ANTALYA Barosu, Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak yaşanan süreci basın özgürlüğüne yönelik 'sistematik bir ihlal' olarak nitelendirdi. Baro tarafından yapılan açıklamada, gazetecilik faaliyetlerinin suç unsuru haline getirilmesinin demokratik toplum düzenine zarar verdiği belirtildi.
Baro yönetimi, Arı’nın tutuklanmasının münferit bir olay olmadığını, ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale teşkil ettiğini savundu. Açıklamada, ceza muhakemesi hukukunda tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: "Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın gazetecilik faaliyeti kapsamında yaptığı haber ve paylaşımlar nedeniyle tutuklanması, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik sistematik ihlallerin somut bir örneğidir. Gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapılması, basın ve ifade özgürlüğüne ağır ve kabul edilemez bir müdahaledir. Bu tür uygulamalar artık münferit değil, basın emekçilerine yönelik sistematik bir baskı niteliği taşımakta; demokratik toplum düzenine zarar vermektedir."
'SİSTEMATİK BİÇİMDE DARALTILIYOR'
Açıklamanın devamında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili maddelerinin geniş yorumlanmasının hukuki öngörülebilirliği zayıflattığı ifade edildi. Antalya Barosu, uluslararası kriterlerin ve yüksek mahkeme içtihatlarının önemine dikkat çekti: "Ceza muhakemesi hukukunda tutuklama, ancak kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali gibi zorunlu hallerde başvurulabilecek istisnai bir tedbirdir. Gazetecilik faaliyetinin suç isnadına dayanak yapılması suretiyle tutuklama uygulanması, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik açık bir girişimdir. Özellikle TCK 217/A ve TCK 216’nın uygulanmasında suç unsurlarının dar ve öngörülebilir şekilde yorumlanması gerekirken, gazetecilik faaliyetlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi kabul edilemezdir ve ceza hukukunun temel güvencelerini zayıflatmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihatları, ifade ve basın özgürlüğüne müdahalelerde kanunilik, öngörülebilirlik ve demokratik toplumda gereklilik kriterlerinin sıkı şekilde uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi de gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla baskı altına alınmasının ifade özgürlüğünü ihlal edeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve tutuklamaya maruz kalmaları, basın özgürlüğünün sistematik biçimde daraltıldığını göstermektedir."

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ENDEKSİ HATIRLATMASI
Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasındaki yerine de değinilen açıklamada, sürecin yapısal bir soruna dönüştüğü belirtildi: "Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 180 ülke arasında 159. sırada yer alması, ihlallerin yapısal ve süreklilik arz ettiğini ortaya koymaktadır. Bu tablo, basın özgürlüğünün fiilen kullanılamaz hale geldiğini göstermektedir. Nitekim gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması da bu durumun güncel örneklerindendir. Bu kapsamda Antalya Barosu olarak gazetecilik faaliyetlerinin TCK 217/A ve TCK 216 kapsamında geniş ve öngörülemez yorumlarla baskı aracına dönüştürülmesinin önüne geçilmesi, Ceza hukukunun, insan haklarının evrensel ve anayasal ilkelerine, AİHM ve AYM içtihatlarına uygun hareket edilmesi, Basın özgürlüğünü ortadan kaldıran hukuka aykırı tutuklamalara son verilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla duyururuz."




