ATSO Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan adayı Hatice Öz, Ekspres’e verdiği röportajda Antalya iş dünyasının sorunlarına ve “Yeni Nesil ATSO” vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ATSO’nun son yıllarda kent gündemini belirlemek yerine gelişmeleri takip eden bir yapıya dönüştüğünü savunan Öz, üyelerin doğrudan sorunlarına odaklanan, teknoloji ve yapay zekâyı merkeze alan yeni bir yönetim anlayışı ortaya koyduğunu söyledi.

İşte ATSO Başkan Adayı Hatice Öz’ün Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:

1. Projelerinizi ‘Yeni Nesil ATSO’ başlığı altında tanıttınız. Projeler genellikle yapay zeka, dijitalleşme ve teknolojiyi kullanma noktasında şekillendi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Dünya büyük değişimler yaşıyor. Türkiye bunu dışında kalmıyor, Antalya da kalmamalı. Teknoloji artık lüks ya da geleceğe dair bir temenni değil; bugün iş yerini açan KOBİ’nin de, küresel pazara mal satan sanayicinin de hayatta kalma şartıdır. Bakınız, biz lansmanımızda süslü laflar değil, ayağı yere basan vizyoner projeler açıkladık. Üyelerimize tamamen ücretsiz sunacağımız Yapay Zekâ İhracat Asistanı, Yapay Zekâ Destekli Hukuk Danışmanlığı ve İçerik Üretim Platformu gibi çözümler doğrudan işletmelerimizin maliyetini düşürecek, işini büyütecek.

Sunumlarımızda paylaştığımız 'Kodak vs. Fujifilm' örneği tam da bunu anlatıyor: Kodak teknolojiyi zamanında okuyamadığı için yok oldu; Fujifilm ise yetkinliğini yeni çağın dinamikleriyle birleştirdiği için dünya devi haline geldi. Biz Antalya iş dünyasının Kodak refleksine teslim olmasına izin vermeyeceğiz. ATSO, üyelerinin elinden tutup onları dijital çağın kazananı yapmak zorundadır. 'Yeni Nesil ATSO' demek; hantal bürokrasiden sıyrılmış, teknolojiyi üyesinin cebine katma değer olarak koyan dinamik bir akıl merkezi demektir.

2. ATSO Yönetim Kurulu Üyesisiniz. Bugün aday olarak ortaya koyduğunuz değişim söylemiyle mevcut yönetimde üstlendiğiniz sorumluluk arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? "Bugüne kadar neden yapılmadı?" sorusuna cevabınız ne olur?

Yönetim görev yapmış olmak, sahanın dertleri kadar bürokratik mekanizmanın nerede tıkandığını da bana net bir şekilde gösterdi. Şunu çok açık ifade etmeliyim: Mevcut sistemde bir Yönetim Kurulu Üyesi olarak öneriler sunarsınız, mücadele edersiniz ama bağlı olduğunuz hiyerarşik yapı ve bürokratik sınırlar nedeniyle yapabilecekleriniz sınırlı kalır. Köklü değişimler, vizyoner bir liderlik ve başkanlık iradesi gerektirir.

'Bugüne kadar neden yapılmadı?' sorusunun cevabı tam da buradadır: Çünkü odayı sadece rutin evrak onaylayan, aidat toplayan pasif bir idari daire olarak gören anlayış baskındı. Biz ise odayı sahaya indiren, üyesine doğrudan kazandıran interaktif bir güç merkezine dönüştürmek istiyoruz. Ben içeride aksayan çarkları bizzat gördüğüm için, o aksaklıkları düzeltme iradesiyle ve benim vizyonumu paylaşan Turuncu Listeyle beraber başkanlığa aday oldum.

3. Konuşmalarınızda, son yıllarda ATSO'nun kent gündemini belirleyen değil, gelişmeleri takip eden bir kurum haline geldiğini, üyesinden uzaklaştığını ve hantal bir yapıya büründüğünü ifade ettiniz. ATSO'nun kaybettiği etkiyi yeniden kazanması için adımlarınız neler olacak?

ATSO, 140 yılı aşkın köklü tarihiyle Antalya’nın en büyük sivil toplum gücüdür. Ancak son yıllarda ne yazık ki protokollerde yer almaktan ibaret, gelişmeleri ekrandan izleyen pasif bir yapıya dönüştü. Etkiyi yeniden kazanmak için 3 temel adımı atacağız:
Kapısız Oda ve Saha İrtibatı: Üyenin ayağına giden, derdini yerinde dinleyen interaktif bir yönetim kurguluyoruz.
Kamu Koordinasyon Masaları: Sektörlerimizin valilikle, belediyelerle ve bakanlıklarla yaşadığı idari ve mevzuat kaynaklı tıkanıklıkları anında çözecek masaları ilk aydan itibaren kuruyoruz.
Etkin Komite, Aktif Yönetim: Meslek komitelerimizin kararlarını rafta bırakmayacak, onları doğrudan yönetimin karar alma merkezine yerleştireceğiz.

ATSO konuşan değil yapan, izleyen değil kent ekonomisine yön veren lider kurum konumuna yeniden yükselecektir.

4. Türkiye'de yüksek faiz, finansmana erişim zorluğu ve daralan iç piyasa özellikle KOBİ'leri ciddi şekilde zorluyor. ATSO Başkanı olmanız halinde üyelerin finansman sorununu hafifletmek için hangi somut girişimleri yapacaksınız?

KOBİ’lerimizin ve esnafımızın en büyük kanayan yarası finansman ve yüksek maliyetler. Biz ATSO olarak durumu izlemekle yetinmeyeceğiz, finansal köprüler kuracağız:
Gerçekleştireceğimiz “Bankalar Buluşması” ile üyelerimize özel uygun koşullu kredi ve limit kolaylıklarının sağlanması için çalışacağız. Toplu Tedarik (ATİSAP): Kuracağımız Antalya Ticaret Satın Alma Platformu ile üyelerimizin enerji, lojistik ve hammadde alımlarında toplu alım gücünü
işletme maliyetlerini düşüreceğiz.
Kredi - Hibe Danışmanlığı: ATSO, üyelerine uygun kredi ve hibelere başvuru noktasında danışmanlık hizmeti de verecektir.

5. Antalya denildiğinde akla turizm geliyor ancak sanayi, tarım, teknoloji ve ihracat alanlarında beklenen çeşitlenme sağlanamadığı eleştirileri var. Antalya ekonomisinin en büyük yapısal sorunu sizce nedir?

En büyük yapısal sorunumuz; sektörler arasındaki kopukluk ve katma değerli üretim eksikliğidir. Biz domatesimizi kasa kasa satıyoruz, turistimize odayı dolduracak fiyattan hizmet veriyoruz; ama katma değeri yüksek markalara dönüştürmekte zorlanıyoruz.

Çözüm vizyonumuz nettir: Tarımda Antalya Gıda İnovasyon Merkezi ve Organize Tarım Bölgeleri ile işlenmiş markalı ürün ihracatına geçeceğiz. Sanayi ve ticarette ihtisaslaşmış KOBİ OSB kümelenme alanları kurarak ölçek ekonomisi oluşturacağız. Teknolojide ise Softya Digital ile Antalya’dan dünyaya yazılım ihraç edeceğiz. Antalya’yı sadece hizmet satan değil, teknoloji ve yüksek katma değer üreten bütüncül bir ekonomi merkezine dönüştüreceğiz.

6. Antalya’nın lokomotif sektörü turizm olarak değerlendirildiğinde, bir şehrin ana gelir kaynağının sadece yılın 6 ayında aktif olması büyük bir sorun. Bu sorun nasıl çözülmeli. Bu konudaki yaklaşımınız ne?

Turizmi 12 aya yaymanın yolu, yaz sezonunu zorla uzatmaya çalışmak değildir. Kış döneminin kendine özgü dinamiklerini ve iklim avantajımızı bağımsız ürün stratejileriyle yönetmektir. Lansmanını yaptığımız '12 AY ANTALYA' projemiz tam da bunun cevabıdır:
Kış Uçuşları Destek Fonu: Yatak arzından önce erişilebilirliği garantiye alacak kış uçuş anlaşmalarını ve risk paylaşım mekanizmalarını kuracağız.
Alternatif Turizm Pazarları: Avrupa’daki ileri yaş (Best Ager) nüfusa yönelik 21-28 gecelik sağlık ve kültür paketleri, spor kulüplerinin kamp organizasyonları ve MICE (kongre) turizmi ile kış aylarını dolduracağız.
İstihdamı Koruma: 12 ay açık kalan tesislere SGK ve enerji teşvikleri sağlanması için kamu nezdinde öncülük ederek nitelikli personel kaybını engelleyeceğiz.

7. Turizmde rekor ziyaretçi sayıları açıklanmasına rağmen şehir esnafı aynı hareketliliği hissetmediğini söylüyor. Sizce turizm gelirleri neden tabana yayılmıyor? ATSO bu konuda nasıl bir rol üstlenebilir?

Çünkü milyonlarca turist geliyor ama kıyıdaki otel duvarlarının dışına, şehir merkezine inemiyor. Turist otelden çıkmayınca esnafımız, restoranımız, taksicimiz ve hediyelik eşyacımız bu pastadan pay alamıyor.

Biz turizmi şehre indireceğiz:
VISIT ANTALYA ve Şehir Rotaları: Kentin kültür, sanat, gastronomi ve alışveriş noktalarını tek bir dijital platformda toplayıp turisti şehir merkezine yönlendireceğiz.
Kaleiçi ve Şehir İçi Festivaller: Yat Limanı'nda kurulacak sahnelerde düzenleyeceğimiz Tiyatro ve Müzik Festivalleri ile Kaleiçi ve çevresini cıvıl cıvıl bir çekim merkezi yapacağız.
Lisanslı Hediyelik Eşya: Antalya’ya özel tasarlanmış kaliteli hediyelik eşya konseptimizle turistin harcamasını doğrudan yerel esnafımıza aktaracağız.

8. Kentte en çok konuşulan sorunlardan biri yüksek kira ve artan işletme maliyetleri. Özellikle küçük işletmeler ayakta kalmakta zorlanıyor. Bu konuda merkezi hükümete hangi önerileri götürmeyi planlıyorsunuz?

Yüksek kira ve kontrolsüz maliyet artışları küçük esnafımızın belini büküyor. ATSO bünyesinde kuracağımız Kamu Kurumlarıyla Koordinasyon Masaları tam da bu noktada devreye girecektir:
Ticari alanların yetersizliği kira fiyatlarını fırlatıyor. Bu yüzden ihtisaslaşmış yeni nesil KOBİ ve sanayi alanları oluşturarak arsa ve dükkân arzını artıracak, maliyetleri düşüreceğiz.
Kayıt dışı ticaretle mücadele komisyonumuz aracılığıyla haksız rekabeti engelleyip vergisini ödeyen dürüst esnafımızı koruyacağız.

9. Antalya'nın ihracatında tarım hâlâ önemli bir yer tutuyor. Ancak üretici; kuraklık, su sorunu, artan maliyetler ve nitelikli iş gücü sıkıntısıyla karşı karşıya. ATSO bu sorunların çözümünde nasıl daha aktif olabilir?

Tarım Antalya’nın kalbidir ama geleneksel yöntemlerle devam edemeyiz. Antalya Akıllı Tarım Dönüşüm Programı ile seralarımızda GES ve akıllı sulama sistemlerine geçişi başlatacağız; su tüketimini ve enerji maliyetini düşüreceğiz.

Üreticimizin en büyük kanayan yarası olan kalifiye eleman ve ziraat uzmanı eksikliğini ise ATSO Tarım Akademisi ile çözeceğiz. Üniversite ve meslek liseleri iş birliğiyle sahaya doğrudan donanımlı insan kaynağı yetiştireceğiz. Ayrıca Yaş Meyve Sebze İhracat Danışmanlık Merkezi ile fire oranlarını düşürüp ihracatta fiyat istikrarı sağlayacağız.

Antalya Organize Tarım Bölgeleri ile tarımda teknolojik, katma değerli ve planlı dönemi başlatıyoruz. Üretim faaliyetlerini azaltan, verimliliği ve ürün kalitesini artıran tarımsal üretimi hayata geçiriyoruz. Soğuk hava depolarından lojistiğe kadar her imkânın yer aldığı ihtisas bölgeleri kuracağız.

Antalya Hayvancılık ve Gıda Güvenliği Zirvesi’yle üreticimizi, akademisyenimizi, kamu temsilcilerimizi ve sanayicimizi aynı masada buluşturup sürdürülebilir üretimi, hayvan sağlığını ve gıda güvenliğini sektörün ortak aklıyla planlayacağız.

10. Siz sağlık, teknoloji başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir iş insanısınız. Bu deneyiminiz ATSO yönetimine nasıl yansıyacak? Klasik oda başkanlığı anlayışından farklı olarak ne vaat ediyorsunuz?

Ben 30 yılı aşkın süredir ticaretin, üretimin, yatırımın ve istihdamın bizzat içindeyim. 8 farklı şirketi yönetirken dijital dönüşümü, ihracatı, insan kaynağı yönetimini ve risk almayı sahada bizzat tecrübe ettim. Yani ben teoriyi değil, saha pratiğini biliyorum.

Klasik oda başkanı makamında oturur, tebrik kabul eder ve protokollere katılır. Benim vaat ettiğim yönetim anlayışı ise: Makamda oturan değil, üyesiyle birlikte olan; sadece sorun dinleyen değil, yapay zekâlı yazılımlarla, ihracat asistanlarıyla, GES kooperatifleriyle üyeye doğrudan para kazandıran icraatçı bir liderliktir.

11. Kadınların iş dünyasında daha fazla temsil edilmesini savunuyorsunuz. Ancak ATSO seçimlerinde seçmenler kadın aday olmasına değil, yöneticilik kapasitesine bakacaklarını söylüyor. Sizce sizi rakiplerinizden ayıran en güçlü yönetim özelliğiniz nedir?

Seçmenlerimizin bu yaklaşımını son derece haklı ve kıymetli buluyorum. Seçimler bir cinsiyet seçimi değil, vizyon ve icra yeteneği seçimidir.

Beni farklı kılan en güçlü yönetim özelliğim; farklı sektörlerde sıfırdan sistem kurmuş olmanın getirdiği kriz yönetimi çevikliği, detaycı analitik bakış açım ve sonuç odaklılığımdır. Şunu belirtmem gerekir ki kadın titizliğini sanayici ve tüccar disipliniyle birleştiren bu yönetim tarzı, ATSO'ya ihtiyaç duyduğu dinamizmi kazandıracaktır.

12. ATSO seçimleri zaman zaman grup dengeleri ve meslek komiteleri üzerinden şekilleniyor. Siz ise 'ortak akıl' vurgusu yapıyorsunuz. Seçimi kazanmanız halinde sizi desteklemeyen gruplara yaklaşımınız nasıl olacak? Yönetime dahil olacaklar mı?

Seçim sandığı kapanana kadar rekabet vardır; sandık açıldıktan sonra ise sadece Antalya ticaretinin menfaatleri vardır. Biz 'Turuncu Liste' olarak yola çıktık ama kazandığımız gün tüm listenin ve 49 meslek komitesinin tamamının başkanı olacağız.

Bize oy veren ya da vermeyen ayrımı bizim kitabımızda asla yazmaz. Bütün komitelerimizi odanın en aktif organları haline getireceğiz. Sektörün sorununu en iyi bilen komite üyelerimizle, hangi gruptan olursa olsun omuz omuza çalışacağız. ATSO'yu dar bir kadroyla değil, kentin tüm renklerini kucaklayan kapsayıcı bir ortak akılla yöneteceğiz.

13. Antalya'nın uzun yıllardır konuştuğu ama çözülemeyen ulaşım, lojistik, organize sanayi alanlarının genişlemesi, liman kapasitesi ve nitelikli istihdam gibi kronik sorunlarda ATSO'nun daha fazla inisiyatif alması gerektiğine inanıyor musunuz? Bu sorunlar hakkında neler söylersiniz? Bunların arasında ilk önceliğiniz hangisi olur?

Tabi ki inanıyorum! ATSO 'bu bizim görevimiz değil' deyip kenara çekilemez; kent ekonomisini kilitleyen her sorun ATSO’nun birinci gündem maddesidir.

Antalya, yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz havzasının ve bulunduğumuz coğrafyanın en dinamik üretim, ticaret, tarım ve turizm merkezlerinden biridir. Ancak ne yazık ki uzun süredir bu devasa kentin ekonomik vizyonunu ortak akılla ve kadının üretken gücüyle şekillendirmek yerine, pek çok çözümü yalnızca bürokrasiden bekler bir anlayışa sürüklendik.

Elbette devletimizin uzmanlığına, bakanlıklarımızın planlarına ve bürokrasinin birikimine ihtiyacımız var. Fakat şunu asla unutmamalıyız: Sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları, yalnızca protokollere ad yazdıran, törenlerde yer alan hantal yapılar değildir. ATSO gibi 140 yılı aşan köklü kurumlar, sahanın ve piyasanın nabzını karar alıcılara en doğrudan aktaran en güçlü köprü olmak zorundadır.

14. Rakipleriniz de "değişim" vurgusu yapıyor. Seçmen neden değişimi sizinle gerçekleştirebileceğine inanmalı? Sizi diğer adaylardan ayıran en önemli fark nedir?

Değişim sadece bir söylem değil, arkasında durulan projeler ve vizyon işidir. Biz geleneksel vaatleri tekrarlamıyoruz, biz Antalya’nın önümüzdeki 10 yılını planlayan bütüncül proje paketimizi ortaya koyduk.

Ben 30 yılı aşkın süredir ticaretin içindeyim. Sağlık, inşaat, gıda, lojistik, tarım, teknoloji ve sağlık turizmi gibi 8 farklı yenilikçi sektörde faaliyet gösteren şirketler yönetmiş bir iş insanıyım. Bu sayede tek bir sektöre değil, Antalya ekonomisinin birçok alanına hâkimim.

ATSO’nun 144 yıllık tarihinde ilk kadın başkan adayı olarak odaya titizlik, şeffaflık, kapsayıcılık ve sarsılmaz bir çalışma azmi vadediyorum.

15. Son olarak ATSO üyelerine seslenmenizi istesem; neden Hatice Öz? Neden Turuncu Liste?

Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli ATSO üyeleri;

Yıllardır aidat ödediğiniz ama yanınızda göremediğiniz, sorunlarınıza bürokratik dilekçelerden başka cevap veremeyen hantal oda anlayışına son vermek için adayım!

Antalya’nın enerjisi, ışığı ve geleceği turuncudur. Biz gücümüzü kapalı kapı arkası pazarlıklardan değil; Manavgat’taki çiftçiden, Konyaaltı’ndaki otelciden, Kepez’deki sanayiciden ve mahallemizdeki esnaftan alarak Turuncu Listeyle yola çıktık.

Üyesini tanıyan, üyesine kazandıran, dünyayı bilen, ihracatta ön açan ve kentin hakkını her platformda söke söke alan güçlü bir ATSO için; daha fazla kazanç, daha adil temsil ve aydınlık bir gelecek için Oyunuzu Hatice Öz’e ve Turuncu Liste’ye istiyoruz!

Değişime inananlar için, yeniliğin öncüleri için:

ANTALYA’NIN HAKKI GÜÇLÜ ATSO’DUR!

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ