Türk Hava Kurumu Antalya Şubesi ve Antalya Fikir Platformu Başkanı Nazif Eken kurban bayramı öncesinde Türk Hava Kurumu’nun deri toplama faaliyetlerini sonlandırdığını açıklayarak vatandaşlara uyarıda bulundu. Eken, ayrıca Antalya’nın plansız büyümeye devam etmesi durumunda önümüzdeki yıllarda Antalya’nın ‘yaşanmayacak bir şehir’ haline geleceğini söyledi.

Nazif Eken, orman yangınlarıyla mücadeleden THK’nın ekonomik yapısına, kurban derisi toplama faaliyetlerinden optik sektöründeki sorunlara kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Antalya’nın en büyük problemlerinin trafik, çarpık yapılaşma ve plansız büyüme olduğunu söyleyen Eken, ekonomik dalgalanmaların turizm ve tarım sektörünü ciddi şekilde etkilediğini ifade etti.

Türk Hava Kurumu Antalya Şube Başkanı ve iş insanı Nazif Eken, Antalya’nın gündemindeki önemli başlıklara ilişkin Ekspres’e verdiği röportajda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yangınlarla mücadele kapasitesinden THK’nın geçmiş yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntılara, kurban derisi toplama faaliyetlerindeki değişimden optik sektörünün yaşadığı daralmaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Eken, özellikle Antalya’nın kontrolsüz büyümesinin ilerleyen yıllarda daha büyük sorunlara yol açacağı uyarısında bulundu. Antalya’nın sahip olduğu turizm, tarım ve sanayi potansiyeline rağmen ekonomik anlamda istenilen seviyede olmadığını belirten Eken, yüksek enflasyon, düşük seyreden döviz kuru ve bölgesel krizlerin özellikle turizm sektörünü olumsuz etkilediğini söyledi. Şehrin en büyük sorunlarının trafik ve çarpık yapılaşma olduğuna dikkat çeken Eken, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin Antalya’nın geleceği için daha güçlü bir ortak akılla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

İşte Nazif Eken’in Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:


- Türk Hava Kurumu’nun bugün sahip olduğu yangın söndürme kapasitesi ve hava aracı envanteri nedir? Son yıllarda THK’nın yangın söndürme faaliyetlerinde yaşadığı yapısal ve finansal zorluklar var mı?


Türk Hava Kurumu’nun bundan bir süre öncesine kadar 8 adet yangın söndürme uçağı bulunuyordu. Ancak kurum geçmiş dönemlerde ekonomik olarak ciddi bir darboğaza girince bu uçakların bakım giderlerini karşılamakta zorlandı. Bu nedenle bazı uçaklar aktif kullanılamaz hale geldi ve son yıllarda yangın söndürme faaliyetlerinde yeterince yer alamadı. Kurumun ekonomik sıkıntılar yaşadığı doğrudur. Bu süreçte THK, kayyum heyetleri tarafından yönetilmeye başlandı. Kayyum heyetleri özellikle mali disiplin konusunda önemli adımlar attı ve borçları ödenebilir hale getirdi. Şu anda kurumun mali yapısının daha sağlam bir noktaya doğru ilerlediğini söyleyebiliriz.

- Antalya gibi orman yangın riski yüksek bir bölgede, mevcut kapasite sizce yeterli mi?


Özellikle Akdeniz ve Ege bölgeleri, sahip olduğu yoğun orman varlığı ve iklim şartları nedeniyle her zaman orman yangını riskiyle karşı karşıya. Orman Bakanlığı bünyesindeki uçak ve helikopterler elbette önemli bir güç oluşturuyor ancak tek başına yeterli olmuyor. Bu nedenle devlet zaman zaman dışarıdan hizmet alımı yoluyla yangınlarla mücadele kapasitesini artırıyor.

- Kurban derisi toplama faaliyetleri THK için önemli bir gelir kalemi olmaya devam ediyor mu? Son yıllarda bu alanda bir düşüş ya da artış gözlemliyor musunuz?


Kurban derisi toplama işi artık eskisi kadar kazançlı değil. Önceden hem küçükbaş hem büyükbaş hayvan derileri belirli bir ekonomik değere sahipti ve THK bu süreçte hem gönüllülerden hem de belediyeler başta olmak üzere resmi kurumlardan ciddi destek görüyordu. Ancak deri toplama faaliyetinin serbest bırakılmasıyla birlikte farklı yapıların da bu alana girmesi dengeleri değiştirdi. Ayrıca ekonomik şartlar nedeniyle kurban kesim sayılarında da düşüş yaşandı. Tüm bunların sonucunda bu yıl ilk kez deri toplama faaliyeti gerçekleştirmeme kararı aldık.

- Kurban derisi toplama sürecinde karşılaşılan en büyük organizasyonel sorunlar nelerdir? Vatandaşlardan THK adını kullanarak deri toplamak isteyenler oluyor mu?


Deri toplama sürecinin serbest bırakılmasıyla birlikte kontrol zorlaştı. Geçmişte yalnızca belirli kurumlar tarafından yürütülen bu faaliyet bugün çok daha dağınık hale geldi. Bu durum hem organizasyon açısından sorun yaratıyor hem de vatandaşların zaman zaman yanlış yönlendirilmesine neden olabiliyor.

- Gözlük satışlarında ve optik sektöründe durum ne? Alım gücü düşüşü veya maliyet artışları sizi etkiledi mi?


Optik sektöründe son yıllarda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. En büyük sorunlardan biri ihtiyaçtan fazla optisyen mezun edilmesi. Tecrübe kazanmadan sektöre giren genç optisyenler yoğun bir rekabet ortamı oluşturuyor. Bu da piyasada adeta bir “gözlükçü enflasyonu” yaratıyor. Bunun üzerine ekonomik sorunlar, maliyet artışları ve vatandaşın alım gücündeki düşüş de eklenince satışlarımız olumsuz etkileniyor.

- Optik sektörü yaz aylarının gelmesiyle hareketlendi. Özellikle güneş gözlüğü seçerken nelere dikkat edilmeli?


Güneş gözlüğü mutlaka optik mağazalardan alınmalı. Vatandaşlarımız güneş gözlüğünü basit bir aksesuar olarak görmemeli. Gözlükçüler dışında satılan birçok üründe UV koruması yeterli seviyede olmuyor. Bu tür ürünler güneş ışığını kırsalar bile göz sağlığı açısından ciddi zarar verebiliyor.

- Antalya’nın hızlı büyüyen bir şehir olması, hem çevresel hem de lojistik anlamda hangi sorunları beraberinde getiriyor?


Antalya’nın hızlı ve yoğun göç almasıyla birlikte plansız kentleşme ve trafik sorunu her geçen gün büyüyor. Geçmişten bugüne yerel yönetimlerin vizyonsuz politikaları nedeniyle şehirde çarpık yapılaşma oluştu. Trafik artık içinden çıkılamaz bir hale geldi. Ayrıca sahil şeridindeki yoğun yapılaşma nedeniyle vatandaşların denizden yeterince faydalanamadığını düşünüyorum. Otellerin kıyıları adeta kendi özel alanları gibi kullanması da önemli bir problem. Bunun yanında sık sık çıkarılan imar affı ve 2B düzenlemeleri de plansız yapılaşmayı artırıyor.

- Bir iş insanı olarak Antalya ekonomisini bugün nasıl değerlendiriyorsunuz? En güçlü ve en zayıf yönleri neler?


Antalya; turizm, tarım ve gelişen organize sanayi bölgesiyle Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri. Ancak şu anda ekonomik anlamda işler istenildiği gibi gitmiyor. Özellikle turizm sektöründe bu yıl beklentilerin altında bir sezon yaşanabileceği konuşuluyor. Türkiye’nin genel ekonomik sıkıntıları Antalya’yı da doğrudan etkiliyor. Devletin yeni ekonomik politikalar üretirken küçük esnafı ve vatandaşı da gözetmesi gerekiyor.

- Türkiye genelindeki ekonomik dalgalanmalar Antalya gibi turizm ve hizmet ağırlıklı şehirlerde nasıl hissediliyor?


Turizm sektöründe döviz kurunun düşük seyretmesi, yüksek enflasyon ve bölgemizde yaşanan savaş ortamı bu yıl sektörü ciddi şekilde etkileyecek gibi görünüyor. Tarım tarafında da plansız üretim politikaları nedeniyle sıkıntılar yaşanıyor. Üreticiler sürekli popüler ürünlere yöneliyor, bölgesel üretim dengesi korunamıyor. Bu da tarımı olumsuz etkiliyor.

- Döviz kuru ve enflasyonun iş dünyasındaki yatırım kararlarına etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?


→ Döviz kurundaki dalgalanmalar ve yüksek enflasyon iş dünyasında yatırım kararlarını zorlaştırıyor. Özellikle maliyet hesaplarının sürekli değişmesi, işletmelerin uzun vadeli plan yapmasını güçleştiriyor.

- Kamu kurumları, sivil toplum ve iş dünyası arasında Antalya’da yeterli bir iş birliği var mı?


Antalya aslında doğru yönetildiğinde çok kolay gelişebilecek bir şehir. Bu noktada siyasetçilere, bürokratlara, sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere önemli görevler düşüyor. Ancak ne yazık ki üniversitelerimizin kentten kopuk bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Kurumlar arası iş birliği daha güçlü hale getirilmeli.

- Hem STK başkanı, hem de iş insanı kimliğinizle, Antalya için en acil çözülmesi gereken üç temel sorun nedir?


Birinci sırada trafik sorunu geliyor. Özellikle yeni yerleşim alanlarının büyümesiyle birlikte kent merkezindeki yoğunluk artık ciddi bir kaosa dönüşmüş durumda.


İkinci sırada çarpık yapılaşma var. Küçük işletmelerin kaldırımları işgal etmesi ve düzensiz yapılaşma şehir estetiğini bozuyor.


Üçüncü önemli konu ise turizmin şehir ekonomisine yeterince yayılmaması. Antalya milyonlarca turist ağırlıyor ancak esnaf bu hareketlilikten yeterli payı alamıyor. Coğrafi işaretli ürünlerin üretileceği ve satılacağı cazibe merkezleri oluşturulmalı.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ