Hakkari’de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde görev yapan psikolog Y.D., kurum binasında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaralandı. Olay sonrası saldırgan gözaltına alınırken, yaşanan saldırı sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği ve çalışma koşullarını yeniden gündeme taşıdı.

Olay, Gazi Mahallesi’nde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre kuruma gelen bir kişi, henüz bilinmeyen bir nedenle psikolog Y.D.’ye bıçakla saldırdı. Saldırının ardından güvenlik görevlileri hızla müdahalede bulunarak saldırganı etkisiz hale getirdi ve durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan psikolog Y.D., sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Hakkari Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan saldırgan hakkında soruşturma başlatıldı.

Sosyolog Funda

‘BU OLAY, GÖRÜNMEYEN YÜKÜ YENİDEN ORTAYA ÇIKARDI’
Yaşanan saldırının ardından değerlendirmelerde bulunan Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, “Bir sosyal hizmet çalışanına yönelik gerçekleştirilen bu saldırının ardından içimde uzun zamandır büyüyen bir düşünce yeniden ağırlaştı. Sosyal hizmet alanında çalışan insanların ne kadar zor, yıpratıcı ve hassas koşullar altında görev yaptığı çoğu zaman yeterince görülmüyor, anlaşılmıyor ve fark edilmiyor. Oysa bu alan; insanın en kırılgan hâlleriyle karşı karşıya kalınan, çok yüksek dikkat, sabır, bilgi, etik sorumluluk ve ciddi bir psikolojik dayanıklılık gerektiren son derece özel bir çalışma alanıdır. Yaşanan bu olay da sosyal hizmet çalışanlarının taşıdığı ağır, hassas ve çoğu zaman görünmeyen yükü yeniden hepimizin önüne koymuştur” dedi.

‘EN AĞIR YAŞAM HİKÂYELERİYLE KARŞI KARŞIYA KALIYORLAR’
Sosyal hizmet çalışanlarının toplumun en kırılgan kesimleriyle birebir temas halinde olduğunu belirten Talay, “Sosyal hizmet alanı, toplumun en kırılgan kesimlerinin hayatına doğrudan temas eden bir alandır. Burada çalışan insanlar; yoksullukla, şiddetle, ihmalle, travmayla, bağımlılıkla, afetlerle ve hayatın en ağır hikâyeleriyle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle sosyal hizmetlerde görev yapan herkesin işi; yüksek dikkat, güçlü etik sorumluluk, sağlıklı iletişim becerisi ve güçlü bir insan ilişkisi kapasitesi gerektiriyor. Çünkü burada yapılan en küçük hata bile insanların hayatında çok ciddi sonuçlar doğurabiliyor” diye konuştu.

‘BU ALAN ‘BİR ŞEKİLDE YÜRÜR’ ANLAYIŞIYLA SÜRDÜRÜLEMEZ’
Sosyal hizmet kurumlarında yalnızca psikolog, sosyolog ve sosyal çalışmacıların değil, tüm personelin hassas gruplarla temas ettiğini kaydeden Talay, “Üstelik bu alanın yükünü yalnızca sosyal çalışmacılar, sosyologlar ya da psikologlar taşımıyor. Kurumdaki şoförden büro personeline, saha çalışanından danışma personeline kadar herkes hassas gruplarla temas ediyor, onların yaşamlarına tanıklık ediyor. Sosyal hizmet kurumlarında çalışan her personel aslında toplumun en kırılgan alanlarında görev yapıyor. Tam da bu nedenle sosyal hizmet alanı; liyakatle, eğitimle, mesleki yeterlilikle ve insan odaklı bir anlayışla güçlendirilmelidir. Bu alan, ‘bir şekilde yürür’ anlayışıyla sürdürülebilecek bir alan değildir” ifadelerini kullandı.

‘ÇALIŞANLARIN GÜVENLİĞİ VE PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞI KORUNMALI’
Yanlış görevlendirmelerin ve mesleki yetersizliklerin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Talay, “Yetersiz mesleki donanım, tükenmişlik, ihmalkârlık, yanlış iletişim ya da alana uygun olmayan görevlendirmeler kimi zaman insanların hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaratabiliyor. Bu nedenle sosyal hizmet kurumlarında görev alacak kişilerin; sosyal çalışmacı, sosyolog, psikolog ve ilgili alanlarda eğitim almış, etik sorumluluğu güçlü, kriz yönetimini bilen, sahaya hazır ve donanımlı kişiler arasından özenle seçilmesi gerekiyor. Çünkü bu alan insan hayatına doğrudan temas eden çok hassas bir sorumluluk alanıdır” dedi.

Sosyal hizmet çalışanlarının sürekli travma, şiddet ve ağır yaşam hikâyeleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Talay, “Sürekli travmaya, yoksulluğa, şiddete ve ağır yaşam hikâyelerine temas eden sosyal hizmet çalışanlarının psikolojik güvenliği, çalışma koşulları ve mesleki değeri güçlendirilmeden sağlıklı bir sosyal hizmet sistemi kurulamaz. Sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği, itibarı ve emeği mutlaka korunmalıdır. Çünkü güçlü sosyal hizmet, güçlü toplum demektir” diye konuştu.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER