Yeni Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, Konyaaltı’nın Çakırlar-Boğaçayı bölgesinde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk TOKİ projesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Projenin Antalya’nın su kaynakları, tarımsal üretimi ve çevresel güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığını öne süren Gündüz, konut ihtiyacına karşı olmadıklarını ancak yer seçiminin bilimsel ve çevresel kriterlere göre yapılması gerektiğini vurguladı. Gündüz, projeyi “Antalya’nın suyuna ve geleceğine ihanet” olarak nitelendirdi.

“SU KAYNAKLARIMIZ RİSK ALTINDA”
Proje alanının önemli bir içme suyu beslenim bölgesi olduğunu savunan Gündüz, yoğun yapılaşmanın yeraltı sularını ve kentin su güvenliğini tehdit edebileceğini belirtti. İklim değişikliğiyle birlikte su kaynakları üzerindeki baskının arttığına dikkat çeken Gündüz, “Bu bölge, Konyaaltı’nın ve Antalya’nın en hayati içme suyu kaynaklarından biridir. Proje alanı doğrudan karstik içme suyu beslenim bölgesidir. Bu alanda yapılacak yoğun yapılaşma, kirleticilerin hızla su kaynaklarına ulaşmasına neden olabilir ve kentin su geleceğini geri döndürülemez biçimde riske atabilir” ifadelerini kullandı.

TARIM ALANLARI İÇİN UYARI
Projenin yalnızca su kaynaklarını değil, bölgedeki tarımsal üretimi de etkileyebileceğini ileri süren Gündüz, betonlaşmanın verimli tarım alanlarında kayıplara yol açabileceğini savundu. Su kaynaklarının zayıflaması ve tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasının üreticileri ekonomik açıdan zor durumda bırakabileceğini belirten Gündüz, bölgenin doğal ve tarımsal değerlerinin korunması çağrısında bulundu.

TAŞKIN RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ
Çandır Çayı çevresindeki taşkın risklerinin yeterince değerlendirilmediğini öne süren Gündüz, proje alanına ilişkin AFAD raporlarında Q100 ve Q500 taşkın senaryolarının yer aldığını belirtti. Bilimsel taşkın analizleri tamamlanmadan yoğun nüfuslu bir yerleşim oluşturulmasının can ve mal güvenliği açısından risk yaratabileceğini savunan Gündüz, “Bilimsel bir sel analizi olmadan bir dere yatağı havzasına ilçe büyüklüğünde bir nüfus yığmak, yaşanacak olası afetlerde can ve mal güvenliğini tehlikeye atmaktır” dedi.

“YARGI KARARI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”
Projenin çevresel etkilerine ilişkin hukuki sürece de değinen Gündüz, idare mahkemesinin projeye verilen ÇED Olumlu kararını iptal ettiğini hatırlattı. Mahkeme kararında çevresel etkilerin bir bütün olarak değerlendirilmesine ilişkin eksiklikler bulunduğunu savunan Gündüz, hukuki sürecin ve bilimsel değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

“KONUT ÜRETİMİNE KARŞI DEĞİLİZ”
Dar gelirli vatandaşların konut ihtiyacının karşılanmasına karşı olmadıklarını vurgulayan Gündüz, itirazlarının projenin yeri ve çevresel etkileriyle ilgili olduğunu söyledi. Güvenli barınmanın temel bir hak olduğunu belirten Gündüz, “Bizler dar gelirli vatandaşlarımız için toplu konut üretilmesine veya halka barınma imkânı sağlanmasına asla karşı değiliz. Aksine, güvenli ve nitelikli barınma en temel haktır. Ancak halka konut sağlama bahanesiyle bilimin hiçe sayılmasını, doğanın katledilmesini ve vatandaşlarımıza ileride çok daha ağır bedeller ödetecek çevresel zararların görmezden gelinmesini kesinlikle reddediyoruz” diye konuştu.

“SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Projenin çevresel etkilerine ilişkin analizlerin ve bilimsel raporların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini belirten Gündüz, sürecin hem hukuki hem de toplumsal düzeyde takipçisi olacaklarını kaydetti. Siyasi tartışmaların kentin geleceğine ilişkin bilimsel kaygıların önüne geçmemesi gerektiğini ifade eden Gündüz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Konyaaltı kimsenin siyasi rant veya inşaat sahası değildir. Su hakkını, yaşam hakkını ve kamu yararını sonuna kadar savunacağız. Bu kenti rant ve beton lobilerine teslim etmemek için sürecin hem sokakta hem de hukuki olarak en sert şekilde takipçisi olacağız.”

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ