Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Yüksel Karaman, güvenli kentlerin oluşturulmasında bilimsel zemin etütlerinin önemine dikkat çekerek, jeofizik çalışmaların yapılaşma öncesinde yapılması gerektiğini vurguladı. Karaman, “Dirençli kentlerin oluşumu zeminden başlar” dedi.

Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Yüksel Karaman, kent planlaması ve inşaat çalışmalarında zemin özelliklerinin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi. Jeofizik etütlerin hem ekonomik kayıpların önüne geçilmesi hem de güvenli yapılaşmanın sağlanması açısından önemli olduğunu belirten Karaman, “Bir kenti planlarken ya da inşaat yapılacak alanlarda zeminin daha kolay ve ekonomik şekilde etüt edilmesi gerekir. Bu tür çalışmalar sismik kırılma, MASW ve mikrotremor uygulamalarıyla mümkündür” diye konuştu.

‘ZEMİNİN DAVRANIŞI ORTAYA KONULUYOR’
Jeofizik yöntemlerle zeminin birçok özelliğinin belirlenebildiğini ifade eden Karaman, “Bir sahadaki periyot, sıvılaşma, deprem büyütmesi, Vs değeri, karakteristik taşıma yükü, elastik ve kayma modülleri ile yatak katsayısı gibi parametreler, zeminin doğal ortamında ölçülerek sismik verilerle ortaya konulabilir” dedi.

864307606 10238998658018450 3338423057411858391 N

Özellikle su seviyesinin yüksek olduğu ve yumuşak zeminlerin bulunduğu alanlarda sismik çalışmaların önem taşıdığını belirten Karaman, “Sulu zeminlerde risklerin belirlenmesi, zemin sınıfının ortaya çıkarılması ve deprem sırasında zeminin nasıl davranacağının anlaşılması için sismik çalışmalar yapılmalıdır. Sert ve orta sertlikteki zeminlerde de Vs değeri kullanılarak zemin sınıfı belirlenebilir” ifadelerini kullandı.

‘HEYELAN VE SIVILAŞMA RİSKLERİ BELİRLENEBİLİR’
Jeofizik etütlerin farklı zemin risklerinin tespit edilmesinde de kullanıldığını kaydeden Karaman, “Sıvılaşma riski bulunan alanların sınırları ve derinlikleri sismik çalışmalarla belirlenebilir. Deniz kıyılarında, sahillerde, dere ve göl yataklarında zemin davranışının ortaya konulması bu çalışmalarla mümkündür” diye konuştu.

Heyelan ve kayma riski taşıyan yamaçlarda yapılacak incelemelerin önemine değinen Karaman, “Kayma olan yamaçlarda geometrik kesit ve kayma düzlemi çıkarılabilir, su seviyesi belirlenebilir. Zemindeki karstik boşluklar da uygun jeofizik yöntemlerle tespit edilebilir. Ayrıca zeminlerdeki eğim farklılıkları ve yanal süreksizlikler kesitler halinde ortaya konulabilir” dedi.

‘GÜVENLİ YAPILAŞMA ZEMİN ARAŞTIRMALARIYLA BAŞLAR’
Jeofizik çalışmaların yalnızca yeni yapıların inşasında değil, mevcut binaların değerlendirilmesinde ve yerleşim alanlarının seçiminde de önemli olduğunu vurgulayan Karaman, “Var olan binalarda yer-yapı ilişkisini ortaya koymak ve sağlıklı kentler için doğru yerleşim alanlarını belirlemek açısından bu çalışmalar gereklidir. Ölçülen periyot değerleriyle zemin ve yapı arasında rezonans olup olmadığı da değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

Deprem öncesinde güvenli yapıların oluşturulması için bilimsel araştırmaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Karaman, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tür çalışmaların amacı, deprem öncesinde insanların güvenli yapılarda yaşamasını sağlamaktır. Dirençli kentlerin oluşumu zeminden başlar. Tüm çalışmaların jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği disiplinleriyle bütüncül bir şekilde yürütülmesi gerekir. Önlemler varsa risk düşer, ihmal varsa afet olur.”

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA