17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem, yaklaşık 45 saniye sürerek başta Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce olmak üzere geniş bir bölgede ağır yıkıma neden oldu. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini ve yapı güvenliğinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, depremlerin doğal bir olay olduğunu belirterek asıl tehlikenin dayanıksız yapılar ve yetersiz denetim olduğunu söyledi.

Yüksel Karaman 2

‘DEPREMİ DEĞİL, ÇÜRÜK BİNALARI ÖNEMSEMELİYİZ’
Gölcük Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçtiğini hatırlatan Karaman, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirterek, “Gölcük depreminin üzerinden tam 27 yıl geçti. Ülkemizde her gün bir bölgede mutlaka bir deprem oluyor ve olmaya devam edecek. Depremler doğanın bir gerçeği. Bizler depremleri hayatımızdan çıkaramayız. Bu yüzden depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Deprem korkulacak bir olay değil, doğal bir süreçtir. Asıl endişe etmemiz gereken, depreme dayanıklı olmayan, sağlam olmayan yapılar ve binalardır” dedi.

Depremin değil, dayanıksız yapıların can kaybına yol açtığını vurgulayan Karaman, “Deprem kendisi doğanın kaçınılmaz bir hareketi. Asıl can kayıplarına ve hasarlara sebep olan, sağlam yapılmamış, deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmemiş binalardır. Depremi değil, o binaların yıkılması ve çökmesi öldürür insanları” diye konuştu.

17 Ağustos (1)

‘ZEMİN ETÜTLERİ BİR BİNANIN AYAKLARI GİBİDİR’
Yapı güvenliğinde zemin etütlerinin kritik öneme sahip olduğunu belirten Karaman, “Yapı güvenliği öncelikli olmalı, sağlam bina ve doğru zemin etütleri şarttır. Zemin etütleri, bir binanın ayakları gibidir. Bu adım atlanırsa, en modern yapı bile felakete dönüşebilir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin deprem kuşağında bulunduğuna dikkat çeken Karaman, özellikle Akdeniz bölgesindeki fayların sürekli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Karaman, “Ülkemizin hemen her bölgesi deprem riski taşımakta. Ancak özellikle Akdeniz deprem kuşağındaki faylar sürekli gözlemlenmeli, takip edilmeli ve riskler zamanında tespit edilmelidir. Riskleri önlemek için sürekli ve disiplinli bir sismik gözlem şarttır” dedi.

‘KAMUDA JEOFİZİK MÜHENDİSİ İSTİHDAMI ARTIRILMALI’
Antalya’daki belediyelerde jeofizik mühendisi istihdamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karaman, nüfusu yoğun ve artan ilçelerde uzman personel eksikliğine dikkat çekti. Karaman, “Nüfusun yoğun olduğu ya da nüfusu artan ilçelerimizde, Muratpaşa, Kepez, Aksu, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca, Elmalı, Kemer, Finike, Döşemealtı, Kaş, Akseki, Manavgat, Gündoğmuş, İbradı ve Demre belediyelerinde jeofizik mühendisi çalışmadığını biliyor muydunuz?” dedi.

Depreme dayanıklı yapıların oluşturulması için jeoloji ve jeofizik etütlerinin yapılmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Karaman, “Oysa depreme karşı direnecek tüm binalar için jeoloji ve jeofizik etütleri yapılmaktadır. Sorun şu ki kamu tarafında bu çalışmaları denetleyecek jeofizik mühendisi istihdamı olmadığı sürece bu etütlere ne kadar güvenebiliriz?” ifadelerini kullandı.

17 Ağustos (1)-1

‘DENETİM UZMANI TARAFINDAN YAPILMALI’
Denetimin deprem güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Karaman, “Kontrol, güvence ve denetim; belediyelerde, kamu kurumlarında ve yapı denetimlerinde denetleyen mühendislerin olmasıyla sağlanmalı. İşin uzmanı tarafından bilimsel anlamda denetim yapılması gerekiyor. Uzmanlık alanı dışında yapılan denetim eksik, yetersiz ve suç teşkil eder” diye konuştu.

Zeminlerin yapıların güvenliği açısından taşıyıcı bir unsur olduğunu belirten Karaman, “Zeminler binaları yerde tutan taşıyıcılardır. Siz zemini ne kadar güzel etüt ederseniz binalar o kadar sağlıklı ve güvende kalır. Deprem öncesi risk azaltılıp önlemler alınırsa insanlar korunur. Olmazsa hep yara sararız” dedi.

‘KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÖNCELİK RİSKLİ ALANLARA VERİLMELİ’
Kentsel dönüşüm çalışmalarında önceliğin depremden ağır etkilenebilecek bölgelere verilmesi gerektiğini belirten Karaman, özellikle sıvılaşma riski bulunan zeminlere dikkat çekti. Karaman, “Kentsel dönüşümlerde öncelik depremden ağır etkilenecek yerlere verilmesi gerekir. Sıvılaşma içeren alüvyon zeminler, yeraltı suyunun yakın olduğu yerler dikkate alınmalı. Buna göre planlama yapılmalı ve kamu yararı ön planda tutulmalı. Durumu yeterli olmayan insanlara da devlet yardımcı olmalı. Depremin afet kısmı herkesi ilgilendirir” ifadelerini kullandı.

Karaman, kentleşme ve yapılaşma süreçlerinde bilimsel kriterlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Kentler ne ranta ne de bilimin ihmaline gelir. İnsan yaşamı tehlikeye atılamaz. Uygulama eksik olursa sonumuz afet olur” dedi.

‘HAZIRLIKLI OLMAK HAYAT KURTARIR’
Depreme karşı alınacak önlemlerin afet yaşanmadan önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Karaman, “Türkiye, jeolojik yapısı itibarıyla doğal olarak deprem riski yüksek bir ülkedir. Bu gerçeği kabul etmek zorundayız. Depremle yaşamayı öğrenmeli, gerekli önlemleri almalıyız. Yapılarımız sağlam olmazsa can kayıplarını önlemek mümkün değildir” diye konuştu.

Karaman, son olarak belediyelere ve yerel yöneticilere çağrıda bulunarak, “Yurttaşlarımızın afetlere karşı yaşam hakkının korunmasındaki en fazla sorumluluk belediye başkanlarımızındır. İlgili belediye başkanlarımızdan bu konuda olumlu adımlar atılması ve hassasiyetle yaklaşım bekliyoruz” dedi.

17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Karaman, “Böyle bir depremi bir daha göstermesin” temennisinde bulundu.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER