Antalya’nın Kaş ilçesindeki Kınık Mahallesi’nde, Eşen Çayı’nın kıyısında iki tepe üzerine kurulan Xanthos Antik Kenti, Likya uygarlığının siyasi ve kültürel geçmişine ışık tutan en önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Savaşlar, yangınlar ve istilalarla defalarca yıkılan kent, günümüze ulaşan anıt mezarları, tiyatrosu, agorası ve surlarıyla ziyaretçilerine binlerce yıllık bir tarih sunuyor.
Kaş ilçe merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Xanthos, Antik Çağ’da Likya’nın en önemli idari merkezlerinden biri olarak biliniyor. Likya dilindeki kitabelerde “Arnna” adıyla anılan kent, Eşen Ovası’na hâkim iki tepe üzerine kurulmuş durumda. Xanthos’un tarihi kalıntıları, Likya döneminden Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanan farklı medeniyetlerin izlerini bir arada taşıyor.

TARİHİ M.Ö. 8’İNCİ YÜZYILA UZANIYOR
Kentteki arkeolojik buluntular yerleşimin en az M.Ö. 8’inci yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyarken, Xanthos’un kuruluşuna ilişkin daha eski dönemlere dair farklı görüşler de bulunuyor. Homeros’un anlatılarında ise Likya liderleri Sarpedon ve Glaukos’un Troya Savaşı’na katıldığı ve Xanthos yöresinden geldikleri aktarılıyor.
Xanthos, M.Ö. 6’ncı yüzyılda Pers komutanı Harpagos’un saldırısıyla tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşadı. Tarihçi Herodotos’un aktardığına göre Xanthoslular, Pers ordusuna karşı uzun süre direndi. Kentin düşeceğinin anlaşılması üzerine ise ailelerini ve mallarını yok ederek sonuna kadar savaşmayı tercih etti. Bu olay, Xanthos’un tarih boyunca özgürlük ve direnişle özdeşleşen kentlerden biri olarak anılmasına neden oldu.

BÜYÜK İSKENDER’DEN ROMA DÖNEMİNE
Pers egemenliğinin ardından Xanthos, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesiyle yeni bir döneme girdi. İskender’in ölümünden sonra kent, Ptolemaiosların ve ardından Suriye Kralı III. Antiokhos’un egemenliği altında kaldı.
M.Ö. 2’nci yüzyılda Likya Birliği’nin önemli merkezlerinden biri haline gelen Xanthos, siyasi önemini uzun süre korudu. Ancak kent M.Ö. 42 yılında Roma döneminde yeniden büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Brutus’un saldırısı sırasında ağır hasar gören Xanthos, daha sonra Marcus Antonius döneminde yeniden imar edildi. İmparator Vespasianus döneminde ise kentte kapsamlı yapılaşma faaliyetleri gerçekleştirildi. Roma döneminden günümüze ulaşan tiyatro, agora, sütunlu cadde ve çeşitli mimari kalıntılar, Xanthos’un bu dönemdeki gelişmiş kent yapısını gözler önüne seriyor.
İKİ AKROPOL ARASINDA TARİHE YOLCULUK
Xanthos’un en dikkat çekici özelliklerinden biri, kentin iki ayrı akropol çevresinde şekillenmiş olması. Eşen Çayı’na yakın konumda bulunan Likya Akropolü ile daha yüksek ve geniş alana yayılan Roma Akropolü, farklı dönemlere ait sur ve yapı kalıntılarını barındırıyor.

Likya Akropolü’nün kuzeyinde Roma dönemine ait tiyatro bulunuyor. Tiyatronun batısındaki alanda ise kentin en dikkat çekici mezar anıtları yer alıyor. Bunlar arasında Harpy Anıtı, Likya lahitleri ve Xanthoslu bir yönetici olan Kherei adına dikilen anıt mezar bulunuyor.
Kherei Anıtı'nın üzerinde Likçe ve Grekçe yazıtların yer alması, antik kentin dili ve siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyor. Anıtın üzerindeki yazıt, günümüze ulaşan en uzun Likçe yazıtlardan biri olarak kabul ediliyor.
ESERLERİN BİR BÖLÜMÜ BRİTİSH MUSEUM’DA
Xanthos’un tarihindeki en dikkat çekici başlıklardan biri de 19’uncu yüzyılda kentte yapılan araştırmalar sırasında çok sayıda eserin İngiltere’ye götürülmesi oldu. İngiliz araştırmacı Charles Fellows’un 1838’de gerçekleştirdiği çalışmaların ardından Nereid Anıtı, Harpy Anıtı ve Aslanlı Mezar gibi önemli eserlerin parçaları İngiltere’ye taşındı. Bugün bu eserlerin önemli bir bölümü Londra’daki British Museum’da sergileniyor. Antik kentin bulunduğu alanda ise anıtların kaideleri ve çeşitli mimari kalıntıları görülebiliyor.
ROMA VE BİZANS İZLERİ BİR ARADA
Xanthos yalnızca Likya dönemine ait eserleriyle değil, Roma ve Bizans dönemlerinden kalan yapılarıyla da dikkat çekiyor. Roma agorası, sütunlu cadde, tiyatro ve surların yanı sıra Bizans dönemine ait bazilika ve diğer dini yapılar kentteki uzun süreli yerleşimin izlerini taşıyor. Yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki surlar, kentin savunma sisteminin büyüklüğü hakkında fikir verirken, farklı dönemlerde yapılan eklemeler Xanthos’un geçirdiği dönüşümü ortaya koyuyor.

UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NDE
Xanthos, sahip olduğu özgün Likya kültürü ve arkeolojik değerleri nedeniyle komşusu Letoon Antik Kenti ile birlikte 1988 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. İki antik merkez arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik mesafe, bölgenin Likya uygarlığı açısından taşıdığı bütünlüğü de ortaya koyuyor.
Günümüzde Xanthos’ta sürdürülen arkeolojik çalışmalar, antik kentin geçmişine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkarılmasına katkı sağlıyor. Kentteki araştırmaların 20’nci yüzyılın ortalarında yeniden başlamasının ardından çalışmalar farklı ekipler tarafından sürdürüldü; 2011 yılından bu yana kazılar Prof. Dr. Burhan Varkıvanç başkanlığında yürütülüyor. Kaş’ın Kınık Mahallesi’nde Eşen Ovası’na hâkim konumuyla ziyaretçilerini karşılayan Xanthos, yalnızca ayakta kalan taş yapılardan oluşan bir ören yeri değil; Likya’dan Roma’ya, Bizans’tan modern arkeoloji çalışmalarına kadar uzanan çok katmanlı bir tarih alanı olarak varlığını sürdürüyor.





