Yolda köpek varmı diye sorduğum yaşlı amca, olmadığını, varsa bile bağlı olduğunu söylüyor ve sonra Hidayet'in babası olduğunu ekliyor. Hidayet kim mi? Bilmiyorum tabii ki.
Selam verdiğim kasabalının koşan yalnız bir kadına güven verme ve samimiyetini gösterme çabasının adı Hidayet.
Kanyon kapalı, daha sonra resim yapmaya geleceğim için seviniyorum ve kendime yarın gene koşma sözü veriyorum.
Geri döndüğümde erkenci arkadaşlarla sabah şakalarımızı yapıyoruz. Kim nerede nasıl yattı, kimlerin oda arkadaşı horluyordu, klimanın yerini bulanlar ve bulamayıp üşüyenler kimlerdi, kim benimle sabah kahvesi içerdi...
Hazırlanıp kahvaltıya geldiğimde 'ben geldim' diyorum, herkes benim gelmemden hoşnut, benim de 'ben geldim' diyen herkesten hoşnut olmam gibi. Yeni tanıştıklarımız daha çok ilgimi çekiyor, tanımak istiyorum. Kim, nerede ne yapıyor? Çalışmaları nasıl? Nerede sergi açmış? Hangi şehirlerde yaşamış.
Yeni tanıştıklarımız sanki çok eski dostlarımız. Aynı yollarda yürümüşüz ve yürüdüğümüz yolların benzerliği tanıdık hissi veriyor gibi. Tanıdıklarımızla bir aradayız.
Doğa çok güzel, insanlar çok güzel, çabalar çok güzel.
Malzemeler geliyor daha sonra. Oyuncakları gelmiş çocuklar gibi üşüşüyoruz başına; şu olmuş, şu eksik, renkler sipariş verilenler değil, ne yapalım, başlayalım mı, bekleyelim mi, geç kalmayalım, acele etmeyelim, kim nerede nasıl çalışacak, paletler nerede, tekrar sipariş verelim, bütçeyi aşmayalım, bütçeyi biraz aşalım, tuvaller geldi mi, yenidünya ağacının altını nasıl da ilk gören o olmuş baksen, çay var mı, kahve yok mu, limonata mı içsek, hala eksik malzemeler gelmedi, çalışmak istediğin konuyu seçtin mi, eskizine bakayım...
Pus dağıldı, merakla beklenen güneşin usul sıcaklığı kollarımda dolaşırken topladığım biberiye, gül yaprakları ve limon ağacı çiçekleriyle yaptığım çayımı yudumluyorum.
Eskizimi düşünüyorum, kanyonda çalışacağım için malzemeler tamamlanmadan gitmiyorum ama herkes resim yapmaya başladı, aralarında dolaşıp takılıyorum, fotoğraflar çektiriyoruz ve böyle devam ediyor.
Sanat için bir araya gelenlerin coşkusu hiç bitmiyor, enerjileri hiç tükenmiyor. Yaşı ne olursa olsun hiç kimse yorulmuyor, hiç kimse hasta olmuyor, hiç kimse acıkmıyor. Resim biraz ilerleyince rahatlayanlar acıkmaya ve hafiften kapris yapmaya başlıyor...
Ooo sen zor bitirirsin diye takılmaya gülmeye başlıyor. Ey resim sen nelere kadirsin?
Gizli bir hayran gibi ortaya çıkmanı beklerken nefesimizi tutuyoruz.
Biraz yüzünü gösterince herkes seni görmeye geliyor.
gelinlik kız gibi salınarak sende bizi seyrediyorsun. Sana verilen emekler, senin için biriktirilen yıllar karşımızda.
Seni seviyoruz.
Sanki bu dünyada yaşamıyoruz, sanki bir şekilde geçinmek zorunda değiliz, sanki tansiyon hapları, şeker ilaçları almıyoruz, eşimiz veya annemiz babamız hasta değil, sanki duygusal travmalar yaşamıyoruz, sanki kredi borçlarımız, temizlenecek evlerimiz, yıkanacak çamaşırlarımız, akan çatılarımız yok, bozulan saç maşalarımız yok.
Sanat buluşmaları bu yüzden sanat için önemlidir. Sanatçıların sanat adına buluştuğu, sanatı tartıştığı, sanatı gömdüğü, sanatı yücelttiği, sanatla yatıp, sanatla kalktığı, sanatı sorguladığı, sorunlarını bulup çözümlerini irdelediği ortamlardır. Hele bu ortam Göynük Kanyonu ise değmeyin keyfimize.
'An'ı yaşayarak 'an'ın tadını çıkarıyoruz, 'an'da yaşıyoruz. Daha ne olsun.
Her 'an'ınızın güzel geçmesi dileği ile...