Uzman Psikolog Anıl Yıldız, modern yaşamın yoğun temposu ve artan baskılarıyla birlikte giderek yaygınlaşan stresin, yalnızca anlık bir ruh hali değil; beyindeki alarm mekanizmalarını harekete geçirerek hormon dengesinden bağışıklık sistemine kadar tüm vücudu etkileyen ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayan çok yönlü bir tehdit olduğunu ifade etti.
Stresin yalnızca zihinsel bir yorgunluk olmadığını belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Modern yaşamın hızının artmasıyla birlikte ‘stresliyim’ ifadesi artık neredeyse bir selamlaşma cümlesine dönüşmüş durumda. İnsanlar gün içinde birbirlerine nasıl olduklarını sorduklarında çoğu zaman bu kelimeyle yanıt veriyor. Ancak stres, sanıldığı gibi yalnızca zihinsel bir yorgunluk ya da geçici bir ruh hali değildir; beynimizden başlayarak tüm vücudumuza yayılan, hücrelerimize kadar etki eden kapsamlı bir fiziksel ve biyolojik süreçtir. Bir uzman gözüyle baktığımızda, stresin vücudumuzda yarattığı bu yoğun etkiyi adeta bir hayatta kalma savaşı olarak tanımlamak mümkündür” dedi.

‘TEHDİT ALGISINDA ALARM VERİR’
Stresin etkilerinin beyindeki amigdala bölgesinin alarm vermesiyle başladığını ifade eden Yıldız, “Beynimizde yer alan amigdala bölgesi, herhangi bir tehdit algıladığında hızlıca alarm verir ve vücudu savunma moduna geçirir. Bu durumda adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları kana pompalanır. Bu hormonlar aslında bizi tehlikelerden korumak için evrimsel olarak geliştirilmiş son derece önemli mekanizmalardır; kalp atış hızını artırır, kasları gerer ve vücudu kaç ya da savaş tepkisine hazır hale getirir. Ancak burada kritik bir fark ortaya çıkıyor. Atalarımız bu enerjiyi fiziksel olarak kullanarak, örneğin bir yırtıcıdan kaçarak ya da tehlikeyle yüzleşerek boşaltıyordu. Günümüz insanı ise çoğu zaman bu stres tepkisini masa başında, bilgisayar karşısında ya da hareketsiz bir şekilde yaşıyor. Kullanılamayan bu yoğun enerji ise vücut içinde birikerek zamanla yıpratıcı etkilere ve çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor” diye konuştu.
‘BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIFLIYOR’
Kronik stresin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine de değinen Yıldız, “Stres kısa süreli olduğunda vücut için koruyucu olabilir ancak uzun süre devam ettiğinde yani kronik hale geldiğinde bağışıklık sistemi üzerinde ciddi baskı oluşturur. Vücut kendini sürekli bir tehdit altında hissettiği için enerjisini savunma yerine hayatta kalmaya yönlendirir ve bu da bağışıklık sisteminin adeta geri plana atılmasına neden olur. Bu yüzden yoğun stres yaşayan bireylerin daha sık hastalandığını, enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ZİHİNSEL PERFORMANS DÜŞÜYOR’
Stresin psikolojik etkilerine de dikkat çeken Yıldız, “Yoğun stres altında çalışan bir zihin, aynı anda açık kalan onlarca internet sekmesi gibi sürekli aktif ve yorgun bir halde olur. Bu durum odaklanmayı ciddi şekilde zorlaştırır, dikkat dağınıklığına yol açar ve kişinin en küçük olaylara bile normalden daha güçlü ve kontrolsüz tepkiler vermesine neden olabilir. Beynin mantıklı düşünme ve karar verme merkezi olan prefrontal korteks bu süreçte yorulur ve işlevini tam anlamıyla yerine getiremez hale gelir. Bu da karar vermeyi zorlaştırır, basit seçimleri bile karmaşık hale getirir. Aynı zamanda uyku düzeni bozulur, kişi gece yeterince dinlenemez ve sabahları yorgun uyanır” dedi.
Stresin dış etkenlerden çok, bireyin olayları algılama biçimiyle ilişkili olduğunu vurgulayan Yıldız, “Unutmamak gerekir ki stres çoğu zaman dış dünyada yaşanan olaylardan ziyade, beynimizin bu olayları nasıl yorumladığıyla ilgilidir. Vücudumuzun verdiği bu tepkiler aslında bize zarar vermek için değil, bizi korumak ve hayatta tutmak için devreye girer. Bu nedenle önemli olan, bu sistemi doğru yönetebilmek ve zaman zaman kendimize durup ‘şu an güvendeyim’ mesajını verebilmeyi öğrenmektir. Bu farkındalık, stresin yıkıcı etkilerini azaltmada önemli bir adım olacaktır” diye konuştu.




