleyle nasıl anlatırsınız?
Güven, liyakat ve çözüm anlayışıyla sektörlerimize, ATSO’ya ve Antalya’ya sahip çıkmak için geliyoruz; dört yılın sonunda üyelerimiz “Sözünü tuttu, ATSO’ya sahip çıktı, işimi kolaylaştırdı, üyelerine ve Antalya’ya değer kattı” desin istiyoruz.





