Antalya’da yaşanan orman yangınları önleyici tedbirleri yeniden gündeme taşırken, Orman Yangınları Ekolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, yangınlarla mücadelenin hava araçlarından önce riskleri azaltacak planlamalar ve insan odaklı yatırımlarla güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Antalya’da farklı noktalarda çıkan 30’un üzerinde yangından 9’u orman yangını olarak kayıtlara geçti. Kumluca, Kaş ve Manavgat’taki orman yangınları kontrol altına alınırken, Alanya’nın Sapadere mevkiindeki yangına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.

‘YIKICI GÜCÜNE DİKKAT’
Yangınlarla ilgili konuşan Orman Yangınları Ekolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “Her geçen 5 saat ya da yanan 400 hektar orman için 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombasına eş değer enerji açığa çıkar” dedi.

'ÇÖZÜM SADECE UÇAK DEĞİL’
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, büyük orman yangınlarında daha fazla uçak ve helikopterin tek başına çözüm olmadığını belirterek çok büyük ölçekli yangınların mevcut hava gücüyle tamamen söndürülmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Tuncay Neyisci 1

‘YANGIN ÇIKMADAN ÖNLEM ALINMALI’
Yangınlarla ilgili konuşan Orman Yangınları Ekolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “Her geçen 5 saat ya da yanan 400 hektar orman için 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombasına eş değer enerji açığa çıkar. Yangını söndürmek için çalışan herkese Allah kolaylık versin. Bu kadar büyük bir enerjiyle uğraşabilmek kolay değil. Yangın çıkmadan önce önlemler alınmalıdır. Yangın çıktıktan sonra söndürmek çok zordur. Yangının önüne geçmek için çözüm önerileri çok sundum. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü orman yangınları konusunda uzmanların yazmış olduklarına dikkat etsinler, uygulasınlar. Uyguladıkları esnada elbette yangınlar olacaktır ancak bu derece şiddetli olmaz” dedi.

‘YANGIN ENERJİSİNİ TÜKETTİĞİNDE DURUR’
Manavgat ve Marmaris yangınlarını hatırlatan Neyişçi, “Kamuoyunda genellikle ‘daha fazla uçak, daha fazla helikopter’ tartışması yapılıyor. Elbette bunlar önemli ama tek başına çözüm değil. Çok büyük ölçekli yangınlarda, sahip olduğunuz hava aracı sayısı ne olursa olsun, o yangını tamamen söndürmeniz mümkün değildir. Nitekim geçmişte yaşadığımız büyük yangınlarda da gördük; bu tür yangınlar çoğu zaman ancak kendi enerjisini tükettiğinde, yön değiştirdiğinde ya da yanacak materyal kalmadığında yavaşlayarak kontrol altına alınabiliyor” dedi

Article 2037 1782296289801

‘2040 SENESİNE KADAR SENERYO KÖTÜ’
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, önemli olanın verilere göre tedbir alınması olduğuna işaret ederek şu ifadelere yer verdi: “İklim krizi yani küresel ısınma sonucunda orman yangınları hem şiddet olarak hem sayısal olarak artacak gibi bağlantı kuruyoruz. Bu aslına temelden yanlış bir yaklaşım, çünkü iklim değişikliği senaryoları kapsamında sıcaklık 2040 senesine kadar şu kadar artacak iyi senaryo bu kötü senaryo bu şeklinde veriler verildiyse, bize düşen görev ormanlarımızı belirtilen tahminlerden en az etkilenecek şekilde korumak olur. Küresel iklim değişikliği var, orman yangınları artacak demek mühendisçe bir yaklaşım değil, bunun altını çizmek istiyorum. Depremde Anadolu için önemli sorunlardan bir tanesi, nasıl ki depremlerde 7 şiddetinde bir depreme dayanabilecek binalar yapmamız gerekiyorsa, yapılması gereken şey buna benzerdir. Japonya’da 8-9 şiddetinde deprem oluyor ama kimsenin burnu kanamıyor, binaların depreme dayanıklı şekilde yapılmasından dolayı bir sorun olmuyor. Orman yangınlarıyla iklim krizi arasında da böyle bir ilişkiyi tesis etmemiz lazım. Rüzgar şiddeti artacak, sıcaklıklar yükselecek, eğer iklim krizi senaryoları bunu söylüyorsa; bütün orman yangını stratejilerimizi bunun üzerinden almak zorundayız.”

‘ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR YETERSİZ’
Orman yangınlarıyla mücadelede önleyici politikaların yetersizliğine dikkat çeken Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “Maden ocağı, HES, tatil köyü, ikinci konut, enerji ve altyapı projeleri gibi birçok faaliyete orman alanlarının içinde ve bitişiğinde izin veriyorsunuz. Ardından yaz ayları geldiğinde ‘ormanlara giriş yasaktır’ diyerek vatandaşın erişimini kısıtlıyorsunuz. Bu yaklaşım kendi içinde ciddi bir çelişki barındırıyor. Çünkü siz bir taraftan ormanın içine insanı ve yapılaşmayı davet ederken, diğer taraftan bu alanları korumaya çalışıyorsunuz. Eğer bu tür izinler veriliyorsa, o zaman bu faaliyetlerin beraberinde getirdiği yangın riskini de peşinen kabul etmek ve buna göre çok daha sıkı, bağlayıcı ve denetlenebilir önlemler almak zorundasınız” dedi.

25D98Dbe25F7871395Aa1F04F8811D48 9 C Ow

‘İNSANA YÖNELİK YATIRIMI ARTTIRMAMIZ GEREKİYOR’
Doğal afetleri önleme konusunda insana yapılacak yatırımın da önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “İklim değişikliği olsun ya da olmasın, bizim bu yangınları engelleyici tedbirler almamız lazım. Ağaçlardan rüzgar perdeleri yapılır, bu rüzgarın ormanımıza girmesini engellediğiniz zaman, iklim değişse de ormanlarımızı yangınlara karşı korumuş oluruz. İşin özü mühendislikse eğer veriler üzerinden stratejiler, politikalar ve uygulamalar geliştirmek zorundayız. İklim krizine karşı bütün yaşantımızı değiştirmemiz gerekiyor, iklim krizini çözecek olan insanlardır. Yüzde 90’ı insan kaynaklı olan doğal afette yine insan davranışlarını değiştirerek iklim krizi ile mücadele etmemiz gerekiyor, çünkü belirleyici olan biziz. Yangınlarda uçakların, helikopterlerin söndüreceğini söylüyoruz, büyük bir sebebi insan kaynaklı olan bir yangında insanlara yatırım yapmıyoruz. Antalya son günlerde önemli bir karar aldı, ormanlar içerisinde yangınların yoğun görülmeye başladığı zaman devriye hizmetlerini artırdı. Bu insanları caydırıcı bir kavramdır ve insanlara yöneliktir. Küresel iklim değişikliğiyle daha etkin mücadele için, insana yönelik yatırımı artırmamız gerekiyor” diye konuştu.

ANTALYA’DA ORMAN YANGINLARI NASIL ÖNLENİR?
Yangınları önlemek için yapılması gerekenlere vurgu yapan Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “Orman yangınlarını önlemek için; ilk olarak ormanlarımızı özellikle kurutucu rüzgarlara karşı rüzgar perdeleri ile ihata etmemiz, orman içerisine girecek rüzgarın hızını kırmamız gerekiyor. İkincisi orman içindeki ince kuru yanıcı dediğimiz, küçük bir sigara izmaritinin büyük bir yangına neden olabileceği ince yanıcıları yangın mevsiminden önce değişik teknolojilerle ortamdan kaldırmamız gerekiyor. Eğer rüzgar gücü yok ise orman içinde ince yanıcı yok ise orman yangını görülme ihtimali yüzde 80 azalır. Bunlar yapıldıktan sonra helikopter veya uçak etkili olur. İklim değişikliği dediğimiz zaman sadece sıcaklık akla gelmesin, iklim birçok parametrenin ortak adıdır, rüzgar, nem, yanıcı miktarı vb. bunların hepsi yangının çıkmasına etkin olan ögelerdir. Bu durumda çok yönlü tedbirler almamız gerekiyor. Analitik olarak kafa yormamız gerekiyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün değişik kurumlardaki uzman insanları bir araya getirerek sorunun üstüne gitmemiz gerekiyor. Japonya’da deprem sırasında depremden önce ve sonra insanlar ne yapmaları gerektiğini çok iyi bilir, eğitimini almışlardır. Orman yangınları için de aynı şey, öncesinde ya da sonrasında orman içinde yaşayan insanlardan başlayarak, nasıl davranacakları konusunda iyi eğitilmiş ve bilgilendirilmiş olmaları gerekiyor. Bu yangınla birlikte yaşamayı becerebilen, uyumlu toplumların oluşturulması anlamını sağlar. Bu da yangının etkilerinin düşürülmesini sağlayacak etkenlerden bir tanesidir” dedi.

6A69Be053C0E5Aec40136Fe5

‘TURİZM BÖLGELERİNDE RİSK DAHA YÜKSEK’
Özellikle Muğla, Antalya ve Mersin gibi turizm bölgelerinde yangın riskinin daha yüksek olduğunu belirten Neyişçi, “Bu bölgeler hem iklimsel koşullar hem de yoğun insan hareketliliği nedeniyle çok daha riskli. Milyonlarca insanın her yıl ziyaret ettiği bu alanlarda, yol kenarlarında, orman girişlerinde ya da turistik tesislerde yangın riskine karşı güçlü, dikkat çekici ve yaygın bir bilgilendirme çalışması görmüyoruz. Oysa bu kadar yüksek riskli bölgelerde bilinçlendirme çalışmalarının çok daha görünür ve etkili olması gerekir” ifadelerini kullandı. Tarım faaliyetlerinin de yangın riskini artırabildiğini belirten Neyişçi, “Ormanla bitişik tarım alanlarında tercih edilen ürünler de yangının yayılmasını doğrudan etkiliyor. Buğday, arpa, saman gibi kolay tutuşan ürünler yangın için adeta bir yakıt görevi görüyor. Bu nedenle bu bölgelerde alternatif, daha az yanıcı ürünlerin tercih edilmesi konusunda çiftçilere rehberlik edilmesi gerekiyor” dedi.

YANGINLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ İNSAN KAYNAKLI
Geçen yıl çıkan yangınlarda toplam 81 bin 473,46 hektar alan zarar görürken, insan kaynaklı nedenlerle çıkan 1933 yangında 43 bin 577,9 hektar kül oldu. İhmal ve dikkatsizlikten 1331 yangında 17 bin 512,22 hektar, kasıtlı çıkarılan 160 yangında 3 bin 545,62 hektar, kazayla çıkan 442 yangında ise 22 bin 520,06 hektar alan etkilendi. Ülke genelindeki yangınların yüzde 41,28’inin ihmal ve dikkatsizlikten çıktığı belirtildi. Sebebi belirlenemeyen 1012 yangında 37 bin 626,08 hektar, yıldırım düşmesi sonucu çıkan 279 yangında ise 269,48 hektar alan zarar gördü.

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ