Antalya Bölge Adliye Mahkemesi önünde, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında Veli-Der Antalya Şubesi tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada çocuk emeği sömürüsüne dikkat çekilerek çocuk işçiliğinin son bulması çağrısı yapıldı. Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, açıklamasında çocuk işçiliğinin çocuk haklarının açık ihlali olduğunu belirterek değerlendirmelerde bulundu.
‘ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ ÇOCUK HAKLARININ İHLALİDİR’
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nün Birleşmiş Milletler tarafından çocuk emeği sömürüsüne dikkat çekmek amacıyla ilan edildiğini hatırlatan Tülin Koç, “12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü, Birleşmiş Milletler tarafından çocuk emeği sömürüsüne dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve çocukların çalışma yaşamından korunmasını sağlamak amacıyla ilan edilmiştir. Ancak aradan geçen yıllara rağmen dünyada ve ülkemizde milyonlarca çocuk eğitim hakkından mahrum bırakılarak emek sömürüsüne maruz kalmaya devam etmektedir. 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde bir kez daha haykırıyoruz: Çocukların çalışmak zorunda bırakıldığı bir düzende ne çocuk haklarından ne de sosyal adaletten söz edilebilir. Çocukların çalışma yaşamına sürüklenmediği, haklarının eksiksiz olarak korunduğu bir toplum talebimizi bir kez daha güçlü biçimde dile getiriyoruz” dedi.

‘SOSYAL ADALETİN OLMADIĞI BİR DÜZENDE ÇOCUK HAKLARINDAN SÖZ EDİLEMEZ’
Çocukların çalışma yaşamına itilmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Koç, “Bugün ülkemizde yüz binlerce çocuk, yoksulluğun, eşitsizliğin ve emek sömürüsünün sonucu olarak eğitimden koparılmakta, atölyelerde, fabrikalarda, tarlalarda, inşaatlarda ve çeşitli iş kollarında çalıştırılmaktadır. Çocuk emeğinin sömürüsü bir istismardır ,suçtur ve münferit bir sorun değil, derinleşen ekonomik krizin ve emek karşıtı politikaların doğrudan sonucudur. Çocuk işçiliği yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda en temel çocuk haklarının ihlalidir. Bir çocuğun okul yerine işyerinde olması, oyun yerine üretim baskısı altında yaşaması, gelişim çağında çalıştırılması; eğitim hakkının, sağlık hakkının, dinlenme ve oyun hakkının, güvenli bir yaşam hakkının ve geleceğini özgürce kurma hakkının elinden alınması demektir” diye konuştu.
‘ÇOCUK EMEĞİNİN SÖMÜRÜSÜ İSTİSMARDIR VE SUÇTUR’
Türkiye’de çocukların yoksulluk ve eşitsizlik nedeniyle eğitimden koparıldığını ifade eden Koç, “Çocuk emeğinin sömürüsü bir istismardır, suçtur. Çocuklar atölyelerde, fabrikalarda, tarlalarda, inşaatlarda ve çeşitli iş kollarında çalıştırılmaktadır. Bu durum derinleşen ekonomik krizin ve emek karşıtı politikaların doğrudan sonucudur” dedi.
Koç, çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil, çok yönlü bir hak ihlali olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir çocuğun okul yerine işyerinde olması, oyun yerine üretim baskısı altında yaşaması; eğitim hakkının, sağlık hakkının, dinlenme ve oyun hakkının, güvenli yaşam hakkının ve geleceğini özgürce kurma hakkının elinden alınması demektir.”
‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİ SİSTEMATİK BİR HAK İHLALİDİR’
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. maddesine dikkat çeken Koç, “Çocuk işçiliği tesadüfen ortaya çıkmamaktadır. Derinleşen yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, sosyal devlet mekanizmalarının yetersizliği ve eğitim sisteminin piyasalaştırılması çocukları çalışma yaşamına itmektedir. Çocukların çalışması bir tercih değil, ailelerin içine sürüklendiği ekonomik çaresizliğin sonucudur. Bu nedenle çocuk işçiliğiyle mücadele, aynı zamanda yoksulluğa, gelir adaletsizliğine ve sömürü düzenine karşı mücadeledir. Bizler biliyoruz ki hiçbir çocuk çalışmak zorunda değildir. Çocukların geleceği sermayenin ucuz işgücü ihtiyacına kurban edilemez. Çocuk işçiliğiyle mücadele, çocuk haklarını savunma mücadelesidir” dedi.

TÜİK VERİLERİ VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ
Koç, TÜİK verilerine de değinerek, “TÜİK’in 2023 verilerine göre 15-17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı 2020’de yüzde 16,4 iken 2023’te yüzde 22,1’e yükselmiştir. Kayıt dışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki çocuklar da dikkate alındığında çalışan çocuk sayısı 4 milyonu bulmaktadır. Öte yandan çocukların mesleki eğitim adı altında erken yaşlarda üretim süreçlerine dahil edilmesi, çocuk emeğinin sömürüsünün normalleştirilmesine yol açmakta, çocuklukları ellerinden alınmaktadır. Eğitim sisteminin temel amacı çocukları ucuz işgücüne dönüştürmek değil; onların özgür düşünen, bilimsel eğitim alan, sosyal ve kültürel olarak gelişen bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
‘ÇOCUKLAR BİLİMLE YETİŞTİRİLMELİDİR’
Mesleki eğitim adı altında çocukların erken yaşta üretime dahil edilmesini eleştiren Koç, “Eğitim sisteminin temel amacı çocukları ucuz işgücüne dönüştürmek değil; özgür düşünen, bilimsel eğitim alan, sosyal ve kültürel olarak gelişen bireyler olarak yetiştirmektir” dedi.
Koç, çocuk iş cinayetlerine de dikkat çekerek, “En acı gerçeklerden biri de çocuk iş cinayetleridir. Çalışmak zorunda bırakılan çocukların işyerlerinde yaşamlarını yitirmesi, yalnızca bir iş güvenliği sorunu değil; çocukların korunma hakkının açık ihlalidir. İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir Okul çağındaki çocukların işyerlerinde ölmesi, herhangi bir gelişmiş toplumda kabul edilemeyecek bir durumdur. Buna rağmen çocuk ölümleri karşısında etkili önlemler alınmamakta, sorumlular hesap vermemektedir. Çocukların ölmediği, sakat kalmadığı, sömürülmediği bir ülke yaratmak devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
‘ÇOCUKLAR İÇİN EŞİT VE GÜVENLİ BİR GELECEK İSTİYORUZ’
Koç açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Her çocuğun ücretsiz, nitelikli, bilimsel ve eşit eğitim hakkı güvence altına alınmalıdır. Çocuk emeği sömürüsüne neden olan yoksulluk ve eşitsizlik politikalarına son verilmelidir. Çocukların eğitimden kopmasına yol açan uygulamalar kaldırılmalıdır. Çocukları üretim süreçlerine dahil eden politikalar çocuk hakları temelinde yeniden değerlendirilmelidir. Denetimler artırılmalı, çocuk emeği sömürüsüne göz yumanlar hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Yoksulluğu derinleştiren değil, emekçileri ve çocukları koruyan sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Tüm kamusal politikalarda çocuğun üstün yararı esas alınmalıdır. Bizler biliyoruz ki çocuklar bir ülkenin geleceği değil, bugünün de eşit haklara sahip bireyleridir. Hiçbir çocuk yoksulluğun, sömürünün ve eşitsizliğin yükünü taşımak zorunda değildir. Bugün çocuk emeği sömürüsüne karşı çıkmak, çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını ve geleceğini savunmaktır.”





