ANTALYA Barosu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ve milli egemenliğin tescilinin 106’ncı yıl dönümünde zehir zemberek bir açıklama yayımladı. Cumhuriyet'in kurucu felsefesinin çocuklara verdiği değere vurgu yapılan açıklamada, günümüzde çocuk haklarının hem küresel hem de yerel ölçekte büyük bir tehdit altında olduğu belirtildi.

23 Nisan 1920’nin tarihi önemine değinilen Baro'nun açıklamasında "23 Nisan 1920, sadece bir siyasi rejim değişikliğini değil; aynı zamanda ülkenin ve toplumun geleceğini, yarının büyükleri çocukların haklarına ve onuruna emanet eden evrensel bir öngörünün başlangıcını ifade etmektedir" denilirken bu evrensel öngörünün günümüz gerçekleriyle örtüşmediği belirtilerek, "Çocuk haklarının kağıt üzerinde kalması ile hayatın gerçeği haline gelmesi arasında ne denli büyük bir uçurumun kıyısında bulunduğumuzu hatırlatmayı hukuki ve vicdani bir borç biliyoruz" ifadeleri kullanıldı.

KÜRESEL KRİZ: EPSTEİN DOSYALARI VE SAVAŞ SUÇLARI

Dünya genelindeki çocuk hakları ihlallerine de değinilen açıklamada, 2026 yılı başında gündeme gelen Epstein dosyaları ve İran’da yaşanan okul saldırısı gibi somut olaylar üzerinden uluslararası sisteme eleştiri getirildi: "2026 yılı başında kamuoyuna yansıyan Epstein Dosyaları, küresel güçlerin dahil olduğu sistematik bir çocuk istismarı ve insan ticareti ağının, uluslararası denetim mekanizmalarının gözü önünde nasıl sürdürüldüğünü acı bir biçimde ortaya koymuştur. BM uzmanlarının da vurguladığı üzere, ulaştığı boyutlar itibarıyla insanlığa karşı suç teşkil eden bu karanlık yapı, zenginliğin ve gücün hukukun üzerinde tutulduğu her an, bir çocuğun geleceğinin nasıl karartıldığını açıkça göstermektedir."

'ULUSLARARASI HUKUK KAĞITTAN BİR GEMİ'

İran’daki okul saldırısına da atıfta bulunulan metinde, uluslararası hukukun 'çocukların karşı karşıya kaldığı gerçekler karşısında kağıttan bir gemi olduğu' ifade edildi: "Uluslararası hukukta çocuklar ve okullar savaşın dışındaki güvenli bölgeler olarak tanımlanmışken 28.02.2026 tarihinde İran’ın Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokuluna düzenlenen ve yaşları 7 ile 12 arasında değişen 168 kız çocuğunun katledilmesine yol açan askeri saldırı, insanlığın vicdanında onarılmaz bir yara açmıştır. Bu anlamda uluslararası hukukun; küresel güçlerin oluşturmaya çalıştığı ihtişamlı görünümün aksine, çocukların karşı karşıya kaldığı gerçekler karşısında kağıttan bir gemi olduğu ortaya çıkmıştır."

TÜRKİYE'DEKİ TABLO: YOKSULLUK VE MESEM ELEŞTİRİSİ

TÜİK verilerine dayanarak çocuk yoksulluğuna dikkat çeken Antalya Barosu, MESEM sistemini ve iş cinayetlerini de şu sözlerle eleştirdi: "Bu yoksulluk, çocukları eğitimden koparıp Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) adı altında çıraklık maskesiyle ağır sanayinin ve denetimsiz atölyelerin insafına terk etmektedir. 2024 yılında 71, 2025 yılının ilk 11 ayında ise 85 evladımızın iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiş olması eğitim ve beceri eğitimi adı altında çocuk emeğinin nasıl sömürüldüğünün kanıtı niteliğindedir."

'ÇOCUKLAR NESNE DEĞİL, HAK SAHİBİ ÖZNELERDİR'

Antalya Barosu, açıklamasını çocuk hakları mücadelesinde kararlılık mesajı vererek noktaladı: "Bizler çocukları birer nesne değil, başta yaşam hakkı olmak üzere hak sahibi özneler şeklinde görmenin ve çocuk haklarına yönelik ihlallerin sona erdirilmesinin gerekliliğini bir kez daha vurgular; bu anlamda 23 Nisan’ı, sadece bir tören günü değil sömürüye, istismara ve şiddete karşı topyekûn bir duruş ve Milli Egemenliğe sahip çıkma günü olarak değerlendirdiğimizi belirtiriz. Bu anlayışla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyeti kuran kadroların; ülkemizin geleceği çocuklara ne kadar güvendiğini gösterdikleri ve dünya çocuklarıyla birlikte kutlayabilsinler diye armağan ettikleri bu kutsal mirası kararlılıkla savunacağımızı ve sonuna kadar yaşatacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Kaynak: HABER MERKEZİ