Aksaray’da 16 yaşındaki Mustafa Yağız Edik’in bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Suça sürüklenen çocuk R.M. hakkında “çocuğu kasten öldürme” suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, sanığın olay sonrası arkadaşına gönderdiği mesajlarda cinayeti itiraf ettiği ve kaçmak için “firar evi” aradığına ilişkin ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Olay, 10 Mart’ta saat 04.00 sıralarında Büyük Bölcek Mahallesi Şehit Mehmet Ali Demir Caddesi’nde meydana geldi. Lokantada garsonluk yapan ve aynı zamanda Açık Öğretim Lisesi öğrencisi olan Mustafa Yağız Edik, iddiaya göre halasının kızını rahatsız eden çiğ köfteci çalışanı R.M. ile buluştu. Çıkan tartışmada R.M., Edik’i bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası gözaltına alınan R.M. tutuklandı.

‘TOPLUMSAL ÇÖZÜLME İŞARETİ’
Gençler arasında artan şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirten Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, “Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, tekil olayların çok ötesinde, toplumun genel yapısında giderek derinleşen bir çözülmeye işaret ediyor. Şiddetin artık yalnızca olağanüstü durumlarda değil, gündelik yaşamın içinde de bu kadar görünür, bu kadar kolay başvurulabilir ve bazı çevrelerde neredeyse sıradan bir davranış biçimi haline gelmesi, çocukların ve gençlerin büyüdüğü sosyal ortamın ne kadar kırılganlaştığını açık şekilde ortaya koyuyor. Bu kırılganlık; aile içi iletişimden okul ortamına, dijital dünyadan akran ilişkilerine kadar pek çok alanda kendini hissettiriyor” dedi.

Talay

‘DUYGULARI YÖNETEMEME VE İLETİŞİM EKSİKLİĞİ’
Gençlerin duygusal gelişim süreçlerine de değinen Talay, “Bugün birçok çocuk ve genç, ne yazık ki duygularını tanımayı, ifade etmeyi, öfkesini yönetmeyi ve çatışma durumlarında sağlıklı çözüm yolları üretmeyi öğrenemeden büyüyor. Bu durum, özellikle stres, dışlanma, akran baskısı ya da sosyal medya üzerinden yaşanan çatışmalarla birleştiğinde ciddi bir birikime yol açıyor. Bu birikim zamanla kontrolsüz tepkilere, yanlış yönlendirilmiş öfkeye ve geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olabilecek davranışlara zemin hazırlayabiliyor” diye konuştu.

‘ŞİDDETİN GÖRÜNÜR OLMASI NORMALLEŞMEYİ ARTIRIYOR’
Şiddetin görünürlük kazanmasının normalleşme riskini artırdığına dikkat çeken Talay, “Şiddetin sürekli olarak ekranlarda, sosyal medyada, haberlerde ya da gündelik ilişkilerde tekrar tekrar görünür olduğu bir dünyada büyüyen çocuklar için bu davranış biçimleri zaman içinde ne yazık ki sıradanlaşabiliyor. Normalleşen her davranış ise bir eşik kaybına neden olur. Bu eşik kaybı, ‘bunu yapmak yanlış’ duygusunun zayıflamasına yol açar. Oysa biz biliyoruz ki şiddet hiçbir koşulda bir çözüm yöntemi değildir ve olmamalıdır. Bu nedenle yalnızca bireysel müdahaleler değil, eğitimden aile yapısına, sosyal destek mekanizmalarından medya diline kadar geniş bir alanda koruyucu ve önleyici bir yaklaşım geliştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUKLARI KORUMAK TOPLUMSAL SORUMLULUK’
Toplumsal sorumluluğun önemine de vurgu yaparak açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bir toplumun gücü, yalnızca ekonomik ya da teknolojik gelişmişliğiyle değil, çocuklarını ne kadar koruyabildiğiyle de ölçülür. Okulları sadece fiziksel güvenlik önlemleriyle değil, çocukların kendilerini değerli, güvende ve anlaşılmış hissettikleri bir iklimle güçlendirmek gerekir. Asıl kalıcı koruma, tam da burada başlar.”

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER