ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Ocak ayı enflasyon verilerini değerlendirdi. Hacısüleyman, “Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 4,84 oranında artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,65 seviyesine gerilemiştir. Yılın ilk ayında özellikle sağlık, eğitim ve sigorta-finansal hizmetler gruplarında gerçekleşen yüksek oranlı fiyat artışları, aylık enflasyonun temel belirleyicisi olmuştur. Diğer taraftan üretici fiyatlarındaki yüzde 2,67'lik artış, maliyet yönlü baskıların 2026 yılına da taşındığını göstermektedir" dedi. Son 1 yılda enflasyonda kaydedilen düşüşün önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, “2025 yılında yıllık enflasyonu uzun bir aradan sonra yeniden yüzde 30'lu seviyelerde gördük. Yüzde 44'lerden gelen bir enflasyon sürecinde yaklaşık 13,5 puanlık bir gerileme söz konusu. Ocak ayında yıllık enflasyondaki düşüş eğilimi korunmakla birlikte, fiyat artışlarının yapısı ve finansman koşulları, ekonomi politikalarında dengeli ve temkinli bir yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koymuştur" diye konuştu.
TÜFE VE Yİ-ÜFE GELİŞMELERİ
Ocak ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) bir önceki aya göre yüzde 4,84 arttığını hatırlatan Hacısüleyman, yıllık enflasyonun yüzde 30,65 olarak gerçekleştiğini, 12 aylık ortalamalara göre artış oranının ise yüzde 33,98 düzeyinde olduğunu ifade etti. Yıllık enflasyondaki gerilemeye karşın, yılın ilk ayında aylık artışın yüksek seyretmesinin fiyatlama davranışlarında katılığın tamamen kırılmadığına işaret ettiğini söyledi. Yurt içi üretici fiyat endeksinin (Yİ-ÜFE) ocak ayında yüzde 2,67 arttığını, yıllık bazda ise yüzde 27,17 oranında yükseldiğini belirten Hacısüleyman, bu oranın 2025 yılı ortalamasının bir miktar üzerinde seyrettiğini kaydetti. Bu görünümün, reel sektör genelinde maliyet artışlarının sürdüğünü ve bu baskının tüketici fiyatlarına yansımaya devam ettiğini gösterdiğini dile getirdi.
Üretici fiyatlarında ocak ayında gözlenen artışın maliyet baskılarının yeni yılda da devam ettiğine işaret ettiğini vurgulayan Hacısüleyman, sanayi sektörleri itibarıyla yıllık bazda en yüksek artışın yüzde 37,21 ile su temininde gerçekleştiğini, madencilikte yüzde 32,97, imalatta yüzde 27,10 ve elektrik-gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 25,94 oranlarında artış kaydedildiğini söyledi. Ana sanayi grupları bazında ise dayanıksız tüketim mallarında yüzde 30,44, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,07, sermaye mallarında yüzde 29,24, ara mallarında yüzde 25,69 ve enerjide yüzde 22,14 oranında yıllık artış görüldüğünü belirten Hacısüleyman, bu tablonun üretici enflasyonunun yalnızca enerji kaynaklı olmadığını, sanayi geneline yayılan bir maliyet artışıyla şekillendiğini ortaya koyduğunu ifade etti.
OCAK AYININ BELİRLEYİCİ GRUPLARI
Ana harcama grupları itibarıyla ocak ayında en yüksek artışın yüzde 14,85 ile sağlık grubunda kaydedildiğini belirten Hacısüleyman, bunu yüzde 10,82 ile sigorta ve finansal hizmetler ile yüzde 6,61 ile eğitim hizmetleri gruplarının izlediğini söyledi. Yılın başında yapılan yeniden değerlemeler, fiyat ayarlamaları ve hizmet bedellerindeki güncellemelerin bu kalemlerdeki artışları daha görünür hale getirdiğini dile getirdi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 6,59'luk artış yaşandığını, ulaştırmada yüzde 5,29 ve lokanta-konaklama hizmetlerinde yüzde 5,86 oranında yükseliş kaydedildiğini ifade eden Hacısüleyman, buna karşılık giyim ve ayakkabı grubunda yüzde 4,66'lık düşüşün mevsimsel etkilerle sınırlı bir dengeleme unsuru olarak öne çıktığını belirtti. Ocak ayında endekste yer alan 174 alt sınıfın 157'sinde fiyat artışı gerçekleştiğini, yalnızca 14 alt sınıfta düşüş görüldüğünü söyleyen Hacısüleyman, bu dağılımın yılın ilk ayında fiyat artışlarının oldukça yaygın bir görünüm sergilediğini teyit ettiğini kaydetti.
YILLIK ENFLASYONDA EĞİTİM VE KONUT ÖNE ÇIKTI
Yıllık bazda en yüksek fiyat artışının yüzde 64,70 ile eğitim hizmetleri grubunda gerçekleştiğini belirten Hacısüleyman, eğitim grubunu yüzde 45,36 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ile yüzde 33,31 ile lokanta ve oteller gruplarının takip ettiğini söyledi. Gıda grubunda yıllık enflasyonun yüzde 31,69, ulaştırmada yüzde 29,39, sağlıkta ise yüzde 21,63 olarak gerçekleştiğini ifade etti.
FAİZ POLİTİKASI VURGUSU
Ocak ayı enflasyon verilerinin, 2026 yılına girerken fiyat ayarlamalarının ağırlıklı olarak hizmet gruplarında yoğunlaştığını ortaya koyduğunu dile getiren Hacısüleyman, sağlık, eğitim ve finansal hizmetlerdeki sert artışların enflasyonun yalnızca mal fiyatları üzerinden değil, hizmet maliyetleri üzerinden de beslendiğini gösterdiğini söyledi.
Enflasyon-faiz ilişkisinin ekonomi politikalarının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Hacısüleyman, “Faiz oranlarının doğrudan enflasyona bağlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Enflasyonu ne kadar kalıcı biçimde düşürebilirsek, politika faizlerinde de o ölçüde aşağı yönlü bir alan oluşur. Bu çerçevede politika faizinin halen enflasyonun bir miktar üzerinde seyretmesi, dezenflasyon sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından önemli bir denge unsurudurö ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ocak ayında 100 baz puanlık faiz indirimiyle politika faizini yüzde 37 seviyesine çekmesinin bu dengeyi gözeten temkinli bir adım olduğuna işaret eden Hacısüleyman, aylık enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde para politikasında ihtiyatlı duruşun önemini koruduğunu söyledi.
Faiz indirimi sürecine rağmen reel sektörün finansmana erişimde halen zorlandığını vurgulayan Hacısüleyman, mevduat faizlerinin yüksek seyrinin kredi faizlerini yukarı çektiğine dikkat çekti. Bu durumun işletmelerin yatırım ve üretim kararlarını sınırlayan bir unsur olmaya devam ettiğini belirten Hacısüleyman, artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve üretim kalitesini artırma ihtiyacının reel sektör açısından önümüzdeki dönemde de belirleyici başlıklar arasında yer alacağını sözlerine ekledi.





