İklim değişikliği, artan nüfus ve bilinçsiz su tüketimi dünyada su krizini her geçen yıl daha da derinleştirirken, Türkiye de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, özellikle tarım ve turizmin önemli merkezlerinden biri olan Antalya’da kuraklık riskinin artması, yer altı su seviyelerinin düşmesi ve yüksek su tüketimli tarım ürünlerinin yaygınlığı nedeniyle gelecekte hem çevresel hem de ekonomik açıdan ciddi sorunlarla karşılaşılabileceği konusunda uyarıyor.

Su, yaşamın kaynağı olmasının yanı sıra gezegenin döngüsel hafızası olarak da tanımlanıyor. Ancak günümüzde hem miktar hem de erişilebilirlik açısından ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Küresel ölçekte su miktarına göre yapılan sınıflandırmada, kişi başına yıllık kullanılabilir su miktarı bin metreküpün altında olan ülkeler “su fakiri”, 2 bin metreküpün altında olanlar “su azlığı”, 8-10 bin metreküpün üzerinde olanlar ise “su zengini” olarak kabul ediliyor. Türkiye ise kişi başına yıllık 1566 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor.

Ceren Şahin (1)

‘EN BÜYÜK RİSK SU STRESİ’
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha fazla hissedildiğini belirterek su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Şahin, “Önümüzdeki yıllarda 7’den 77’ye herkesi etkileyecek en büyük risk su stresidir. Yağış rejimlerindeki düzensizlik, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın hızla tükenmesine yol açacaktır. Diğer yandan sel ve taşkın kaynaklı maddi hasarlar da vatandaşlarımızın hayatını zorlaştıracaktır” dedi.

‘TARIM VE GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE’
Antalya’nın tarımsal üretimde Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Şahin, yaşanabilecek su krizinin yalnızca bölgeyi değil uluslararası gıda güvenliğini de etkileyebileceğini ifade etti. Şahin, “Tarımsal üretimin kalbi olan Antalya’da yaşanacak su sıkıntısı, sadece Türkiye’nin değil 100’ün üzerinde ülkeye yapılan ihracatın da geleceğini etkileyebilir. Bu durum gıda güvenliği açısından ciddi riskler doğurabilir” diye konuştu.

‘DENİZ EKOSİSTEMİ VE TURİZM DE RİSK ALTINDA’
Deniz ekosistemindeki değişimlere de dikkat çeken Şahin, deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın yeni sorunları beraberinde getirdiğini belirtti. Şahin, “Deniz suyu sıcaklıklarının artması ekosistemi bozarak istilacı türlerin çoğalmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca deniz seviyesindeki yükselmeler kıyı erozyonuna yol açarken, kentimizin can damarı olan turizm altyapısının da ciddi zararlar görmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı.

YÜKSEK SU TÜKETEN TARIM ÜRÜNLERİNE DİKKAT
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Başkanı Yüksel Karaman ise özellikle tarımda kullanılan su miktarına dikkat çekerek bazı bölgelerde su tüketimi yüksek ürünlerin yetiştirilmesinin yer altı sularını hızla tükettiğini söyledi. Karaman, “Bazı bölgelerde mısır ve yonca gibi yüksek su tüketen bitkilerin yaygın olarak yetiştirilmesi yer altı sularının hızla tükenmesine neden oluyor. Bu nedenle suyu daha az tüketen kuru tarım bitkilerine yönelmek bölge için daha faydalı olacaktır” dedi.

‘SU KAYNAKLARI KORUNMALI’
Su kaynaklarının korunmasının gelecek nesiller için hayati önem taşıdığını vurgulayan Karaman, “Su, yaşamın temel kaynağıdır. Gelecek nesillere temiz su bırakmak bugünden alacağımız önlemlerle mümkündür. Suyun kirletilmemesi ve verimli kullanılması hem çevresel sürdürülebilirlik hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Antalya’da su kullanımına yönelik bilinçli bir yaklaşımın benimsenmesi ve doğru tarım yöntemlerine geçilmesi, bölgenin geleceği açısından kritik bir öneme sahiptir” diye konuştu.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER