TBMM Plan Ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek olan en düşük emekli aylığı düzenlemesine yönelik Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından açıklama yapıldı. Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada, 1999 yılından bu yana yapılan değişikliklerle birlikte milli gelirden emekli aylıklarına ayrılan payın giderek küçüldüğü ifade edildi. Genel Başkan Ergün Atalay ve Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar imzalı Konfederasyon görüşünün yer aldığı açıklamada, “Bugün gelinen noktada, emekli aylıklarına Hazine tarafından sağlanan desteklerin ortadan kaldırılması halinde, milyonlarca emeklinin aylığının 10 Bin TL'nin dahi altında kalacağı açıkça görülmektedir” denildi.
‘EMEKLİLERİN GEÇİNMESİ MÜMKÜN DEĞİL’
TÜRK-İŞ verilerine göre Ankara'da dört kişilik bir ailenin yalnızca aylık gıda harcaması 30 bin 143 TL'ye ulaştığı belirtilen açıklamada, “Bu tutar yalnızca mutfak masrafını ifade etmekte olup barınma, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer zorunlu giderler bu hesaba dahil değildir. Bu koşullar altında milyonlarca insanın 20 Bin TL ile yaşamını sürdürmesinin beklenmesi gerçekçi değildir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, “Emekli aylıklarına devlet katkısı yapılması belirli bir koruyucu işlev taşımaktadır. Ancak bu uygulama, mevcut haliyle emeklilerin insanca yaşam koşullarını sağlamaktan uzaktır ve tek başına yeterli bir çözüm olarak sunulamaz. Açıkça ifade edilmelidir ki 20 bin TL düzeyindeki bir emekli aylığı ile bugünün ekonomik koşullarında emeklilerin geçinmesi mümkün değildir. Yüksek enflasyonun yol açtığı fiyat artışları, yaşam maliyetlerini olağanüstü ölçüde yükseltmiştir” denildi.

EMEKLİLER İŞ KAZASI NEDENİYLE HAYATLARINI KAYBEDİYOR
Türk-İş, emeklilerin geçim sıkıntısı ile çalışmak zorunda kaldığını ve iş kazaları nedeniyle yaşamlarını kaybettiğini ifade ederken emeklilerin insan onuruna yakışan bir şekilde yaşamaları gerektiğini ifade etti. Gelinen aşamada, bireysel emeklilik sistemi ve benzeri tamamlayıcı emeklilik uygulamalarının, Türkiye’de geniş toplum kesimleri tarafından benimsenmediği, emeklilikte gelir güvencesi sağlamada beklenen işlevi yerine getiremediğinin açıkça ortaya konulduğunu belirten Türk-İş açıklamasında, “Bu nedenle, emeklilik sisteminin bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınması ve güçlendirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu kapsamda, emekli aylıklarının hesaplanmasında esas alınan aylık bağlama oranlarının ve ekonomik büyümeden emeklilere yansıtılan payın günümüz koşullarına uygun biçimde güncellenmesi gerekmektedir” denildi.
‘GELİR ADALETSİZLİĞİ VAR’
Yapılan açıklamada, memur emeklilerinin emekli aylıkları, memurlar için imzalanan toplu sözleşmelerinde belirlenen zam oranlarının esas alınarak artırıldığı ve işçi emeklilerinin aylıklarının ise yalnızca TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarıyla güncellendiği belirtildi. Bu durumun aynı sosyal güvenlik sistemi içerisinde yer alan emekliler arasında açık bir gelir adaletsizliği yarattığı ifade edilirken eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtildi. Açıklamada, “Üstelik yalnızca gerçekleşen enflasyona endeksli artışlar, yüksek hayat pahalılığı koşullarında işçi emeklilerinin yaşadığı reel gelir kaybını telafi etmekte yetersiz kalmaktadır. Bu adaletsiz uygulamaya bir an önce son verilmesi gerekmektedir. İşçi emeklilerinin aylıkları da kamu toplu iş sözleşmesi zam oranları esas alınarak artırılmalı; emekliler arasında statü temelli değil, adalet ve hakkaniyet temelli bir gelir artış sistemi tesis edilmelidir. Bu yönde yapılacak bir düzenleme, emekliler arasındaki gelir uçurumunu azaltacağı gibi sosyal güvenlik sistemine olan güveni de güçlendirecektir” ifadeleri kullanıldı.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ
“Emekli aylıklarına yönelik yapılacak tüm düzenlemelerde prim ödeme gün sayısı ve prim kazancı ile bağlanan emekli aylığı arasındaki ilişkinin korunması temel ilke olarak benimsenmelidir” denilen açıklamada, “En düşük emekli aylıkları insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir düzeye yükseltilirken diğer emekli gruplarının aylıkları da aynı ölçüde, adil ve orantılı biçimde artırılmalıdır. Aksi halde kısa vadeli ve parçalı düzenlemelerin, uzun vadede sosyal güvenlik sistemine ve çalışma hayatına telafisi güç zararlar doğuracağı açıktır” denilerek çözüm önerisinde bulunuldu.





