Son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşması ile güzellik algısı cilt üzerinde okunmaya başladı. Bunun sonucunda insanlar çoğu zaman uzman görüşü olmadan cilt bakım ürünleri, kozmetik ürünler ve hatta tıbbi ürünler kullanarak kendilerini daha güzel göstermeye ve hissetmeye gayret etmeye başladı. Ancak bunun büyük bir hata olduğu, hastalıklar ortaya çıkmaya başlayınca anlaşıldı. Dermatoloji Uzmanı Ayşe Çallıoğlu, sosyal medyadaki “reklam dermatologlarından” yapılan hatalara, uyuz hastalığından, soğuk havalardaki cilt bakımına kadar birçok konuda Ekspres’ten Selim Çelik'e konuştu.

İşte o röportaj:

Özellikle son günlerde havalar oldukça soğuk seyrediyor. Soğuk havanın cilde etkileri neler?
Soğuk hava, düşük nem oranı ve rüzgârın etkisiyle kış aylarında cilt yalnızca nem kaybetmiyor. Aynı zamanda cilt bariyeri ciddi şekilde zayıflıyor, cildin kendini onarma kapasitesi düşüyor ve bu durum cildi çevresel faktörlere karşı çok daha savunmasız hale getiriyor. Ciltte görülen kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve pullanma çoğu zaman sıradan bir nem eksikliği değildir. Bu belirtiler ciltte sessiz ve sinsi şekilde ilerleyen bir inflamasyon sürecinin habercisi olabilir ve zaman içerisinde erken yaşlanma belirtilerini belirgin şekilde artırabilir.

Kış aylarında cilt bakımı konusunda en sık yapılan yanlışlar neler?
Cilt mikrobiyotası, cildin kendini korumasında hayati bir role sahiptir. Kış aylarında sık yapılan sert temizleme işlemleri ve bilinçsizce uygulanan yoğun peelingler bu hassas dengeyi bozabilir. Bunun sonucunda egzama, rozasea ve akne gibi kronik cilt sorunları daha sık ve daha şiddetli şekilde ortaya çıkabilir. Kış aylarında yapılan en büyük hatalardan biri, cildi kalın ve ağır ürünlerle kaplamaya çalışmaktır. Oysa doğru yaklaşım, cilt bariyerini onaran, cildi yatıştıran ve biyolojik dengesini destekleyen içeriklere yönelmektir. Uzun vadede sağlıklı bir cilt için kış bakımının temeli bu anlayış üzerine kurulmalıdır.

Cildimize en çok temas eden ürün kıyafetlerimiz. Yeni alınan kıyafetin direkt olarak kullanılması doğru mu?
Tüketicilerin yeni aldıkları giysi ve diğer tekstil ürünlerini, üzerlerinde birikmiş olabilecek kir, toz ve birçok kimyasal maddeyi uzaklaştırmak amacıyla kullanmadan önce yıkamaları uygun olacaktır. Özellikle alışveriş merkezlerinin deneme kabinlerinde birçok kişi bir kıyafeti deniyor ve sonra o kıyafet tekrar rafa konuluyor. Elbette her denenen kıyafetten hastalık bulaşacak diye bir şey yok. Fakat özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde, temas süresi uzadığında bulaş riski artabilir. Bu nedenle kıyafetlerin yıkanmadan giyilmemesi temel bir önlemdir.

Sosyal medyada paylaşılan cilt bakım önerileri ne kadar güvenilir?
Sosyal medyada paylaşılan cilt bakım önerilerinin büyük bir bölümü bilimsel temelden yoksundur. Cilt bakımı yalnızca kozmetik bir konu değildir; cilt, vücudun en büyük ve en karmaşık organlarından biridir. Yaş, genetik yapı, çevresel faktörler ve cilt hastalıkları birlikte değerlendirilmeden yapılan öneriler güvenilir kabul edilemez. Çünkü dermatolojide genelleme yoktur. Aynı ürün bir kişide hiçbir sorun yaratmazken, başka bir kişide yanık, leke veya ciddi irritasyona yol açabilir. “Sosyal medyada bir kişiye iyi gelen bir ürün, başka bir kişide alerjik reaksiyona ya da tahrişe neden olabilir. Bu yüzden ‘herkese iyi gelen mucize ürün’ gibi söylemler tıbbi açıdan doğru değildir.”

Fenomenler sıklıkla dermatoloji ürünlerini önererek reklamlar yapıyor. Bu ürünlere vatandaşlar nasıl yaklaşmalı?
Fenomenlerin ya da sosyal medyada öneride bulunan kişilerin büyük bir kısmının bilimsel ve tıbbi bir geçmişi yoktur. Cilt, estetik bir yüzey değil; canlı, koruyucu ve karmaşık bir organdır. Bu nedenle ciltle ilgili bakım ve tedavi önerileri bilimsel eğitim almış dermatologlardan alınmalıdır. Bilimden uzak, reklama dayalı öneriler cilt sağlığını ciddi şekilde bozabilir.

Sosyal medya kaynaklı yanlış uygulamalarla size en sık hangi şikâyetlerle başvuruluyor?
En sık karşılaştığımız şikâyetler; geçmeyen kızarıklık, yanma hissi, ani gelişen lekeler, artan akne ve egzama ataklarıdır. Hastaların çoğu “bir şeyler denedim ama cildim bozuldu” diyerek başvurur.

İnternet üzerinden satılan ürünlerin denetimi yeterli mi?
Maalesef hayır. Birçok ürün yeterli klinik testten geçmeden satışa sunulabiliyor. Bu da ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Ciltle ilgili öneriler mutlaka dermatologlardan alınmalı. Bilimsel geçmişi olmayan kişilerin önerileriyle hareket edilmemeli ve genelleme içeren içeriklerden uzak durulmalıdır.

Evde yapılan maske ve peelingler ciltte ne tür kalıcı hasarlara yol açabiliyor?
Hastalar bazen sosyal medyada gördükleri bir tarifle evde hazırladıkları karışımları ya da kaynağı belirsiz ürünleri kullanabiliyor. Bunun sonucunda ciltte lekelenmeler, kimyasal yanıklar, şiddetli tahrişler ve enfeksiyonlarla karşılaşabiliyoruz. Tedavisi aylar sürebilen, hatta iz bırakabilen durumlar oluşabiliyor. Evde yapılan kontrolsüz maske ve peelingler cilt bariyerini bozar. Bu durum kalıcı lekeler, hassasiyet artışı, damar belirginleşmesi ve erken yaşlanma belirtileriyle sonuçlanabilir. Özellikle tekrarlayan uygulamalar cildin kendini onarma kapasitesini azaltır.

Sıkça önerilen limon, karbonat, sirke gibi ürünler cilde zarar verir mi?
Evet. Bu maddeler cilt için uygun olmayan pH ve konsantrasyona sahiptir. Kimyasal yanık, tahriş ve kalıcı renk değişikliklerine neden olabilirler. “Evde bulunuyor” ya da “doğal” olmaları onları güvenli yapmaz. Yanlış doz ve sıklıkta kullanılan asitler; yanık, soyulma, enfeksiyon ve kalıcı leke riskini artırır. Bu ürünler profesyonel değerlendirme olmadan kullanılmamalıdır.

“Doğal” olarak tanıtılan ürünler gerçekten güvenli mi?
Hayır. Doğal olmak güvenli olmak anlamına gelmez. Bir ürünün güvenliğini belirleyen şey, içeriğinin bilimsel olarak test edilmiş olmasıdır. Bitkisel veya doğal içerikler de güçlü alerjenler olabilir. Cilt sağlığı söz konusu olduğunda sosyal medya içerikleriyle hareket etmek yerine mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalı. Cilt tipi doğru analiz edilmeli ve kullanılacak ürünler buna göre belirlenmelidir. Ayrıca ürünler eczane ya da güvenilir satış kanallarından temin edilmeli ki hem içerik hem de saklama koşulları açısından risk oluşmasın.

Cilt tipine bakılmadan yapılan bakım uygulamalarının riskleri nelerdir?
Yanlış ürün seçimi cildin dengesini bozar. Akne artışı, aşırı kuruluk, hassasiyet gelişimi ve uzun vadede cildin yenilenme kapasitesinde azalma görülebilir. Cilt bakımı kişiye özel planlanmalıdır. Bunu da yapacak olanlar o işin uzmanlarıdır.

Uygulamalardan sonra güneşten korunulmalı mı?
Evet. Özellikle güneşten yeterince korunmadan yapılan agresif uygulamalar kalıcı leke ve yanık riskini ciddi şekilde artırır. Bu hasarların tedavisi uzun ve zordur. Şunu da unutmamak gerekir: “UVA” ışınları yılın her döneminde etkilidir ve kış aylarında da cilt yaşlanmasına sessizce katkı sağlar. Bu nedenle hava soğuk olsa bile güneşten korunma alışkanlığının devam ettirilmesi son derece önemlidir.

Gençler trendlerinden nasıl etkileniyor?
Gençler erken yaşta güçlü ve gereksiz ürünlere yönlendiriliyor. Bu durum hem cilt bariyerine zarar veriyor hem de gerçekçi olmayan cilt beklentileri oluşturuyor. Yanlış ürünler mevcut cilt hastalıklarını alevlendirebilir ve tedavi sürecini uzatabilir. Akne ve egzama, sosyal medya önerileriyle değil, dermatolojik değerlendirmeyle yönetilmelidir.

Cilt bakımında “ne kadar çok ürün, o kadar iyi” anlayışı doğru mu?
Hayır. Çok ürün kullanımı cildi yorar ve savunma mekanizmasını zayıflatır. Dermatolojide amaç, cildi desteklemektir; zorlamak değil.

Bir ürünün cilde zarar verdiği nasıl anlaşılır?
Şiddetli yanma, kızarıklık, kaşıntı, soyulma, ağrı ve renk değişikliği mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu belirtiler ortaya çıktığında ürün hemen bırakılmalıdır. “Eğer kızarıklık, çatlama, yanma ya da kaşıntı gibi şikâyetler uzun süre geçmiyorsa, bu durum cildin artık kendi başına baş edemediğini gösterir. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurmak, daha büyük sorunların önüne geçmek açısından son derece önemlidir.”

Son aylarda uyuz vakalarında artış olduğu söyleniyor. Uyuzun belirtileri nelerdir ve korunmak için neler yapılmalı?
Özellikle gece artan kaşıntı, el parmak araları, göbek çevresi, kalça ve göğüs bölgesinde yoğun kaşıntı tipik belirtilerdir. Hastalık genellikle aynı yatağın kullanılması, nevresim, havlu ve giysi paylaşımı gibi yollarla bulaşır. El sıkışmak ya da mağazada kıyafet denemek gibi kısa süreli temaslarla bulaşma olasılığı oldukça düşüktür. Yeni alınan giysiler mutlaka yıkanmalı, kişisel eşyalar paylaşılmamalı. Hijyenin sağlanmadığı ortamlarda uyuzun hızla yayılabileceği unutulmamalıdır. Kısa süreli temasla bulaşmanın düşük ihtimal olduğu ancak tedbirin elden bırakılmaması gerektiği bilinmelidir. Bunun da en net yolu hijyenik olmaktır.

Uyuz tedavisi zorlu bir süreç midir?
Tedavide genellikle permetrin ve sülfür içeren kremler ya da losyonlar kullanılır. Bu ilaçlar mutlaka doktorun belirttiği şekilde ve sürede uygulanmalıdır. Giysiler 60 derece sıcaklıkta yıkanmalı, yıkanamayan giysi ya da eşyalar ise plastik poşet içinde bir hafta bekletilmelidir. Kişisel eşyaların paylaşılmaması da bulaşın önlenmesinde kritik bir rol oynar.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ