Son yıllarda iklimsel değişimler gözle görülür hale geldi. Bir yıl havalar kurak geçerken, bir başka yıl aşırı yağışlar şehirleri ve tarım arazilerini ciddi şekilde etkiliyor. Söz konusu yağışlar ve iklim olayları Antalya gibi tarımın oldukça büyük önem arz ettiği bir şehirde yaşanınca sonuçlar hem ekonomiyi hem de çiftçiyi vurmanın yanı sıra dünya tarımını ve gıda tedarikini riske atıyor. Konu ile alakalı Ekspres’e konuşan Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, iklim krizinin sebep olacağı olaylara dikkat çekerek gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
İŞ BİRLİĞİ GEREKLİ
Başkan Şahin, “Maalesef iklim krizini artık haberlerde değil, doğrudan hayatımızın tam ortasında yaşıyoruz. Artan orman yangınları, dolu, fırtına, hortum, aşırı yağışlar, kavurucu sıcak hava dalgaları ve deniz seviyesindeki değişimler gibi birçok olaya şahitlik ediyoruz. Tüm bunlar günlük yaşamımızı, tarımsal rekoltemizi, turizm gelirlerimizi ve ticaretimizi doğrudan etkiliyor. Bilim bize bu tür uç hava olaylarının artarak devam edeceğini söylüyor. Ancak umutsuz değiliz. Yapmamız gereken tek şey bu gerçekliği bir an önce kabul edip yaşam ve üretim alışkanlıklarımızı buna göre dönüştürmektir. Yerel yönetimlerimizden kamu kuruluşlarımıza kadar tüm mekanizmaların planlamalarını ve yatırım davranışlarını ‘iklime dirençli kent’ vizyonuyla yeniden tasarlamaları gerekiyor. Biz Çevre Mühendisleri Odası olarak bu uyum sürecinde tüm kurumlarımıza rehberlik etmeye, en güçlü iş birliklerini kurmaya kararlıyız” dedi.

TABLONUN KRİTİK YÜZÜ
“İklim krizi, Antalya için gelecekte beklenen soyut bir tehdit değil, tam da şu an yüzleştiğimiz somut bir gerçekliktir” diyen Ceren Şahin, “Özellikle Akdeniz Havzası, iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerin başında geliyor. Günümüzde ortalama sıcaklıkların artmasıyla birlikte sıcak hava dalgalarının hem süresi hem de şiddeti artıyor. Bunun yanında son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız ani ve şiddetli yağışlar, hortum felaketleri ve taşkınlar gibi ekstrem doğa olayları iklim krizinin doğrudan sonuçlarıdır. İçinde bulunduğumuz dönemde derinden hissettiğimiz tarımsal kuraklık da tablonun bir diğer kritik yüzüdür” ifadelerini kullandı.
GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKEYE GİREBİLİR
Şahin, “Önümüzdeki yıllarda 7’den 77’ye herkesi etkileyecek en büyük risk ise su stresidir. Yağış rejimlerindeki düzensizlik, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın hızla tükenmesine yol açacaktır. Diğer yandan sel ve taşkın kaynaklı maddi hasarlar tüm vatandaşlarımızın hayatını zorlaştıracaktır. Tarımsal üretimin kalbi olan Antalya’da bu durum sadece Türkiye’nin değil, 100’ün üzerinde ihracat yaptığımız ülkenin gıda güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaşma potansiyeli taşıyor. Ayrıca deniz suyu sıcaklıklarının artması deniz ekosistemimizi bozarak istilacı türlerin çoğalmasına zemin hazırlarken; deniz seviyesindeki yükselmeler kıyı erozyonuna ve kentimizin can damarı olan turizm altyapısının ciddi zararlar görmesine neden olacaktır” dedi.





