ATSO'nun Kasım ayı meclis toplantısının gündemini 24 Kasım Öğretmenler Günü, ticari ahlak, Antalya'da yapılan B-20 ve G-20 zirveleriyle, kent ve ülke ekonomisine ilişkin konular oluşturdu. Toplantıya ATSO Meclis Başkanı İzzet Bayar, Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, yönetim kurulu ve meclis üyeleri katıldı.
G-20'NİN BAŞKA BİR İLDE YAPILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ
G-20 ve B-20 zirvelerinin Antalya'da başarıyla organize edildiğini aktaran ATSO Başkanı Davut Çetin, bu organizasyondan gurur duyduklarını söyledi. Dünyanın her yerinde Antalya isminin duyulduğunu kaydeden Çetin, "Antalya'nın organizasyon ve güvenlik başarısı böylece en üst düzeyde kanıtlanmıştır. Bu zirve için başka illerin adı da geçiyordu ama Antalya dışında başka yerde yapılması mümkün değildi. Paris katliamı olmasaydı, Antalya'ya ilgi daha fazla olurdu, belki liderleri bir golf oynarken veya Aspendos gibi tarihi bir mekanı ziyaret ederken de görebilirdik. Keşke imkan olsaydı, Aspendos'ta bir konser olsaydı, liderler EXPO alanını görseydi, müthiş bir tanıtım olurdu, ama bu kadarı da büyük bir olaydır" dedi. G-20 ve B-20 gündeminin Türkiye'de gerekli düzeyde konuşulmadığını da söyleyen Çetin, oysa G-20'de küresel ticaret, vergileme, yolsuzlukla mücadele, çevre korunması gibi birçok konuda kararlar alındığını hatırlattı.
ÖĞRETMENİN DURUMU İÇLER ACISI
Eğitim reformunun önemini bir kez daha hatırlatan ve Türkiye'nin en zayıf yönlerinden birinin de eğitim sistemi olduğunu vurgulayan Çetin, bir sendikanın yaptığı ankete göre öğretmenlerin üçte birinin özel ders verdiği, yüzde 21'inin çiftçilik yaptığı, boya badana, tamirat işleri, taksicilik, garsonluk yapanın dahi olduğunu hatırlattı. Çetin, "Anketi tam okuduğunuzda içinizin acımaması mümkün değil. Eğitim sisteminin bitmiş olduğunu biliyorduk, ama bu anket sonucu, tuzu biberi oldu. Konu sadece öğretmenlerimizin sıkıntıları değil. Öğretmene değer vermeyen, iyi öğretmen yetiştirmeyen bir ülkede eğitim de kötü olur" dedi.
ÇARPICI ÖRNEKLER
Cuma hutbelerinde ticaret ahlakının konuşulması gerektiğini aktaran Çetin, "Tuvalete girerken sağ ayak, sol ayak meselesi yerine dürüstlük konuşulmalı. Sakız çiğnemenin oruç bozması kadar, yoksulluğun, yolsuzluğun, adaletsizliğin de oruç bozduğu söylenmeli. Vergi kaçırmanın cuma namazını kaçırmak kadar önemli olduğu anlatılmalı. İslam dininde dedikodu yapmanın insan eti yemek metaforu ile yasaklandığı anlatılmalı. Türkiye'de artık aynaya bakmıyoruz, yaptığımızın farkında değiliz. Değerler kaosu yaşıyoruz. O onu yaparsa ben de bunu yaparım düşüncesi yayıldı. Bunun bir yerden geriye çevrilmesi gerekiyor. Bir Etik Kurul, bize doğruları hatırlatsa bile yeterlidir" diye konuştu. DHA





